Norveç'in görülmemiş diplomatik ayıbı

Salı günü, Doğuş Grubu'nun ana sponsorluğunu yaptığı "Gelibolu" filminin İngiltere galasına katılmak üzere gazeteci, televizyoncu ve iş adamlarının bulunduğu bir grupla Londra'ya geldim

Haberin Devamı

Salı günü, Doğuş Grubu'nun ana sponsorluğunu yaptığı "Gelibolu" filminin İngiltere galasına katılmak üzere gazeteci, televizyoncu ve iş adamlarının bulunduğu bir grupla Londra'ya geldim. Birkaç gün yazılarımı buradan yazacağım. Dün gece katıldığım gala izlenimlerimi ise yarın okuyacaksınız... Türkiye'yle ilgili haberleri uzaktan duymak beni her zaman daha fazla etkiliyor; Başbakan Erdoğan'ın Norveç'te karşılaştığı olaylar gibi... Aşağıdaki yazım bu duygularla yazıldı.

Espri, mizah ve küstahlık arasında "ince bir çizgi" vardır aşılmaması gereken... Ve hep "elmalarla armutlar" meselesi... Bizim sık sık yaptığımız hata Norveç Devlet Televizyonu tarafından da yapıldı.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kendisiyle ilgili karikatür ve fıkralara kızmasını, mahkemeye vermesini içerde hepimiz eleştirdik. Dış basın da eleştirdi. Zira onun konumundaki siyasetçi, devlet adamı ve yöneticilerin her tür eleştiriye olduğu gibi, espriye ve hatta alaya dayanıklı olması gerekir.

Medyanın eline böyle bir koz verildiği zaman da bunun her ülkede medya tarafından uzun uzadıya kullanılacağı yadsınamaz bir gerçektir. Nitekim Erdoğan'ın Musa Kart'ı mahkemeye vermesinin hemen ardından Penguen dergisinde çıkan muhteşem karikatürler "dava konusu olandan" çok daha ileri düzeyde alay içeriyordu.

Örneğin; "Başbakanlık" yazan kapının önünde bir kedinin, kapıda bekleyen görevliye "birini görüp hemen gideceğim" dediği karikatür hatırladıkça gülecek kadar güzeldi.

Başbakan her seferinde dergiyi ve karikatüristleri mahkemeye mi verecek, bu doğru mu? Ve bununla uğraşılır mı?

Uğraşılmayacağı için diğer ülkelerde devlet adamları, devlet başkanları bu tür olaylarla hiç ilgilenmez, yorum bile yapmazlar.

Başkan Bush, daha seçilmeden önce kendisi hakkında yüzlerce espri, alay içeren kitaplar, karikatürler piyasaya çıkmıştı.

İngiltere Kraliçesi, aile fertleri, başbakanları her zaman basın ve TV programları tarafından hicvedilir. Sanatçılar onları taklit eder, çoğu kez alaya alırlar. Birçok ülkede benzer olaylar tekrarlanır.

Bizde de güldürü sanatçıları, karikatüristler Demirel'i, Erbakan'ı, Çiller'i, Ecevit'i, Yılmaz'ı her şekilde espri konusu yapmışlardır.

Erdoğan bu "hazım yeteneği" ni gösteremedi. İç ve dış basında bu nedenle eleştirilmesi çok doğaldır. Ve en kısa zamanda bu huyunu değiştirmesi gerekmektedir. Ama...

Norveç Devlet Televizyonu'nun yaptığı "elmalarla armutlar' ı karıştırmaktan başka bir şey değil. Hiçbir ülkede, herhangi bir devlet başkanı gelmeden önce (iç sorunlar ve hataları ne olursa olsun) onu alay konusu yapacak, onunla birlikte ülkesini küçük düşürecek bir program yapılmaz. Yapılsaydı; bizim de Bush'un sık sık yaptığı, Amerikalıların kendi deyimiyle "aptalca" gafları, hataları onun ziyaretinden önce TRT'de gösterme imkânımız vardı... Diğer devlet başkanları için de aynı şey geçerli... Ve bu her ülkede imkân dahilindedir.

Norveç TV'sinde yapılan, daha sonra Başbakan'ın karşılaştığı "yumurta eylemlerine" de rahat bir ortam hazırlayan bir büyük hata, büyük saygısızlıktır.

AB ülkesi diyerek her saçmalıklarına susmak, katlanmak zorunda hiç değiliz. Onlar patavatsızca her şeyi söyleyebildiklerine göre bizim de tüm gazetelerimizin birinci sayfasından bu ayıbı Norveç'in yüzüne vurmamız çok iyi olurdu. Koruyup, kolladıkları PKK'nın eylemi de konukseverliklerinin(!) üzerine tüy dikmiştir, ayıplarıyla gurur duyabilirler!

Huntington Türkiye'ye geliyor!
Ünlü siyaset stratejisti, yazar Samuel Huntington "Akbank Kurumsal Bankacılık'ın ana sponsor olduğu bir panelde konuşmak üzere 23 Nisan'da Türkiye'ye geliyor.

Amerika'nın en önemli dış politika entelektüellerinin arasında yer alan, Jimmy Carter döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi-Güvenlik ve Planlama Koordinatörü olarak görev yapan Huntington, biliyorsunuz "Medeniyetler Çatışması ve Yeni Dünya Düzeni" isimli kitabıyla bütün ülkelerde büyük bir tartışma başlatmıştı:

Geleceğin dünyası farklı kültürlerin, özellikle de İslâm dünyasıyla Batı'nın çatışmalarına mı sahne olacak? Nitekim İkiz Kuleler e yapılan 11 Eylül saldırısı ve sonrasındaki gelişmeler onun tezini doğrular nitelikteydi.

21. yüzyılda dünyanın bloklara ayrılacağını; Amerika ülkeleri, Uzakdoğu ülkeleri ve Avrupa'nın ilk 3 bloğu teşkil edeceğini söyleyen Huntington geriye kalan Arap ve Afrika ülkeleri ile Pakistan, Afganistan, Bangladeş, Hindistan gibi ülkelerin de 4. bloğu oluşturacağını belirtiyor ve ilk 3'ün, "4."nün birleşmesini desteklemesinin gelecekteki çatışmaları önleyecek tek çözüm olduğunu vurguluyor.

Tezleriyle olay yaratan ünlü düşünürün 24 Nisan'da yapacağı "Global Politikanın Dinamikleri" başlıklı konuşmasını sabırsızlıkla bekliyorum. İlgilenenlere de bir fırsat bulup kendilerini davet ettirmelerini öneriyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR