Suya yazı yazar gibi olayların arkasından yazıp unutmak değil aksine sorun halledilene kadar defalarca yazmak istiyorum.
Tam 26 aracı ezerek 9 kişinin ölümüne, 25 kişinin de yaralanmasına sebep olan tankerin şoförü Cavit Karakaş daha önce 38 ilde trafik suçu işlemiş.
6 yılda 41 ceza almış. Suçlara bakın:
Freni bozuk araç kullanmak.
Kırmızı ışıkta geçmek.
Aşırı sürat.
Bu kez de aşırı süratle gelerek araçları biçiyor. Kendisi "fren boşaldı" diyor, uzmanlar "Volvo marka araçlarda fren boşalması olmaz" diyorlar. Ama bu arada bir sürü insan, gencecik öğrenciler hayatlarının baharında gitmiş oldular.
Sürücü hangi suçtan yargılanacak şimdi?
"Dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek."
Kulağa ne kadar basit geliyor. Olay mevcut yasalarla yargının kulağına da aynı şekilde basit geldiği için birkaç aylık bir hapis cezası ile -belki para cezasına da çevirirler, örneğin 2 milyar TL ağır(!) para cezası- kurtulacak. Anlayacağınız kısa bir süre sonra Cavit Karakaş'ı tankerinin direksiyonunda görebiliriz. Şaka gibi gelmesin, ben buna benzer olaylarda birçok yolcunun ölümüne neden olan şoförleri çalıştıran bir otobüs firmasını TV programıma konu yapmıştım 7-8 yıl önce.
Şoförlerle röportaj yaptık, birkaç tanesi, her kazada kaç yolcunun öldüğünü, aldıkları 3-5 ay cezadan sonra nasıl tekrar otobüs direksiyonuna oturduklarını anlattılar. İşimizi tamamlayıp arabaya binerken firmadan birkaç kişi TV ekibine saldırdı. Kaçtık. Programı da yayınladık.
Olay budur. Ve bugün Türk Ceza Kanunu'nda bu ceza indirimlerini kaldırtmak üzere mücadele veriyoruz. Biz yazıyoruz, sivil toplum kuruluşları ve hukukçular uğraşıyor, Alt Komisyon mevcut kanunları değiştirerek, trafik kurallarına uymayan, aşırı sürat yapan, freni bozuk aracı kullanan, içkili şekilde direksiyona oturan sürücülerin cinayet suçuyla yargılanmasını sağlayacak cezalar getiriyor.
Benim büyük üzüntüm, aynen tecavüz ve cinayet olaylarında olduğu gibi trafik cinayetlerinde de BUGÜNE KADAR mevcut yasalarda, haksız yere indirim sağlayan maddeler sayesinde suçluların hafif cezalarla kurtulabilmiş olmaları. Af kanunları bir yandan binlerce suçluyu sokaklara salarak, suç işleyen ya da işleyecek olanlara "Nasılsa bir süre sonra bir af yasası çıkar, kurtulurum" ümidi yaratarak nasıl toplum yaşamımıza zarar verdi, felaketler yarattı ise Türk Ceza Kanunu'ndaki indirimler ve boşluklar da aynı şekilde mağdura değil suçluya yardımcı oldu.
Onun için hiçbir hukukçunun, hele de o kanunları hazırlayan hiçbir profesörün "Bu yasalar 70 yıldır başarıyla uygulanıyor. Bir sorun çıkmadı" demeye hakkı yoktur. Unutmamaları gereken şudur; Mevcut yasalara göre hafif cezalarla kurtulan tankerin veya Ercan Arıklı'nın ölümüne neden olan halk otobüsünün şoförü kendilerinin, ailelerinin karşısına da çıkmış olabilirdi.
Türkiye'de piyango gibi bir şey bu;, maazallah; "Size de çıkabilir"!
Titre ve kendine gel
Hazırladıkları "suçluya indirim getirecek" maddelerin yeni TCK tasarısına girmemesi için yazdığım yazılara "iki profesör" tarafından açılan davaları biliyorsunuz.
Basının ağzının payını vermek, haddini bildirmek önemli konu Türkiye'de. Yazanın önce yüreği, sonra beyni, arkadan eli iyice titremeli ki gerçekleri halk duymasın.
Bu konuda önemli bir adım daha atılmıştır. Dün Şişli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde "Takıntılı" sözcüğü ve isim zikredilmeden, genelleme, çoğul anlamında kullanılmasına rağmen "Bunları savunanlar, kanunların bu yönde çıkmasını isteyenler ruh hastasıdır" cümlesi için toplam 40 milyar para cezası ödememe karar verdi hakim... Bir kadın hakim.
Kadın ve çocukları savunan yazıları nedeniyle bir kadın gazeteciye... İnsanın içini acıtan bir durum.
Dava, henüz bitmiş değil, karar temyiz edilecek, Yargıtay'a gidecek. Oradan da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne.
Konuyu daha uzun olarak yarın yazacağım, bugünlük şu kadarını söyleyeyim bay Prof.lara ve sevgili okurlarıma: Mahkemeden çıkarken, beni gönüllü olarak savunan değerli avukatların söylediği, benim de daha önce yazdığım bir sözü:
"Bu yolda mağlup bile galip sayılır."
Bana verilecek hiçbir ceza ne yüreğimi, ne beynimi, ne de elimi titretmeye yetmeyecek!
"Neden biz?"in cevabı
Suya yazı yazar gibi olayların arkasından yazıp unutmak değil aksine sorun halledilene kadar defalarca yazmak istiyorum
Haberin Devamı

