Dün yeni YÖK Başkanı’nın “açıklamakta zorluk çekeceği” konuşmalarından söz etmiştim. Bugün Türkiye’de şaşkınlıkla izlenen, akla hayale gelmedik diğer bazı gelişmelere değineceğim.
Radikal’de 15 Aralık Cumartesi günü Funda Özkan’ın “İstanbul’un ortasına şeriat siteleri kuruyorlar” başlıklı yazısı ilginçti.
Bahreyn merkezli Şamil Bank’ın Türkiye’de yapacağı yatırımlar için 90 milyon dolarlık yatırım bankası kurduğunu, bu bankanın şeriat kurallarına göre yapılacak (nasıl oluyorsa inşaatın şeriatı) inşaat projelerine destek vereceği, yatırımlarına ilk adım olarak da İstanbul Beylikdüzü’nde alacağı 40 bin metrekarelik araziyle başlayacağı duyurulmuş.
Ayrıca “diğer yatırımlar” arasında Boğaz’da lüks villalar, orta gelir grubuna yönelik konut projeleri filan da varmış.
Yani şeriatçı banka epeyce geniş bir alana el atmaya niyetli. Artık ilerde bu alan daha da genişletilerek Türkiye’de başka “şeriat yatırımları”na dönüştürülür ve “aman yabancı yatırım gelsin de isterse canımızı alsın” diye herşeye göz yumulur mu orası meçhul... Birçok şey gibi “bilinmez”...
Şşşt, aman susun uykudakileri rahatsız etmeyelim. Onlar mışıl mışıl uyumaya, öte yanda en önemli şehrimize şeriat siteleri planlanmaya devam etsin.
Konu açılmışken Cuma akşamı bir yemekte, yanımda oturan ve kurumlar- kuruluşlarla yakın ilişkide olan çok ünlü bir bankacının söylediklerini de sizinle paylaşmadan geçemeyeceğim.
“Bundan sonra Türkiye’de tarikat-cemaat çekişmelerinin görüldüğü dönem gelebilir” diyordu.
“Örneğin THY şu anda İskenderoğulları Cemaati’nin elinde (not edeyim, ben pek anlamam bu İslâm’dan yüzlerce yıl sonra ortaya çıkmış cemaat ayırımlarından. R.M.)... Kimse karışmıyor. Bazı kurumlar Nakşi’lerin, bazıları diğer tarikatların kontrolünde. Yakında ‘kim daha fazla yeri ele geçirdi, kim daha çok güçlendi’ tartışmalarının kendi içlerinde yaşanacağı zaman gelecek.”
Duyduğumuz konuşmaları, eylemleri daha iyi değerlendirecek bilgiler olabilir mi bunlar ne derseniz?
Küfreden öğretmene kızamazsınız
Antalya Atatürk Endüstrisi Meslek Lisesi’nden onurlu bir öğrenci, 16 yaşındaki O.G, İngilizce öğretmenini öğrencilere hakaret edip dövdüğü için cep telefonuyla görüntülemiş.
Ne yapsın, başka türlü ispatlaması mümkün değil, öte yandan bu memlekette her gerçeğin yalan olduğuna inandırmak ise (zirvedekilerden başlayarak) çok mümkün...
Üstelik kadın, üstelik anne olan öğretmen “Bilmem ne çocukları” ndan başlayan “geri zekalı hayvan”, “dangalaklar sürüsü”, “Allah’ın salakları”na varan bin türlü küfür ediyor, isteyince dövüyor.
Kendi çocuğuna yapıldığını görse ne hisseder bunu düşünmüyor... Şimdi normal olanı bu durumda öğretmenin cezalandırılmasıdır değil mi? Evet efendim kesinlikle öyledir. Hukuk varsa, medeniyet varsa bu öğretmen bir daha aynı suçu işlemeyecek şekilde ceza almalıdır.
Diğer öğretmenlerin de aynı yolu denememesi için (ki ben de kızımı ilkokulda diğer öğrencilere ve kızıma cetvelle vuran bir öğretmen yüzünden o okuldan almıştım) yapılması gereken aslında budur.
Ama öğretmene kınama cezası verildiğini söyleyen okul müdürü, bu cezaya neden olan eylemin bir mağduruna, öğrenciye de okuldan uzaklaştırma cezası veriyor. Suçluya yalnızca kınama, mağdura ağır ceza... TİPİK TÜRKİYE OLAYI! 13 aylık bebek Emre’yi döven, vücudunda sigara söndürenleri anında serbest bırakan hukuk bunu mu cezalandıracak?
Öğrenci AİHM’ye müracaat etse (etmeli de) yalnız okul değil, Bakanlık da ceza alacaktır şüphesiz.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu olaya derhal müdahale etmesi gerekiyor. Tabii yine burası dağ başı değil de demokratik bir ülke, bir hukuk devletiyse!
Bu arada... Öğrencilerine “eşek kafalı” dan başlayan küfürleriyle ünlü birinin YÖK Başkanı olduğu ülkede artık küfreden öğretmenlere ceza verilmesi de çifte standart olacaktır ama neyse!

