"Köpek beslenen eve melek girmez. Hatta Azrail bile girmez"
* "Sabuna da ilaca da helâl gelmeli. Sabunda gliserin kullanılıyor, gliserin de domuzdan elde ediliyor. İlaç jelleri de hayvan derisi ve kemiğinden yapılıyor."
* Üç yıl önce başörtülü insanlara Kızılay'ı bile yasak edeceklerdi, bugün öyle mi?"
* "Türkiye'de kadınların yüzde 70'e yakını başörtüsü kullanırken..."
* "Azınlıkların dini haklan, özgürlükleri düşünülürken çoğunluğun isteğine karşı gelinemez. Bu tip yasaklarla Türkiye'nin bir yere gitmesi mümkün değil."
Nedir bu konuşmalar, neler oluyor?
Dün sabah 70 yaş üstü ve hayatını Türkiye'nin gelişmesi, ilerlemesi için harcamış, sivil toplum kuruluşu üyesi bir kadın tanıdığımın telefondaki hıçkırıklarını dinledim. Konuşurken, konuşurken bir noktada öfkesine hâkim olamayarak ağlamaya başladı.
"Bu haberlere dayanamıyorum artık, neresi burası, kim bunlar, biz de bu vatan için çalıştık, ne yapmak istiyorlar" diye hıçkırıyor, özellikle de Abdullah Gül, Erdoğan ve Arınç'ın her konuşmalarıyla toplumu böldüğünü, insanları kışkırttığını, din adına bir iç savaş çıkarmaya çalıştığını söylüyordu. Ona üzülmemesini, bu milletin sağduyusuyla bugüne kadar ne sıkıntıların üstesinden geldiğini anlatarak rahatlatmaya çalışırken benim de içimin hiç rahat olmadığını farkettim.
Gerçekten de son günlerde basında yer alan konuşmalar neredeyse İran'ın yeni ve köktendinci cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor gibiydi.
Örneğin; kafasını Taliban gibi dine takmış, neredeyse fotoğrafı, televizyon izlemeyi, radyo dinlemeyi bile din adına yasaklayacak bir kafa;
GIMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri... Derneği) Başkanı Faruk Köse çıkıp "Sabuna ve ilaca da helal kavramı getirilmeli" diyordu. Hani kendisine bıraksanız kısa süre sonra içtiğiniz cay, kahve de haram sayılabilir, evinize su taşıyanların abdest alıp almadığını da tartışabilir.
"KIZILAY" cümlesine dikkat!
Dışişleri Başkanı Abdullah Gül'ün, girmeye çalıştıkları (ve müzakere tarihini alınca sevinçten oynadıkları) Avrupa'nın, kararlarına uymak zorunda oldukları İnsan Haklan Mahkemesi'nden çıkan karar sonrası söyledikleri ile Vakit gazetesine yaptığı açıklama başlı başına birer olaydı. Fransa'da çıkan kargaşa sırasında Başbakan'ın yaptığı provokatif konuşma bile bunun yanında hafif kalırdı.
Söylediklerini duyunca bazı sorular sormak üzere telefonla aradım, bulamadım. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin in aksine (aranınca anında geri dönüyor) tekrar aramadı da...
Oysa kendisine Türk toplumunu sadece "başörtüsü"ne bakarak "inananlar, inanmayanlar" diye nasıl böldüklerini, Türkiye'de kadınların yüzde 70 inin başörtülü olduğu sonucuna hangi istatistikle vardığını (çünkü biz de dua ederken başımıza örtü takıyoruz, birçok kadın geleneksel başörtüsünü evinde, sokakta bağlıyor olabilir ama bu "türban namustur" anlayışıyla takan ve üniversitede, Köşk'te bile çıkarmayı reddeden kadınlar asla yüzde 70 değil, yüzde 30 bile değil) ve özellikle "Biz olmasak Kızılay'da bile yasaklayacaklardı" sözünü soracaktım.
Kızılay kararını kim, ne zaman vermişti? Sokakta başörtüsüne hangi devirde itiraz edilmişti? Halkı böyle kışkırtarak kendileri dışında herkese düşman etmeye, bölmeye ne haklan vardı?
Bunları biz sormak zorundayız, onlar da cevaplamak... AKP çok tehlikeli bir yola girdi, bu aslında onlardan umulan bir yoldu ama "değiştik" demişlerdi yine de... İnanmıştı birileri...
Satir aralarına sıkıştırılan yalan ve kışkırtmalara çok dikkat etmemiz gerekiyor!
İzlemek istiyorsanız...
İyi olacak hastanın doktoru..." başlıklı yazımda haber vermiştim size. Colombia Üniversitesi'nin ünlü kardiologu Prof. Dr. Özgen Doğan Amerika'dan birkaç günlüğüne İstanbul'a gelecek, kalp sağlığı ile dietler konusunda bir konferans verecek ve bu arada önceden randevu almış hastalan "ikinci görüş" vermek üzere muayene edecek.
Haberi olmayanlara tekrar hatırlatayım, konferans yarın sabah Conrad Otel'de. Randevu almak için ise 212- 225 06 60 numaralı telefondan Selin Hanım ile görüşmeniz gerekiyor.
Neler oluyor, burası neresi, kim bunlar?
"Köpek beslenen eve melek girmez. Hatta Azrail bile girmez" "Sabuna da ilaca da helâl gelmeli. Sabunda gliserin kullanılıyor, gliserin de domuzdan elde ediliyor. İlaç jelleri de hayvan derisi ve kemiğinden yapılıyor."
Haberin Devamı

