Danıştay “referandum yargı kararının önüne geçemez” dedi ama hala “Gezi Parkı’ndan bir grup”la görüşme yapıldı, referandum gündemde” deniyor. Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı “Ben de görüştüm” diye ahkam kesiyor ama tek bir kez bile Gezi Parkı’na gitmemiş. Görüşenler çıkıp ne olduğunu anlatmıyor..
Gezi Parkı’ndaki durumu ve konuyu bilmediği sözlerinden anlaşılan Şaşmaz’ı kim çağırmış, neden onunla görüşülmüş, Edip Akbayram, Zülfü Livaneli, Can Dündar, Halit Ergenç, Rıza Kocaoğlu gibi olayı baştan sona yakından izleyen ve nedenlerini iyi bilen sanatçılar yerine neden bu isimlerle görüşülmüş, kim karar vermiş o da belli değil. Eylemi yabancı sanatçılar bile konserleriyle desteklerken bizim sanatçıların “destek verdikleri için” konuşma konusu yapılmaları, onların “özgür kararlarına müdahale” edilmesi de bir başka ciddi tartışma gerektirir.
Ambargo..
Bazı TV kanallarında “destek veren sanatçılara, iş yerlerine ambargo uygulama zamanıdır” diye çığırtkanlık bile yapıldı. Hep aynı “korkutma, sindirme” havası sürdürülüyor, umalım da arkadan başka baskılar, yaptırımlar
gelmesin.
Danıştay’ın “yargı kararı önüne geçemez” dediği bu referandum da kafaya konduysa herşeye rağmen yapılacaktır, zira “hukuk dışı” olduğu için kaldırılan “özel yetkili mahkemeler”den hala adalet beklenen ülkede bu da olur ve bal gibi Danıştay da yok sayılır.. Peki hangi konuda referandum yapılacak? Avrupa Parlamentosu birçok ile yayılan ve hatta ABD’de, Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşların bile destek verdiği “şiddete, baskıya tepkiler”i, antidemokratik uygulamaların hepsini liste halinde bildiriyor.
Avrupa Parlamentosu’nun listesi!
Başbakan Erdoğan’ın ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun “tanımadığı, yok saydığı” AP kararında hepsi “temel insan haklarına müdahale” den “medyaya, sosyal medyaya müdahale, öldürülen-yaralanan göstericiler, diğer alanlardaki baskılar, toplumun kutuplaştırılması”na kadar yazılmış. Başbakan’ın “bu kararı tanımıyorum” açıklamasından sonra da AP “protestoculara uygulanan şiddeti kınadı, derhal durdurulmasını ve gözaltına alınanların bırakılmasını” istedi.
Bir yandan “Biz de AB üyesi olmak istiyoruz, bizi niye almıyorsunuz” diyerek diğer tarafta “kararlarınızı tanımıyorum” açıklaması yapılabilir mi? Başbakan Erdoğan konuşmalarını “AKP Genel Başkanı” olarak değil, “Türkiye Başbakanı” olarak yaptığını hatırlamak durumundadır.
Referanduma dönecek olursak; başta Gezi Parkı’nın kaldırılması ile başlayan harekete yüzbinlerce vatandaşın verdiği destek “birçok antidemokratik karar ve uygulamayı, baskıları, özgür olması gereken kurumları ele geçirme”yi de içeriyor. Referandumda “Topçu Kışlası yapılsın mı” veya “Gezi Parkı kalsın mı” soruları sorulacaksa büyük resim ortadan silinecek demektir. Bunu bilelim!
Diğer kanalları utandırdığı için mi?
İki haftaya yakın süredir devam eden eylemleri ilk günden başlayarak detaylarıyla izleyiciye duyuran ve günlerdir vatandaşların teşekkür ettiği Halk TV’ye RTÜK ceza kesmiş..
Ben duyunca; herhalde en büyük ve güçlü, en çok reklam alan televizyon kanalları başta olmak üzere medyayı günler boyu “gerçekleri yansıtarak” utandırdığı ve sonunda halkın da tepkileriyle “meslek görevlerini, ilkelerini, halkın haber alma hakkını” hatırlatmayı başardığı için cezalandırılmıştır diye düşündüm. Ne de olsa başarı “cezaya tabi”dir ülkemizde, hele son yıllarda..
Belki de Kanal’ın ekranında alt yazıyla anlatıldığı gibi “Polis şiddetinden kaçıp bazıları yaralı halde Dolmabahçe Camii’ne sığınan gençlerin (Başbakan’ın iddia ettiği gibi) içki içmediğini, Taksim’de türbanlı kadınların taciz edilmediğini” görüntülerle verdikleri için aldılar cezayı.. Hangi sebebi ileri sürerlerse sürsünler içinde mutlaka “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” benzeri bir cümle şüphesiz vardır, ezberlendi artık. Halkı gerçekten bölünmeye, düşmanlığa tahrik edenler rahatça at koştururken en alakasız kişi ve kurumları bununla suçlamanın da ne kadar kolaylaştığı biliniyor.
Zaten o Gezi eylemlerinin bu kadar büyük kitlelere yayılmasının bir nedeni de bu dengesiz,haksız, çelişkili tablolar değil mi?
Ama şüphesiz bir şey daha var ki milyonlarca Türk izleyicisi “görevini hakkıyla yapan ve yapmayanları da pişman eden” bu kanalın cezasını paylaşmaya hazırdır. Milyonlarca izleyiciyi gayet iyi tanıyan bir televizyoncu olarak söylüyorum bunu!

