Nedir bu eğitim sorunu?

Dün Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'nun bana gönderdiği yazılı açıklamadan söz etmiş ve 'Ne istediğini hâlâ kimse anlayamadı' demiştim.

Haberin Devamı

Dün Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu'nun bana gönderdiği yazılı açıklamadan söz etmiş ve 'Ne istediğini hâlâ kimse anlayamadı' demiştim.

Örneğin sık sık Bakan'ın "demokratikleşme" den dem vurduğunu duyuyoruz: "Üniversiteler demokratikleşecek" diyor.

Yani yönetimlere öğrencilerin de katıldığı baskı olmayan bir yönetim tarzı... Oysa son 3 yıldır hemen bütün üniversitelerde (benim bildiğim) öğrenciler yönetime katılıyorlar.

"Özerkleşme"den bahsediyor, tam olarak ne tür bir özerkleştirilmeden söz ettiğini anlatmadığı için kimse onu da anlamıyor. Acaba kastettiği sadece mali özerklik mi yoksa üniversitelerde rektörün üzerinde kurum olmaması, yani YÖK'ün yetkisinin giderek tümüyle elinden alınması mıdır?

Eğer buysa 53 devlet üniversitesi, 23-24 tane Vakıf üniversitesinin her biri -ki bunlar arasında tabela ile birkaç odadan ibaret, gelişmemiş bir sürü üniversite var-kendini 'eşit şartlarda' yönetmeyi nasıl başaracak?

YÖK'ün kuruluş nedeni zaten, üniversite sayısının artması nedeniyle bir merkezi plan, koordinasyon ve denetleme organına duyulan ihtiyaçtı.

Üniversite Yasası'nda 1992'de yapılan değişiklikle bugün, öğretim üyelerinin seçtiği en fazla oy alan 6 kişi YÖK tarafından 3'e indirilerek Cumhurbaşkanı'na öneriliyor ve rektör onun tarafından atanıyor.

Bağımsız bir Yüksek Öğretim Kurumu'nün denetimi olmadığı takdirde rektör seçimleri nasıl yapılacak, binlerce öğrenci yetiştirecek kurumların başına geçecek "beyin"lerin, isimlerin doğruluğuna kim karar verecek? Siyasi iktidarların, güçlerin etkisinden bu eğitim kurumları nasıl kurtulacak?

Sekiz Yıllık Eğitim
Eğitimde her şeyin son derece şeffaf olması hiçbir şüpheye yer bırakılmaması gerekiyor. Örneğin Sayın M.E. Bakanı önce "sekiz yıllık eğitim sakıncalı, 5+3 olsun" dedi. Tepkileri görünce "Sekiz yıl'a karşı değiliz"e döndü ama bu arada Meclis'te 31 milletvekili 8 yıllık eğitim konusunda Meclis araştırması yapılmasını istediler. Ülkenin, bu işi en iyi anlaması beklenen Milli Eğitim Bakanı "8 Yıllık Eğitim"e karşı değilse, aynı partinin milletvekilleri neden karşılar?

Araştırma sonucunda "yetersiz bulundu" dense ne olacak? "Beş+üç o zaman mı gündeme gelecek" gibi meseleler de var ortada.

Üniversitelere dönelim. Anayasaya göre üniversiteler zaten özerk. Ama tabiî bu özerklik; denetimsiz, toptan bir bağımsızlık anlamına gelmiyor. Üniversitelerde "bilimsel özerklik" var. Öğretim ile araştırma görevlilerinin son derece özgür olduğu biliniyor. Dersler deseniz, her türlü siyasi görüş ve ideoloji bilimsel bir şekilde ders olarak okutuluyor.

Öğretim üyeleri istedikleri herhangi bir gazete veya TV kanalında görüşlerini özgürce açıklıyor, isterlerse siyasete girip, sonradan mesleklerine devam edebiliyorlar.

"Üniversitelerde bilimsel özgürlük yok, tek tip insan yetiştiriliyor" gibi tutarsız iddialar ise TV programlarına katılan farklı, birbirine zıt görüşteki öğrenciler tarafından bizzat çürütülüyor.

Peki nedir sorun?

Bunu bize en iyi şekilde Bakan Erkan Mumcu'nun açıklayabilmesi gerekir. Söyleyen, ileri süren kendisi olduğuna göre.

Bekliyoruz!

DİĞER YENİ YAZILAR