Nazlı Ilıcak bu kez haklıydı!

Haberin Devamı

Araya terör olayları ve başka konular girdi, istememe rağmen yazamadım. Ama bunu yazmam gerektiğine inanıyorum.
Yıllar önce ekranda ilk kez karşı karşıya geldiğimiz program dahil, birlikte olduğumuz her programda farklı görüşleri savunduk. Bugüne kadar siyasi konularda, ülke sorunlarında aynı fikirde olduğumuz hemen hiç görülmemiştir.
Defalarca karşılıklı sert tartışmalarımız da oldu, bazı yazılarında bana yaptığı haksızlıklara çok kızdığım da... Ama yine de geçen hafta “Çapraz Ateş”te Nazlı Ilıcak’a fazlasıyla saygı dışı, kural dışı bir tavır takınıldığını söylemek zorundayım.
Görüşlerini beğenmeyebilirsiniz, “O da başkalarına baskı yapıyor, herkesi susturuyor, hep üste çıkmaya çalışıyor” diyebilirsiniz. (Nitekim bir “Tarafsız Bölge” programında Ilıcak da Önay Alpago konuşurken hakaret içeren bir tepki göstermiş, sonra da özür dilemişti.)
“Parti militanı gibi konuşuyor, görüşlerinde hiç esneklik yok” veya “Laik rejime karşı çıkıyor” ya da “Dinin siyasete alet edilmesine destek oluyor” diyebilirsiniz. Bunları onunla birlikte çıktığım her programdan sonra ben de sizlerden duyuyorum.
Herkes istediği gibi düşünür, istediğine kızar, istediğini savunur, nasıl uygun görüyorsa öyle davranır. Ama...
Ama en yaygın iletişim aracı olan, bir anda milyonlara hitabeden televizyonda “bir sınır” vardır. Kızsanız da, öfkeden çıldırsanız da belli bir saygı üslubunun içinde kalmak, konuşmayı “sözel şiddet” haline getirmemek zorunluluğu vardır.
Karşınızdaki konuşmacıya (veya program yöneticisine) elle, kolla, bağırarak, hakaretle saldıramazsınız. Ben şiddet konusunda kadın/erkek farkı gözetmem ama bir erkeğin kadına karşı saldırıya geçmesi daha da çirkindir.
Programı yayınlandığı gece değil, daha sonra bandını aldırarak izledim ve hayretler içinde kaldım. Hangi nedenle olursa olsun “bağışlanamayacak” bir üsluba, neredeyse üzerine saldırıp dövecekmiş gibi bir vücut diline dayanamayarak masayı terk ettiğinde “Çok bile dayandı” dedim.
Sinirlerine hakim olamayacağına inananlar ya ekrana çıkmamalı veya çıkmadan önce sakinleştirici almalı. Hangi nedenle olursa olsun; muhataplarının yanında izleyiciyi de rahatsız etmeye veya topluma kötü örnek olmaya kimsenin hakkı yok!

*****


Adana’dan binlerce imza yağıyor!

Bölgelerde tanınan, parti teşkilatlarının üzerinde hemfikir olduğu isimlerin kendi bölgesinde seçilerek milletvekili adayı olması yerine adaylar lider tarafından seçilince kıyamet kopuyor tabii...
“O arkadaşım”, “bu hısmım, akrabam”, “öbürü arkadaşımın kocası veya karısı” diye aday seçilirse yerden göğe de haklı oluyorlar.
Adana’dan metrelerce uzunluktaki imzalarla gelen mektuplar DP’nin Adana listesinin “evlere şenlik” olduğunu ve hiçbir şekilde “ilçe dengelerini yansıtmadığını” anlatıyor.
En büyük tepki 10 ay kadar önce Genel Başkan Mehmet Ağar’ın ısrarlı daveti üzerine, 5-6 bin kişilik bir kitleyi de beraberinde getirerek büyük bir törenle DYP’ye katılmış olan eski ANAP Milletvekili Musa Öztürk’ün aday gösterilmemiş olmasına...
Ağar’ın onu “Dava arkadaşım, yol arkadaşım... Artık ortak davamızda sırt sırta verip halkın hizmetkârı olacağız” diyerek aldığını, Öztürk’ün aylardır il, ilçe, belde ve köyleri tek tek dolaşarak partiyi kalkındırdığını, kendi bölgesinde çok güçlü olmasına ve söz verilmesine rağmen aday yapılmamasının bölgede şok etkisi yarattığını anlatıyor, DP adına da (özellikle kazandıracağı oy açısından) büyük bir kayıp olduğunu söylüyorlar.
Zaten DP ilçe başkanları bu konudaki rahatsızlıklarını yazılı olarak belirtmişler.
Buna rağmen son anda yapılacak bir değişiklikle Musa Öztürk’ün ve bölgesinin (bir ilâve milletvekili bile getirecek şekilde) kazanabileceğine inanıyorlar.
Ben de binlerce imzayla gelen bu tepkileri duyurmak istiyorum. Zira yalnız DP’de değil, diğer partilerde de gereken isimler yerine ilgisiz adayların gösterilmesi insanları şaşkına çevirdi.
En zor dönemlerinden birinde Türkiye bunu hiç ama hiç hak etmiyor. Çok yazık!
(Not: Eğer son anda değişiklik yapılabiliyorsa kadın adaylarda da -eş, dost, sekreter, danışman vb. yerine- bu ülkeye ciddi hizmet verebilecek olan: Selma Acuner, Sema Kendirci, Canan Arın, Önay Alpago, Müjgan Suver gibi isimler listelere alınabilir. Yapılan haksızlık bütün kadınların canını acıtıyor. Bu tepki yıllarca sürecek, unutmasınlar.)

DİĞER YENİ YAZILAR