Öğrenciler tartaklanıyor hapse atılıyor

Haberin Devamı

Bursa’da bir lisenin öğrencilerine ÖSS’ye tepki için yaptıkları eylemde “Ampul Tayyip” diye bağırmaları nedeniyle Erdoğan tarafından açılan davada “11’er ay hapis” cezası verildiğini biliyorsunuz.

Mersinli çiftçinin geçen yıl yediği hakaretten sonra “Başbakan konuşacak” diye haksız yere gözaltına alındığını da biliyorsunuz. (Cumhuriyet Savcılığı bile soruşturma başlattı bu gözaltı için...)

Şimdi de Aydın’da Başbakan’ın otobüsü geçerken ailesinin çektiği sıkıntıya üzülerek “Allah cezanızı seçimde verecek” diye bağıran 13 yaşındaki ilköğretim öğrencisi “Başbakan’ın otobüsü durdurup kendisini korumaları ile karga tulumba yanına getirttiğini ve ‘Neden yaptın’ diye sorarken ensesini çizdiğini” söylüyor ve çizikleri gösteriyor. Daha sonra da korumalar tarafından epeyce tartaklandığını anlatıyor. Kim anlatıyor, kim tartaklanıyor, tırmalanıyor; 13 yaşında bir çocuk. Artık böyle bir ülkede “çocuklara karşı şiddet”i önleyebilir misiniz?

Acaba öğrencileri mahkemeye veren, tartaklayan, tartaklatan AKP Genel Başkanı kendisi diğer partilere hiç “Allah cezanızı sandıkta verecek” dememiş midir?

Medyaya, rakip liderlere, iş adamlarına ağzına gelen argolu küfürlü cümlelerle hitap eden birinin 13-15 yaşındaki öğrencileri veya konuşan-tepki gösteren her vatandaşı korumalarına tartaklatması, karikatüristler dahil hepsine dava açması olacak iş midir?

HER ŞEY YALAN, PEKİ GERÇEK NE?

En son örnek Ordu mitinginde yaşanmış. Düşünün memlekette her 100 kişiden 80’inin yani nüfusun yüzde 80’inin daha yoksullaştığını, koca sanayilerin, fabrikaların çöktüğünü, en az 500 bin yeni işsizin ortaya çıktığını araştırmalar gösteriyor, ekonomi uzmanları her gün anlatıyor.

TV haberlerinde gırtlağa kadar borç içindeyken bir de üstüne işsiz kalanları, parasını ödeyemediği için üniversiteden ayrılan ve bilgisayarı bile hacizle alınan üniversitelileri, 1 TL temizlik parasını ödeyemediği için öğretmeni tarafından azarlanan ilköğretim öğrencilerini izliyoruz.

Ama ekonomik krize zamanında önlem almayan iktidar partisi yoksulluğa, işsizliğe tepkiyi ve bu nedenle ortaya çıkabilecek oy kaybını bir yandan milletin bir cebinden alıp öbürüne koyarak, devletin, belediyelerin kaynaklarını kullanarak erzak poşetleriyle, kömürle, buzdolabıyla kapatmaya çalışırken Başbakan da Ordu’da millete “Hiç kimse zor durumda değil kardeşlerim inanmayın, gerçekler başka bakmayın” diyor.

Diyebiliyor çünkü o kalabalıkta “aksini söyleyebilecek” bir babayiğit çıkmaz artık.

Enayi mi millet, konuşsa başına ne geleceğini defalarca gördü...

Ve sıra geliyor aynı gün “Küfürle hakaretle işim olmaz” diyen Erdoğan’ın üstü örtülü küfrüne...

“Bakmayın”dan sonra “Bunlar alışmışlar hükümetleri köşeye sıkıştırarak oralardan nemalanmaya, tabii şimdi diyorlar ki IMF ile anlaşsınlar. Sana mı soracağım” sözleriyle medyaya, yüzlerce yazara okkalı bir “çıkar için kendini satan basın”, “sahtekâr, yalancı basın” hakaretini yapıştırıveriyor.

“İnsanda utanma olur, utanma” lafıyla MHP lideri Bahçeli’ye dolaylı olarak “utanmaz” diyen, canının istediğine “cibilliyetsiz”den “nezhebi belli değil”e, “mezhebi geniş”ten “ananı da al git”e kadar aklına geleni söyleyen, Almanya’da gurbetçi vatandaşa “sahtekâr” dediği için tazminat ödeyen biri sonra da dönüp “Küfürle, hakaretle işim olmaz” diyor.

Halkın hafıza zayıflığını bilmese bunu yapabilir mi?

Vatandaş korkmadan “IMF ile anlaşınca ağır vergiler geleceği için mi seçim sonrasına bıraktınız” diye sorabilse IMF konusunda yanıltmaca yapabilir, iş adamlarını “sanki durumun ciddiyetini hatırlatmakla suç işlemişler gibi” sindirmeye çalışabilir mi? Halka şikayet etmeye kalkabilir mi?

İnsanlarda “seçim tehdidi yapmaya hakkınız yok” diyecek cesaret bırakmış olsa iktidarın bakanlarından, belediye başkanları ve adaylarından sonra kendisi de “iktidar yerelde güçlü olursa hizmet de farklı olur” sözüyle tehdide devam edebilir mi?

Bu memlekette saygı da, hukuk da maalesef ayaklar altında gezinmekte artık...

AKP için referandum anlamı taşıyacak yerel seçimler uğruna her şeyi göze alıyorlar.

Buna karşılık yapılacak tek şey Başbakan’ın ‘yalan’ dediği ‘gerçekleri’ iyi düşünmek ve mutlaka oy kullanmak...

Oyunuzu kullanmaktan kaçmayın!


*****

Bu nasıl seçim?

Bilgisayarlı toplama, parmak boyasının kalkması, 6 milyon ekstra seçmen ve ortaya çıkan seçmen kütüğü rezaletleri ile, kurumlar/iş yerleri tarafından yapıldığı bilinen “oyunun fotoğrafını çek” baskılarına rağmen oy kullanırken cep telefonu taşımaya izin verilerek nasıl adil bir seçim yapılabilir kimse anlamış değil.

Muhalefet partileri neden yeterince tepki gösterip hile ihtimallerini önlemediler, AKP iktidarını bütün bu şikayetler, endişeler neden hiç rahatsız etmiyor onu da kimse anlamış değil.

Neslihan Demir isimli okurumuz dün gönderdiği mektupta “Nüfus sayımındaki imzalı belge Kadıköy Erenköy’de oturduğumuzu tescillediği halde bizi ailece yok saymışlar ve seçmen kağıtlarını yollamadılar. Muhtara gittim ‘yapılacak hiçbir şey yok’ dedi. İl seçim kurulunu aradım onlar da aynı şeyi söylediler. Soruşturunca bizim gibi birçok evdeki seçmenin silindiğini, onun yerine bazı daire ve evlere olmayan seçmenlerin yazıldığını öğrendim. Çok üzgünüz, ne yapacağız” diye soruyor.

Cevap: Merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Bu şekilde yapılan bir seçimle seçim sonrasında da milyonlarca kişinin “üzülmesi” söz konusu. Susturulan ve büyük kısmı da maalesef uyuyan bir millet sonunda üzülmeye mahkumdur!


DİĞER YENİ YAZILAR