Türkiye guguk devleti değil, hukuk devleti”ymiş... “Fabrikası kapanan işini bilmiyor”muş... “Herkes hakaret ediyor, kendisi etmiyor”muş... “Türkiye’de taş üstüne taş koyan herkesi minnetle anıyor”muş...
Herkes saf, vatandaş anlamaz, bir kendileri akıllı ya, anlat masalları gitsin, bebeler uyumaya devam etsin!
Bütün hukukçuların, Baro başkanlarının, “Hukuk elden gidiyor, hukukta bile çifte standart uyguluyorlar, yargıya müdahale var veya Yargıtay eski Başkanı Sami Selçuk gibi yargı kuşatma altında” dediği, tüm sivil kurumların başta medya olmak üzere siyasi baskı altına alındığı ülke “hukuk devleti” ymiş... Hukuk devleti görmeyenlere duyurulur.
Madem ki “hukuk devleti”dir yani adil olmayan işlerin yapılmaması, uygulamaların görülmemesi gerekmektedir o zaman belediyelerinizde milletin vergileriyle, alın teriyle toplanan paralar neden partililerinize trilyon trilyon peşkeş çekildi ve çekiliyor?
Tek bir örnek; İstanbul ve Ankara belediyelerinde sözüm ona asfalt danışmanlığı adı altında onlarca trilyon para bir adama, üstelik yalan “yabancı uzman” isimleri verilerek neden, hangi hakla ödenmiştir?
Bu soruları sormadan, cevabını almadan oy verenler; cebinde çay içecek parası, ayağında ayakkabısı olmayan vatandaşların, okul harcını yatıramadığı için eğitimi kesilen öğrencilerin, işsiz ve bir çorba kaynatamayan ailelerin hakkını yiyenlerle aynı suça ortak olacaktır.
“TEĞET”ler, “TEĞETCİK”ler!
“Kredi kartıyla borçlananların dürüst olmadığını” söyleyenler şimdi de “fabrikası kapananların iş bilmediğini” söylüyorlar. Peki o fabrikalar neden şimdiye kadar kapanmadı, o zaman işi bilenler bugün unuttular mı?
İngiltere Başbakanı krize önlem aldığı halde (bizde “teğet geçtiği” ve bunda hâlâ ısrar edildiği için önlem de alınmadı) halkından “daha da fazla önlem almalıydım” diye özür diliyor, siz ne yaptınız?
Özür yerine vatandaşı dürüst olmamakla, iş adamlarını iş bilmemekle suçlamak ve aylardır muhalefet liderleriyle köşe kapmaca oynayıp birbirinize hakaretlerle saldırmaktan başka ne yaptınız?
Bütün o eşek, koyun hakaretleri, liderleri Ergenekonculukla suçlama girişimleri nereye gitti ki şimdi “Biz hakaret etmiyoruz” diyebiliyorsunuz?
Savaş dönemini normal zamanmış gibi sunarak ekmek karnelerinden bahsederken geçmişi insanlara yanlış anlatan, yanlış örnekler veren siz değil misiniz?
Nasılsa uyutursunuz...
Başbakan Erdoğan şimdi de kalkmış “ Obama’yla benziyoruz, çünkü ikimiz de mütevazı geçmişe sahibiz” diyor.
İlk akla gelen şu; durun bakalım, onun çocukları da iki üç yılda sizinkiler kadar zenginleşecek mi? Bakalım o da “mütevazı geçmişten” birkaç yılda padişah zenginliğine kavuşacak mı?
Ayrıca Obama süper eğitimli bir hukukçu ve hukukçu olarak hakka hukuka ve millete karşı sorumluluklarına büyük önem veriyor, sizin hukukçular gibi hukuka takla attırmıyor. Seçim öncesinde de kimseye hakaret ettiğini, “beni tutmayan, körü körüne destek vermeyen, benimle ilgili haber yapan gazeteleri almayın” dediğini kimse duymadı.
Daha ilk konuşmasında “Milletin her kuruşuna dikkat etmeliyiz, bir yönetim ancak böyle halkın güvenini kazanır” dedi.
Elit bir eğitim almış olmayı, iyi bir hayat düzeyine sahip olmayı “utanılacak bir özellik” gibi göstermedi, halkı din-inanç istismarıyla bölmeye, düşman kutuplar yaratarak kazanmaya kalkmadı.
Hayır, Erdoğan’ın Obama’yla hiçbir benzerliği yok. Sadece “kendine benzeyerek” kazanmaya çalışsın, anlattığı masallar “çok çocuk yapın” teşvikiyle paralel iyi yürüyor, tehditleri mutlaka işe yarıyor, yine büyük bir kesime yutturulur nasılsa.
Obama desteğini kullanmasın bari!
Obama’yı da güldürmeyin!
Haberin Devamı

