Nedim Şener neden para ödesin?

Haberin Devamı

Deniz Feneri soruşturması kapsamında tutuklanan zanlıların hepsinin kısa sürede serbest bırakılmasının ardından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “Bu beraatların diğer davalarda da hakimlere örnek olmasını beklediğini” söylemişti, galiba beklentisi doğrulanıyor. Deniz Feneri zanlıları (ki kendileri Alman Mahkemesi tarafından “asıl failler” olarak gösterilmişti) beraattan önce de “savcıların değiştirilmesini” talep etmiş ve savcılar da değiştirilmişti, oysa “diğer davalar” da bu kesinlikle yapılmadı. Yani Deniz Feneri davasına tamamen farklı şartlar sağlandı.

Yine de çoğu “neden aylar, yıllardır hapiste olduğunu bile bilmeyen” insanların, Nedim Şener, Ahmet Şık, Soner Yalçın gibi yazdıkları yazılar veya kitaplar nedeniyle veya Müyesser Yıldız gibi “savcıya dava açtıktan sonra” tutuklanan ve “terör örgütü üyesi” olmakla bile suçlanan gazetecilerin beraat ihtimalinin belirmesi güzel bir gelişme. Yalnız önemli bir sorun var; aslında suçlu denecek bir kusuru bulunmayan insanlar için de acaba “sebep olsun diye” tutuklanmalarına mutlaka bir neden mi aranacak?

MİLLETVEKİLLERİ DE İHLAL ETTİ

Örneğin Nedim Şener’in tutuklanması ve özgürlüğünün aylarca elinden alınmasına neden olarak 2010 yılında Milliyet Gazetesi’nde yayımlanan “Siyah çanta odada yoktu” başlıklı haberi ile “soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiği” iddiası gösterildi. Bu nedenle Şener ve Milliyet’in eski Yazı İşleri Müdürü Hasan Çakkalkurt’un 1 yıl 6 ay dan 4.5 yıl a kadar hapsi isteniyordu. Dün yapılan duruşmada hakim; Şener ve Çakkalkurt’un ayrı ayrı 20’şer bin TL ödemesi halinde bu kamu davasının ortadan kalkacağını bildirdi.

Artık “13 yaşındaki çocuğa 26 canavarın tecavüz olayı” gibi hiç kimsenin aksini söyleyemeyeceği bir vahşet olayında bile Yargıtay’ın “çocuğun rızası olduğunu” kabul edebildiği ve cezaları affettiği bir ülkede, bakanların, en deneyimli hukukçuların, medyanın, üniversitelerin bu kararla ayağa kalktığı bir ülkede yargının “en doğru kararı vereceği”ne güven kökünden sarsılır, bu bir yana.. Birçok soruşturmada, terör olaylarında, Anayasa Mahkemesi’ndeki davalarda bile henüz hiçbir şey belli değilken ve olaylar yargıdayken bazı gazetelerin, milletvekili hatta bakanların günlerce “yargıyı etkileyecek açıklamalar yapmaları”na ne demeli?

DENİZ FENERİ SANIKLARI ÖDEDİ Mİ?

O süreçlerde bu “kampanya şeklinde yargıyı etkileyen” gazetelere, siyasetçilere bir suçlama yapmamışken Şener ve Çakkalkurt neden 20’şer bin TL ödesinler? Aylarca cezaevinde kalan ve avukat paralarını bile bulmakta güçlük çeken insanlar neden bir de toplu para cezasına çarptırılsın? Bu üzerinde durulacak bir konudur zira yakında diğer tutuklular, “deliller henüz toplanmadı” diye, mahkemelerin yetersizliğini ortaya koyan nedenlerle aylarca veya yıllarca cezaevinde tutulan insanlar için de benzer durumlar ortaya çıkacaktır.

Devamlı “adil yargılama”dan söz ediliyor, mesela “yüzyılın en büyük bağış soygunu” denilen Deniz Feneri davasının sanıkları serbest bırakılırken büyük paralar ödediler mi, merak ediyor insan.

*****


Toplumsal utanç davası!

