ABD yine Türkiye’yle oynamak istiyor ama bunu nasıl yapacağına karar veremedi. “Ermeni soykırım iddiası” ile ilgili olarak başkanları Obama’nın “soykırım” demeyip en az onun kadar sorun yaratacak “meds yeghern” deyimini kullanması ve aklınca Türkiye’yi üç kağıda getirmesi yetmedi, şimdi Türkiye’deki laikliğe taktılar.
Önce ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, sonra Barack Obama Türkiye’ye geldiklerinde sanki her laik ülkede bunu yapıyorlarmış gibi Türkiye’nin “laik demokratik rejimi”ne övgüler dizdiler. Bunun nedeninin; “Pakistan’ın da yakında tümüyle köktendinci Taliban’a teslim olması ve katı bir şeriat rejimine dönüşmesi tehlikesini görmeleri, yine Müslüman çoğunluklu bir ülke olan Türkiye’nin laik rejiminin onu ‘köktendinci’, radikal akımlara, hareketlere karşı koruduğunu ve laik rejiminin, ‘laik devlet’ kurallarının bu anlamda diğer ülkelerden daha fazla önem taşıdığını fark etmeleri” olduğunu düşündük. ABD’den gelen haberler de bu yöndeydi. Oysa (sanki Obama’nın “soykırım” yerine “büyük felaket” demesi daha az sorunmuş gibi) Amerikan Kongresi adeta Başkan Obama’nın 24 Nisan konuşmasının verdiği zararı “yetersiz” görüyor havasında bu yıl yayınladığı Dinler Özgürlüğü Raporu’nda Türkiye’deki laikliği, tesadüf bu ya “aynen AKP’nin ifadeleriyle” eleştirmiş; Türkiye’de Müslümanların dinlerini rahat yaşayamadıklarını, Türk tarzı laiklik ile Amerikan tarzı laiklik anlayışının farklı olduğunu, Obama yönetiminin “Türkiye’de dinin daha özgürleştirilmesi, özellikle kamusal alanda (okullar, üniversiteler, devlet daireleri) dinî kıyafetlerin giyilebilmesi için Türk yetkililerle işbirliği yapması gerektiği bildirilmiş. Bu arada Türk ordusunda namaz kılan veya karısı başörtüsü takan subayların disiplinsizlikle suçlandığı” gibi bir yalana da yer verilmiş ki asker ailelerinin birçoğunda başörtülü kadınların olduğu, yalnızca orduevlerinde (kamusal alan sayılarak) başörtüsüne izin verilmediği, namaz kılan askerlerin asla disiplinsizlikle suçlanmadığı açıkça biliniyor.
ABD’NİN “ERMENİSTAN” TEŞEKKÜRÜ MÜ?
Tam da AKP’nin yeniden “Anayasa değişikliği”ne el attığı bir dönemde, acaba Obama’nın “Ermenistan sınır kapısının açılması” isteğine yeşil ışık yakılmış olması mı ABD’nin aklına birdenbire “Türkiye’deki laikliği tartışma”yı getirmiştir bilemeyiz. Ama işin ilginç tarafı aynı sırada ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris’in de Fethullah Gülen Cemaati’nin ABD’de kurduğu Rumi Forumu’nda yaptığı konuşmada “ABD’de gelişen bir görüşe göre Türkiye’nin 2002’den bu yana Batı karşıtı ve İSLÂMCI (din devleti, şeriat kurallarına göre yönetim isteyen) bir eksende gittiği ve Obama’nın Türkiye’yi köktendinciliğe götüren bir hükümeti ziyaret ederek ödüllendirmemesi gerektiği belirtiliyordu, Obama bu görüşü reddediyor” demesiydi.
Dünyanın (ve ABD’nin) en önemli düşünce kuruluşlarının raporları ile medyasıydı bu görüşü dile getiren ve Mark Parris her nedense (!) hepsini bir kalemde silip atıyor. Ve bulmacanın kareleri (Kongre raporu, Parris) birbirini tamamlıyor: ABD kararını verdi, “Türkiye’de İslamizm tehlikesi yok, rejimiyle oynanacak.”
Bu konuya devam edeceğim ama bu yazımı Obama’nın birkaç hafta önce Georgetown Üniversitesi’nde konuşma yaparken arkasındaki “üzerinde Hz. İsa’nın adının yazılı olduğu pano ile haç sembolünü siyah bir perde ile kapattırması”nı ve bu nedenle gördüğü tepkileri hatırlatmadan bitirmeyeceğim.
Acaba Din Özgürlüğü Komitesi Türkiye’yle uğraşmadan önce kendi Başkanı’na bunun nedenini sordu mu? Sorması gerekmez miydi?
Kılıçdaroğlu Deniz Feneri’ni açıklıyor!
Tam CHP “Adalet Bakanı Şahin’in Deniz Feneri davasında delillerin karartılması için ortam hazırladığı, davayı geciktirip kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği” için Meclis’e gensoru önergesi verdi ki Şahin Adalet Bakanlığı’ndan alındı.
Dün “istifa için ne bekliyor” demiştim, demek bunu bekliyormuş. Ana muhalefet partisinin verdiği önergede tüm vatandaşların telefonlarının yasalara aykırı olarak dinlenmesi ve yargıya yapılacak siyasi baskı da var.
Bu haftanın en önemli olayları: PKK terörüne verdiğimiz son şehitlerimiz, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili yeni gelişmeler, Alman yargısının Türk Deniz Feneri ile birlikte 12 şirketin aranması ve faillerin sorgulanması talebi ve Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un konuşması idi.
Pazar günü; CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Emekli Tümgeneral Osman Özbek, İstanbul Üniv. Hukuk Anabilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Ersan Şen ve Taraf Gazetesi Yazarı Ayşe Hür’ün katılacağı Her Açıdan’da bu konuları tartışacağız. Şimdiden bu heyecanlı ve çok şey öğreneceğiniz tartışma için TV’lerinizin karşısında yerinizi ayırın; 3 Mayıs Pazar, öğlen 12.30’da. Hepinizi bekliyoruz.

