Nasıl mı mücadele edeceksiniz, işte böyle!

Haberin Devamı

Bizim yerimizde sabır taşı olsa arka arkaya bu kadar dehşet verici olay ve haberle çatlardı. Oysa bu millet hâlâ duyduklarını, yaşadıklarını hazmetmeye çalışıyor. Takdir edilecek bir sabır örneği olduğumuza hiç şüphe yok.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın AKP Hükümeti ile ilgili olarak yaptığı “1 milyar dolar karşılığında hiçbir şartta Kuzey Irak’a müdahale etmeyeceğine ilişkin bir uluslararası anlaşma imzaladıkları” açıklaması bir millete ömür boyu yetecek şok değil midir?

Bir ana muhalefet partisi genel başkanı iyice araştırmadan, kanıtlarını elde etmeden böyle bir açıklama yapamayacağına göre eğer gerçek ise ne dehşet verici bir gerçektir bu...

Seçimden önce kesinlikle kanıtlarıyla birlikte iktidar ve muhalefet işin iç yüzünü anlatmak zorundadır. Zira Kuzey Irak’takiler ve elbette dolayısıyla PKK bu anlaşmadan haberdar olarak muhteşem bir rahatlık içinde mi askerlerimize saldırdı, mayınlar döşedi ve onca şehit verildi, Türk halkının bunu öğrenme hakkı vardır.

İMAMLA MUHTAR

Hemen arkasından (veya önünden) Genelkurmay Başkanı’nın “Bir köyün muhtarı, imamı gidip patlayıcı yerleştiriyorsa terörle nasıl mücadele edeceksiniz” sorusu geliyor. Bu iddiayla tutuklanan bir köy imamı ile muhtarı Genelkurmay Başkanı’nın konuşmasını açıklıyor olmalı ama aslında Büyükanıt’ın bu sözlerinin normal bir hukuk devletinde hiçbir açıklaması yoktur. Zira o zaman herhangi bir başka suç için de aynı yakınmada bulunmak mümkündür. Kapkaç, tecavüz, cinayet suçluları da çevreden destek bulabilirler, devletler, yönetimler bu suçları “şartlar ne olursa olsun yaptırımlarla, önlemlerle durdurmak”, can ve mal güvenliğini sağlamak zorundadır.

Birinci görevleri budur. Aksi takdirde bu yapılanın “suçlular ve yardım edenler olmasa terörü ne kolay önlerdik” demekten farkı yoktur.

Genelkurmay’ın “Bundan sonra Güneydoğu’da görev yapacak komando tugaylarının profesyonel askerlerden oluşması” yönündeki kararı memnunluk verici. Çok sayıda gencecik, deneyimsiz askerimizi şehit vermeden önce bu karar alınsaydı daha iyi olurdu ama yine de seviniyoruz. Bununla birlikte “profesyonel asker” kararından da önce yapılması gereken şey “Ceza verebilen, terör örgütüne yardım ve yataklık edilmesini önleyebilen” bir devlet kararlılığının gösterilmesiydi.

ABD’DE 99 YIL!

Mayın döşeyen imam ile muhtarın suçları kesinleştiğinde (tabii bu kez de bin türlü mazeretle kurtarılmaya çalışılmazlarsa) onlara “hiçbir aftan ve indirimden yararlanamayacak ömür boyu hapis” cezasını verin, tüm malına mülküne de el koyun, bakalım başkaları aynı suça teşebbüs edebilecek mi?

İki gün önce duyduğumuz son haberler: Çorum’da 5 liseli kıza 20 esnaf tecavüz etti.

17 yaşında evlendirilen Birgül isimli genç kadın “çocuğu olmuyor diye” 30 yaşında iken kocası tarafından öldürüldü.

Kısa süre sonra tüm suçluların serbest kalacağını biliyoruz. Bu adaletsizlik dururken tecavüzü, cinayeti önleyebilir misiniz?

Araştırın ve görün;

Amerika’da tecavüz suçlularına 99 yıl ağır hapis cezası veriliyor. Zaman aşımı filan da gözetilmeden... Ne zaman yakalanırsa.

İşte suç böyle önlenir. Terör böyle önlenir. Türkiye gibi adaletsizlik ve hatta suçluların Meclis’e kabul edildiği, ülke yönettiği, teröristlere ise alicenap afların çıkarıldığı bir ülkede ise böyle yakınmalar dinlenir:

“Muhtar ve imam patlayıcı yerleştiriyorsa terörü nasıl önleyeceksiniz?”

Bilmiyoruz Paşam, sizce nasıl?

*****

Milletin cebinden seçim kampanyası!

Kısa süre önce partilere yapılan Hazine ve seçim yardımlarını yazmış; en fazla parayı 154 trilyon lira olarak AKP’nin aldığını, onu 96 trilyon ile CHP’nin izlediğini belirtmiştim.

Şimdi bu müthiş rakamlar da yetmemiş olmalı ki Başbakan Erdoğan’ın mitinglere Başbakanlığa ait uçakla (ve elbette yakıtla) gittiğini duyuyoruz.

Ayrıca Başbakan TOKİ konutlarının açılış töreninde sanki bu konutları devlet değil de kendi partisi veriyormuş gibi “biz yaptık, biz verdik” şeklinde seçim konuşmaları yapıyor.

Yine Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı sanki öğrencilere dağıtılan kitaplar devlet kasasından değil de parti kesesinden veriliyormuş gibi bu konuyu sık sık gündeme getiriyorlar. (Sadece bir yıl okutulup atılan, bir sonraki sınıflar aynı kitapları kullanabilecekken ballı kitap ihaleleri nedeniyle inanılmaz bir israfa neden olunan milyonlarca kitap aslında başlı başına bir yazı konusudur.)

Bu yapılanların hepsi diğer partilere karşı haksız rekabettir. Aynı zamanda millete yapılan haksızlıktır. Erdoğan’ın başkalarını eleştirirken kendi ciddi hatalarını da görmesi gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR