Nur yüzlü dedecik

Onlan göğüslerinde gururla taşıdıkları ay yıldızlı madalyalarla gördüğüm dakika gözlerim yaşarır

Haberin Devamı

Onlan göğüslerinde gururla taşıdıkları ay yıldızlı madalyalarla gördüğüm dakika gözlerim yaşarır.

Beyaz, pamuk gibi sakalları, eski kalın camlı gözlükleri, bastonları, nurlanmış yüz ifadeleriyle dünyanın en tonton derecikleridir Kurtuluş Savaşı gazilerimiz.

Kaç tane kalmışlar? Kimine göre 26, kimine göre sadece 3...

Kaç kişi olurlarsa olsunlar, bugün biz muhteşem bir ülkenin istediğimiz köşesinde huzur içinde, özgürce yaşayabiliyorsak onların sayesinde yaşıyoruz.

Gazi'lerinin emriyle korkusuzca, bir an tereddüt etmeden gerekirse ateşe atlayan bu kahramanların sayesinde.

Peki Yunanlı gaziler 2.5 milyar TL. maaş alırken bizim kahramanlarımız ne kadar maaş alıyorlar? Sıkı durun; 135 milyon TL. Onlarla birlikte Kore Savaşı ve Kıbrıs gazileri de aynı maaşı alıyor.

Böyle bir rezalete nasıl susulur? Nasıl susuyoruz milletçe? Hele yapılan soygunları, kaybına göz yumulan yüz milyarlarca dolan, onları hüpletenlerin hâlâ sürdürdüğü imparator yaşamlarını gördükçe bu haksızlığa nasıl topluca isyan etmiyoruz?

Yo, yoo duygularımızı bu kadar yitirmiş olamayız. Asıl bu gazileri başımızın üzerinde taşıyıp, imparator hayatı sunmamız gerekirken onların son yıllarında sefalete terkedilmelerine, ailelerinin sıkıntı içinde yaşamasına seyirci kalamayız.

Ben mümkün olan her gün köşemin bir bölümünü bu haksızlığı hatırlatmaya ayıracağım. Tayyip Erdoğan ve bakanları her şeyden önce bu utancı ortadan kaldırmak zorundalar. Hazır 30 Ağustos'u yeni kutlamışken tam zamanıdır. 29 Ekim'den önce halledilmesini bekliyoruz!

Du bakali n'olcak?
Bindiğim takside Vatan Gazetesi'nden Şişli'ye doğru ilerlerken radyo "haberler"! veriyor.

"Bir türlü yakalanamayan Uzanlar için kırmızı bültenle arama emri çıkarıldı."

Bu haberi duyar duymaz şoför gülmeye başlıyor.

Neye güldüğünü soruyorum; "Yakalasalar nolacakki?"

- Neden?

"Şimdiye kadar bu ülkeyi hortumlayanları yakaladılar da ne oldu? Bunlan da önce yakalar, sonra temize çıkarır, daha sonra da bırakırlar..."

- Bu hükümet farklı davranır belki? İnanmıyor musunuz?

"Ben inanmıyorum abla. Bugüne kadar farklısını görmedik. Bunlar da geldiğinden beri hortumlayanlara bir şeycik yapmadılar. Giden para gitti gider. Ne Uzanlar'dan, ne diğerlerinden alacakları yok. Alsalar alsalar yine bizden alacaklar."

Bunları duyunca 'insanlar adaletin yerine getirileceği inancını tümüyle kaybettiler' diye düşünüyorum. 'Nasıl da çaresiz bir teslimiyet içindeler.'

Daha ben düşüncemin ortasına varmadan şoför öfkeyle atılıyor; "Ama her şeyin bir sınırı var. Bu AKP hükümetini halk bir şey zannetti, öncekiler gibi davranırlarsa bir daha iktidarı zor görürler..."

Vay vay vay. Demek o kadar da çaresiz bir teslimiyet değil bu. Yeni bir sandık ümidi hiç bitmiyor bu milletin. Eee, onu da AKP düşünsün. Bekleneni yaptı, yaptı. Yapmadı...

Şoför ne demişti?

Kampanya!
Eskişehir'den yazan 22 yaşındaki okuyucum Alper Horozoğlu nün bir şikayetini kendi gazeteme (ve aynı şekilde promosyon yapan diğer gazetelere) duyurmak istiyorum.

Alper önce Vatan'in tarafsız haber yayıncılığını ve ucuz fiyatına rağmen yaptığı eğitimle ilgili promosyonları kutlayarak başlamış mektubuna.

Sonra da diyor ki; "Tam Atlas kampanyasının kuponlarını biriktirmeye başladım ki ardından İngilizce Game Books kampanyası ve Fono Sözlük kampanyası başladı. Eğer sözlük kampanyasının başlayacağını önceden bilseydim kesinlikle Atlas'a başlamazdım. Simdi ise başlamış olduğum için bırakamıyorum. Lütfen promosyon kampanyalarını üst üste bindirerek seçme hakkımızı kısıtlamasınlar."

Bu şikayeti gazetelere duyuruyorum ama Promosyon Bölümü'müzden aldığım bir bilgiyi de mağdur olduğunu iddia eden okurlanmıza iletmek istiyorum.

Vatan Gazetesi peş peşe gelen kampanyalarda (örneğin Atlas 1 ve Atlas 2) okuyucuya avantaj sağlamak için ekstra kuponlar veriyormuş. Bunun dışında aynı zamanlardaki kampanyaların ancak birine katılmanın mümkün olduğu anons ediliyormuş. "Aksi takdirde 200 bin TLye 4 kampanya bu kez de gazeteye mağduriyet olmuyor mu?" diyorlar. Onlar da haklı, değil mi Alper?

DİĞER YENİ YAZILAR