O eve sığabilir misiniz?

İmam Hatip'li olmanın yuva yöneticisi olmak için önemli şart sayıldığı..." Dünkü yazımda yer alan bilgi bana Medeni Kanun ile TCK Kadın Platformunun kurucularından, KADER yönetim kurulu üyesi, Mor Çatı Kadın Sığınma Evi'nin de gönüllü avukatı olan Hülya Gülbahar tarafından gönderilen listeler üzerine Salı günü yazılmıştı. Aynı bilgi o akşam CNN'de de verilmiş

Haberin Devamı

İmam Hatip'li olmanın yuva yöneticisi olmak için önemli şart sayıldığı..." Dünkü yazımda yer alan bilgi bana Medeni Kanun ile TCK Kadın Platformunun kurucularından, KADER yönetim kurulu üyesi, Mor Çatı Kadın Sığınma Evi'nin de gönüllü avukatı olan Hülya Gülbahar tarafından gönderilen listeler üzerine Salı günü yazılmıştı. Aynı bilgi o akşam CNN'de de verilmiş.

SES (Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası)'nın sitesinde verilen SHÇEK il müdürü ve yuva yönetici listeleri Türkiye'nin birçok ilindeki görevlilerin sadece İmam Hatip veya İlahiyat Fakültesi mezunu olmalarının en iyi kadrolara yerleştirilmeye yettiğini gösteriyor. Bunların bir kısmı yetiştirme yurtlarında çalışması sakıncalı, yetersiz görüldüğü için görevden alınan, veya yolsuzluk, irtica, taciz nedeniyle hakkında soruşturma açılan isimler ama bu iktidar döneminde yine öğretmen, yuva müdürü veya il yöneticisi olarak işbaşına getirilmişler, (listede bir şoför bile var, VAN 11 Md. Yrd.'nın daha önce şoförlük yaptığı belirtilmiş.)
Bu benim için çok yeni bir bilgi değil aslında, daha önce taciz, tecavüz nedeniyle hakkında dosyalar hazırlanan müdürlerin tekrar tekrar yurt ve yuvaların başına getirildiğini defalarca yazdım. Bununla birlikte açıkçası SHÇEK il
müdürlüklerine de getirildiklerini ve bu durumun böylesine ülke çapında fütursuzca yaygınlaştırıldığını bilmiyordum. Tablo böyle olunca bakıcı yerine başlarına verilen temizlik işçilerinden dayak yiyen (onların elinden kaka da yediklerini hatırlatalım mı) yuva çocuklarını da gayet doğal bir olay olarak karşılamak gerekiyor. Ve tabii Bakan Hanım'ın da o çocukları önce İstanbul'a getirip sonra da Bayram'da evine alması gerekiyor.

Ama bu tür bir kadrolaşma sonunda şiddete uğrayan çocuk sayısı o kadar çok olur ki ev değil otel olsa sığmaz. Ne olacak o zaman?

AKP'nin ne yapmaya çalıştığını iyi görmek, iyi değerlendirmek lâzım. AB başarısı ve Derviş'in oturttuğu sistemle ekonomiyi biraz doğrultmak, diğer tarafta yapılan fahiş hataları uzun süre kapatamaz.

Yarın: İçişleri Bakanlığı ne yapıyor?

Bir saygısızlık var ama...
Başbakan Tayyip Erdoğan Londra'da "Kültürel Çeşitlilikte Kadının Hakları" konferansında erkek egemen anlayışı eleştiren, kadın haklarını savunan bir konuşma yapmış. Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü'nde kadın çalışanlarının "TMO'dan kadın yönetici kıyımı yapıldığı, başarılı kadın müdürlerin alınarak yerlerine tarikatçı olduğu bilenen (bazılan bu nedenle daha önce görevden alınmış) isimlerin getirildiği" şikayetlerini aldığım sırada bana çok önemli geldi bu konuşma. Ortada bir çelişki var ama nedir?

Yabancılara farklı konuşuyor, kendi içimizde uygulamaları farklı anlayışla mı yapıyor AKP?

Bu konuşmada ilgimi çeken bir nokta daha var; Başbakan'ın "siyasette kadın kotası" nı kadınlara saygısızlık olarak gördüğünü söylemesi. Tabii ki Türkiye gibi nüfusunun yarıdan fazlası kadın olan ama, 550 kişilik Medis'inde en fazla 24 kadın milletvekili, hükümetlerinde ise bir iki kadın bakanın bulunduğu bir ülkede ilginç bu söz.

Saygısızlık bunların hangisi acaba?

DİĞER YENİ YAZILAR