Ne mutlu bize!

Bugün bu sözü söylemeye her Türk vatandaşının hakkı var. Millî Mucadele'yı kazanan, bir avuç cesur insanla yola çıkarak koca bir milleti peşinden sürükleyen, imkânsızı başararak onları kazanacaklarına inandıran büyük önderimizin kurduğu Cumhuriyeti 80 yıl korumayı başardığımız için hepimizin

Haberin Devamı

Bugün bu sözü söylemeye her Türk vatandaşının hakkı var. Millî Mucadele'yı kazanan, bir avuç cesur insanla yola çıkarak koca bir milleti peşinden sürükleyen, imkânsızı başararak onları kazanacaklarına inandıran büyük önderimizin kurduğu Cumhuriyeti 80 yıl korumayı başardığımız için hepimizin.

Onun dediği gibi "dahili ve harici" tüm düşmanlarına, 80 yıl içinde binlerce soruna, olaya, yolsuzluğa, teröre her turlu engele rağmen sonuçta onun bize devrettiği özgür, demokratik, laik rejim olduğu gibi korunmuştur.

Her ne kadar "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü söylemekten ve hatta Cumhuriyet'ten rahatsız olanlar bugün, 21 yüzyılda bile rejime karşı konuşabiliyor ise de yine Cumhunyet sayesinde yapabildiklerini biliyorlar.

Ve Türkiye yine o Cumhuriyet sayesinde en medeni dünya ülkelerinin sahip olduğu özgürlüğe sahip tek Müslüman ülke olma ayrıcalığını sürdürüyor. Bundan sonra da sürdüreceğine, bu ülke uğruna gözünü kırpmadan canını vermiş gençlerin, düşman kuşatması alfanda sırtına bebeğini bağlayıp cephane taşımış anaların asil kanına sahip vatandaşların güveni ve inancı sonsuzdur.

Cumhuriyet'in 80. yıldönümü yurdun her köşesinde görülmemiş bir coşkuyla kutlanıyor. Günlerdir Anıtkabir on binlerce vatandaşın akınına uğruyor. İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği'nin 28 Ekim'de yine bu kutlamalar çerçevesinde yaptığı toplantının davetiyesi harikaydı. Atatürk'ün söylev ve demeçlerinden alınmış sözleri sizin de duymanızı istiyorum:

"Saygıdeğer ulusuma şunu öğütlerim ki; sinesinde yetiştirerek başının üstüne çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki özü çok iyi incelemek dikkatinden bir an bile vazgeçmesin."

"Tarihi yaşadığımız gibi yazdık; ama geleceği Cumhuriyet'e inananlara, koruyanlara ve yaşatanlara emanet etmek lâzımdır."

"Kendilerine bir ulusun tarihi verilmiş kişiler, ulusun gücünü, yalnız ve ancak yine ulusun gerçek çıkarları ve yetenekleri yolunda kullanmakta sorumlu olduklarını bir an bile unutmamalıdırlar."

Cumhuriyet'in 80. yıldönümü hepimize kutlu olsun. Onunla gurur duyuyoruz!



Düşünce özgürlüğü
Adalet Bakanı Çiçek, bekaret ile ilgili veciz(!) açıklamalarıyla takdir(l) toplayan danışmanı Doğan Soyaslariı "düşünce özgürlüğü" ilkesiyle savunmuş.

"Birileri beğenmediğiniz bir görüş açıkladığında saygı göstermelisiniz. Hem AB kriterleri deyip hem de size ters gelen görüşlere bu kadar sert karşı çıkamazsınız" buyurmuş.

Kendisine hatırlatmamaya çalışıyoruz ama Atilla Engin isimli bir okurum uzun bir mektupta mutlaka hatırlatmamız gerektiğini iddia ederek bana soruyor;

"Genç kızların flört etmesini fuhuş sayan, onları fahişe addeden bu şahıs Adalet Bakanı olarak atandığında sesinizi yükseltip itiraz ettiniz mi?"

"Sivil Toplum kuruluşlarını uyararak görevinizi yaptınız mı?"

Cevabım 'Hayır, etmedim, yapmadım. Çünkü bize değiştiklerini söylediler. Biz de samimi olduklarını ümit ettik,'

Bakan Cemil Çiçek'e şimdi hatırlatıyorum ki, bu Soyaslan isimli şahıs "birileri" değil, Adalet Bakanı adına Komisyon'da konuşan kişidir. Onun danışmanıdır. Ve o Komisyorida çıkacak kararlar bir toplumu kuşaklar boyu etkileyecektir.

Bu nedenle çağdşı görüşlerini millete maletmeye çalışmasına düşünce özgürlüğü bahane edilemez. Adalet Bakanı nın savunması insana "özrü kabahatinden büyük" sözünü hatırlatıyor.



Provokasyon
İngilizce'den dilimize geçen ve sıkça kullandığımız bir kelime. Yine son dönemde bu konuda gayret gösterenlerin artmasıyla daha da sık kullanılmaya başlandı.

Provoke etmekten (kışkırtmak) türemiş. Pazartesi günkü yazımda, son anda telefonda eklediğim "Aksini söyleyenler kesinlikle provokasyon yapıyorlar" cümlesinde bir hata sonucu "provakasyon" olarak yazılmış, özür dileyerek düzeltiyorum.

DİĞER YENİ YAZILAR