Okumak iyidir, şoku artırır!

Türkiye’de gazete okumaktan söz ediyorum, normal olarak gazeteleri haber almak, bir şeyler öğrenmek için okursunuz. Yine normal olarak okurken yüzünüzde ya hafif bir gülümseme veya habere göre daha ciddi bir ifade olur

Haberin Devamı

Türkiye’de gazete okumaktan söz ediyorum, normal olarak gazeteleri haber almak, bir şeyler öğrenmek için okursunuz. Yine normal olarak okurken yüzünüzde ya hafif bir gülümseme veya habere göre daha ciddi bir ifade olur.

Değil mi, normali budur.

Gel gör ki bizim gazeteleri okurken insanın yüzünde korku filmi izler gibi bir dehşet ifadesi oluyor. İnanmazsanız alın elinize gazetenizi aynanın karşısına geçin ve arada bir başınızı kaldırıp yüzünüze bakın.

“Bende olmuyor” diyorsanız kutlarım sizi, ya çelik gibi sinirlere sahipsiniz ya olup bitenler sizi ilgilendirmiyor veya ne olup bittiğinin farkında bile değilsiniz.

* Mesela... 73 saatte 7 kişiyi öldüren ve sanki bunları bir film için rol icabı yapıyormuşcasına yüzlerce kilometre yol katederek cinayetleri sürdüren iki kişi.

* Kocasından devamlı dayak yediği için küçük kızıyla baba evine sığınan ama cani kocadan kurtulamayarak çocuğunun gözleri önünde öldürülen genç kadın.

* Şırnak’ta tecavüz edildikten sonra önce boğularak öldürülen sonra da kafasına taşla vurulan 14 yaşındaki kız.

* 15 yaşında 100 erkeğe pazarlandığını anlatan kız. (Bunlar daha çocuk sayılır, insafsız, ahlâksız sapıkların kurbanı oluyorlar.)

* Kırmızı bültenle aranan YİMPAŞ dolandırıcısı Dursun Uyar’ın Abdullah Gül ve üç bakanın daha bulunduğu cenaze töreninde en önde saf tutacak cesarete sahip olması ve ne hikmetse kimsenin de bunu görmemesi. (Her şeye bir mazeret bulmakta üstümüze yok ama bunun da mazereti olamaz.)

SUÇLU CENNETİ
* Görevini yaparak Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen’e “hakkınızda 1 milyon dolar aldığınıza dair rüşvet iddiası var. İzin verin soruşturma açayım” diyen Gümrükler Müstaşarlığı Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ’ın “ihbar mektubunu işleme koyduğu için” derhal görevden alınması. (Aynı nedenle daha önce Gümrük Muhafaza Genel Müdür Vekili de işinden olmuş.)

* “Bu bayram Trafik işi sıkı tutacak” haberleri günler öncesinden başlamışken daha tatilin ilk gününde 27 kişinin ölüp 113 kişinin yaralanması.

* 2006 yılında hâlâ “Töre cinayetleri bir Kürt geleneği, atalaramızdan geliyor” diyen insanların yabancı haber ajanslarına bunu anlatması. Ve o ajansların da haberi “Türkiye’nin imaj sorununun temelinde hükümet tarafından tolerans gösterilen, aşiret düzeni yatıyor” şeklinde duyurması...

Yüzünüzde halâ dehşet ifadesi belirmediyse bence siz de bir psikoloğa görünmelisiniz. Bu kadar kanunsuz, kuralsız, başıboş, suçlu cenneti haline gelmiş bir ülkede yaşayanların zaten ruh sağlığını koruması bir mucize sayılır.

Bir diğer mucize de bu ülkeyi yönetenlerin bir yandan bütün bu felâket tablosuna rağmen suçları cezasız bırakma girişimlerinde bulunurken diğer yanda halâ çıkıp göğsünü gere gere lâf ebeliği yapmasıdır. Neymiş efendim; “Çok çok çok yoruluyorlar” mış... Bu aynen kendini çalışıyor zannedip de sınavlardan sıfır çeken öğrencilerin haline benziyor.

*****

“Babaannem hiç gülmedi!”
Gazetelerden söz açılmışken bazı gazetelerimizin maalesef özellikle de genç okur kitlesine sahip bazı gazetelerin olayları ne kadar yüzeysel ele aldığını söylemeden geçemeyeceğim.

Örneğin Ermeni iddiasından mı bahsedecekler, aynen ama aynen bazı akademisyen ve yazaların temcit pilavına çevirdiği yöntemi uyguluyorlar. Söz ettikleri şey tarih; bir bilim ama ortada bilimden eser yok, sadece “ninelerimiz, dedelerimiz” ne dedi, “onların nineleri, dedeleri” ne dedi gibi bebelere masallar var.

Sanki bu kadar ciddi bir konu masalla aydınlatılabilirmiş gibi... Hele bu arada; Ermenistan’ın arşivlerini israrla açmamasına rağmen bizim arşivlerimizin açık olmasının, TTK’da yalnız yerli değil tüm yabancı belgelerin de sergileniyor olmasının (buna rağmen “devlet arşivi” filân diyenler ne komik oluyorlar ama) gurur duyulacak bir şeffaflık ortaya koyduğunu takdir edemeyip TTK’ya saldıranlara şaşmamak mümkün değil.

Tabii aynı kişiler sıra Orhan Pamuk’a ve diğer “bilmeden konuşan” gayretkeşlere gelince de hemen “ifade özgürlüğü”ne, cesarete, “aydın sorumluluğu”na sarılıveriyorlar. Oysa aydın “konuştuklarının açıklaması istenince bundan kaçan ya da masallar anlatan”a denmiyor. Onların yaptığının ne ifadeyle, ne de özgürlükle bir ilgisi var.

Hangisi doğru

Ninelerin anlattığını gelince, bakın Dr. Kaya Kılıç ne diyor:

“Erzurumluyum.

Babaannemin güldüğünü çocukluğumda hiç görmedim. Babasını, üç erkek kardeşini, amca oğullarını da kapsayan toplam 26 akrabasını o güne kadar beraber yaşadıkları Ermeniler öldürdü.”

Ararlarsa bu ninelerden çok var ama yine de olmaz. Önemli olan ilgili her ülkenin belgeleri karşılaştırılarak alınacak sonuçtur.

Kâmuran Gürün’ün kitabındaki rakamlarla, TTK’nın rakamlarını karşılaştıranların ise elbette TTK’nın belgelerinin daha doğru olduğunu bilmesi gerekiyor. Gürün, çok uzun yıllar önce kendi araştırmalarıyla bulduğu sonuçları yazmıştı, Tarih Kurumu ise diğer ülkelerdeki tüm resmi belgelerle de karşılaştırarak rakam veriyor.

Demagoji yapmaya gerek yok yani!

DİĞER YENİ YAZILAR