İşte böylesi büyük bir adaletsizlik, bir çocuğun hayatını mahveden felakette bile “suçluyu koruyan” karar vicdanlı bir toplumda bu tepkiyi yaratır. Yaratmazsa zaten o topluma “toplum” denemez. Dün ülkenin her köşesinde, her kesimde “13 yaşında 26 alçağın saldırısına, tecavüzüne uğrayan” N.Ç. ile ilgili Yargıtay kararlarına ve Yargıtay’ın “hatasını meşru gösterme çabasıyla yaptığı açıklamaya” büyük tepki vardı. AİHM eski yargıcı Rıza Türmen “N.Ç. davası toplumsal utanç duymamız gereken bir olaydır. 13 yaşındaki bir çocuğun rızası olduğunu söylemek hukuk dışı bir yorumdur. Yargıtay kararı kesinleşmiştir. Ama olağanüstü yargı yolu olarak ‘karar düzeltme’ yoluna gidilebilir” dedi.

Davanın bu aşamadan sonra AİHM’e gidebileceğini, böylece adil yargılama yapılmadığının, Türkiye’nin taraf olduğu çocuk hakları sözleşmesinin dikkate alınmadığının ortaya çıkacağını anlattı. “Çocuk, küçültülmüş yetişkin değildir” dedi ki özellikle bu son vurgusu sadece “kız çocukları ile ilgili davalarda” ortaya çıkarılan bir durum. İnanılmaz ve mide bulandırıcı..

ERKEKLER ‘ÇOCUK’, KIZLAR ‘YETİŞKİN’

Kız arkadaşını kıtır kıtır kesen Cem Garipoğlu “18 yaşından küçük” olduğu için ceza indirimi yapılıyor. Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast 17 yaşından küçük diye “çocuk mahkemesi”ne gönderiliyor. Ama nedense 13 yaşında “kazık kadar canavarların” saldırısına uğrayan kız çocuğunun “iradesi tam gelişmiş” sayılıyor ve koskoca Yargıtay bile bu büyük hataya düşüyor.

Bırakın çocuğu, böylesi dehşet bir toplu tecavüz olayında “bir kadının bile rızası”ndan söz edilemez. N.Ç.’nin bakımını üstlenen Avukat Leman Yurtsever “N.Ç.’ye destek veren psikiyatristin bile başka psikiyatristten destek aldığını” söylemiş, düşünün bir uzman doktor bile duyduklarına dayanamıyor ve ruhsal sıkıntı yaşıyor, böyle bir olayda “çocuğun rızasını” aklına bile getirebilenlerin psikolojisinden şüphe etmez misiniz? Bu kafa 2002-2003 yıllarında (böyle bir maddeyi yasalara koymak isteyen iki hukukçuda) vardı, şüphe etmiştik, davalar açıldı, demek aynı kafa 10 yıl sonra hala yerinde duruyor. Ve Adalet Bakanı ’nın bile isyanına neden olacak şekilde aynı maddelerden söz edebiliyor. Ne utanç!

En çok bir yıl içinde bitirilebilecek dava 11 yıl uzatılmışsa, 13 aydır da Yargıtay’daysa artık dönüp 10 yıl önceki “ÇAĞDIŞI” kanuna bakmazsınız, yasalarınız medeni hale getirilmişse “hiç değilse bu gecikmeden olumlu sonuç çıkarır” yenisine göre karar verirsiniz.

SUÇLULAR KURTARILIRSA..

Bu olaydaki skandal bir değil, beş değil.. Yargıtay mahkeme kararının bazı bölümlerini bozduğunu açıklamıştı ya, bozma kararı “suçluların çocuğa ‘birden fazla kişinin olduğu ortamlarda tecavüz etmeleri’ nedeniyle cezalarının arttırılması” imiş ama sonuç zaten bu arttırmaya bile fırsat vermeyecek, ceza indirimleri ve zaman aşımı nedeniyle hepsi serbest kalacak.

Onların yerine umarım AİHM “bu kararı verenlerin yargılanması gerektiğini” açıklar. Çünkü “birden fazla kişinin olduğu ortamda” olması bile aslında doğru karar vermek için yeterlidir, acaba bu Yargıtay “çocuğun tecavüz eyleminin başkalarının önünde olmasını rızasıyla istediğini” de mi düşündü?

Hiç bir mahkeme bir çocuğa bu dehşeti yaşatan suçlulara sadece 1 ile 4 yıl arasında ceza veremez, hiçbir toplumda insan yaşamı, bedenin dokunulmazlığı bu kadar ucuz olamaz. Hepimiz sonuna kadar N.Ç.’nin yanında olacak ve suçluların hak ettiği ağır cezaları alması için gerekirse dünya çapında mücadele vereceğiz. Bu ülkenin çocukları güvende oluncaya kadar!

DİĞER YENİ YAZILAR