Neden "İslâm ülkesi değil"?

Genelkurmay Başkanı Hilmi özkök'ün konuşmasının yankıları sürüyor. Tam da TBMM'nin açılışının yıldönümü olan 23 Nisan'ın öncesinde yapılan ve "bir boşluğu" doldurduğu için medya ve hükümetin onayladığı konuşmada yer alan hemen her konu da "zamanlaması ve önemi" tartışılamaz nitelikte aslında...

Haberin Devamı

Boşluk... Zamanlama... Önem...

Hangi boşluk? Hani, kendisini siyasi olarak ne kadar eleştirirseniz eleştirin (bu kadar uzun süre aktif siyaset yapmış her politikacı gibi) Süleyman Demirel'in; cumhurbaşkanlığı döneminde halk paniğe yöneltecek tüm olaylarda tam zamanında ve gereken güçle konuştuğu için hissedilmeyen boşluk...

O dönemde hükümetin sık sık düştüğü zafiyeti, koalisyon kargaşasını, kriz yaratacak olayları bile kapatan, çoğu kez önleyen konuşmaların bugün yapılmamasından doğan boşluk...

Birçok konuda endişe duyan toplumu rahatlatmak, her şeyin kontrol altında olduğunu vurgulamak üzere (Özkök'ün yaptığı gibi) kapsamlı açıklamalar yapmayan İçişleri Bakanı ve Başbakan'ın yarattığı boşluk...

İşte bunların eksikliğinin hissedildiği bir zamana rastlamış olması, Genelkurmay Başkanı'nın TV'lerden yayınlanan "iç ve dış siyaset" konulu açıklamalarının doğal kabul edilmesini ve fazlasıyla takdirle karşılanmasını sağladı.

Örneği yok!
Rejimi demokrasi olan bir ülkede aslında normal bir uygulama mıdır bu; onun cevabı hayır! Çağdaş normlardan, "muasır medeniyetler seviyesi"nden söz ediyor, bir Avrupa ülkesi haline gelmeye talip oluyorsanız çağdaş demokrasilerde görülmeyen bir prosedürü, bir ordu komutanının "neredeyse muhtıra" anlamı taşıyan ciddi çıkışını "bu kadar doğal" karşılayamazsınız.

Demokratik hiçbir Batı ülkesinde ordu başkanları çıkıp iç ve dış siyaseti tartışmaz, doğru ve yanlışları göstermezler. Örneği yoktur bunun...

Ama devletin diğer birimlerinin; toplumun olduğu kadar rejimin güvenliğini de sağlayamaz göründüğü, radikal dinci faaliyetlerinin hâlâ sürdüğü ve devlet kadrolarına sızdığı bir ülkeyse söz konusu olan, bu örnek kabul görebiliyor. Ki hiç şüphesiz toplumun büyük çoğunluğu da bu ve diğer nedenlerle Sayın Özkök'ün konuşmasının altına imza atabileceğini düşünmektedir.

Konuşmanın bazı kesimlerce (ve beklendiği gibi), en çok tepki çeken cümlelerinden biri "Türkiye İslâm ülkesi değildir" idi. Birçokları Orgeneral Hilmi Özkök'ün bir yandan "dine saygı"yı vurgularken bu sözü neden söylediğini anlayamadıklarından dem vurdular.

Bundan sonrası için de "iyi anlaşılması gereken" bir konu bu. Genelkurmay Başkanı, ABD'nin Türkiye'ye gayet keyfî olarak biçtiği ve "o yönde bur değişimin Türkiye'de yaşanmasını da gerektirecek" bir ülkede "ılımlı İslâm" modelini haklı olarak reddederken bu ülkenin en önemli farkının (kilit noktasının) laiklik olduğunu vurgulamıştı. Türkiye'nin "İslâm ülkesi" olarak tanımlanmasının yanlışı da bu... Büyük çoğunluğu hangi dinden olursa olsun, laikliğin anlamı "her dinden vatandaşa aynı hak ve özgürlüklerin verilmesi dir. "Yüzde bir"in de "yüzde 99"la aynı şartlara sahip olmasıdır.

Amerika, Fransa veya İngiltere'ye "Hıristiyan ülkesi" dendiğini duydunuz mu hiç?

Onun için abesle iştigal edeceğimize, önce kavramların ve ülkemizin rejiminin ne olduğunu öğrenmeliyiz (hele de yazıyor ve konuşuyorsak.)

Her vatandaş bunun önemini kavramış olsa Genelkurmay Başkanı'nın vurgulamasına gerek kalmayacaktı zaten!

"Atatürk büyük lider!"
* "Şeriatın gelmesini, ülkenin İslâm'la yönetilmesini istiyordum. Bu düzeni yıkana olumlu bakmam mümkün değildi. Şimdi Atatürk'ün büyük bir lider olduğuna inanıyorum."

* "Mikrofon kullanmak, otomobile binmek hoş karşılanmıyordu. Pardösü yerine çarşaf özendiriliyordu. Cemaatlerle bağ kurduktan sonra evden TV'yi attık, film, tiyatro, kola, ketçap, bilinen markalan kullanmak yasaklandı(...)"

* "Kocanıza kul olun denirdi. Ebelik, hemşirelik, öğretmenlik dışında meslek seçilmesi günahtı."

11 yaşında Kur'an kursuna gönderilen, 8 yıl hafızlık yapan, günah olduğuna inanıldığı için evine TV koltuk, karyola sokulmayan ve İmam Hatip Lisesi'ne girdikten sonra düşünceleri tümüyle değişen Hatice Akça'nın, Nuran Çakmakçı tarafından sorulan sorulara verdiği cevaplar bunlar (Hürriyet-22 Nisan)...

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Hilmi Özkök'ün "irtica" ile ilgili sözleri için "Var ise böyle tehlikeler iktidar üzerine gider" demiş. Acaba Hatice Akca'nın açıklamaları ona böyle bir tehlikenin varolduğunu yeterince gösteriyor mu?

Zira Akça bu olayları yaşayan tek kadın değil. Binler, milyonlar söz konusu... 12 yaşındaki erkek çocuğun elini sıkmayan kadınlar yaşıyor Türkiye'de...

Mescit'e gitmeyen, namaz kılmayan çalışkan öğrencilerin sınıfta bırakıldığı Fen Liseleri var...

Kız öğrencilere kadın, erkek öğrencilere erkek öğretmenlerin ders verdiği, asansörlerinin bile ayrıldığı kurslar var.

İnanmaları için daha ne kadar örnek lâzım?

Not: 21 Nisan'da başladığım "Aydınlar" konulu yazımın devamını yarın vereceğim...

DİĞER YENİ YAZILAR