Nasıl bir Meclis?

Eğer o Meclis'in içinde büyümüş, koridorlarının her santimetrekaresini ezberlemiş ve 20-30 yıl öncesinin siyasetçilerini tanımış olmasaydım belki bu kadar acı gelmezdi bana...

Haberin Devamı

Eğer o Meclis'in içinde büyümüş, koridorlarının her santimetrekaresini ezberlemiş ve 20-30 yıl öncesinin siyasetçilerini tanımış olmasaydım belki bu kadar acı gelmezdi bana...

Hiç esprisi yok, hiç... Sadece çok acı. Artık "bu kadarına" katlanamayacak kadar acı.

Türkiye'nin 'en saygın olması gereken' kurumunun, Büyük Millet Meclisi'nin başkanı kendisine sorulan soruya "Şeyini şey ettiğimin şeyidir" cevabını veriyor. Ve aslında biz hepimiz, bu üç farklı "şey" in her birinin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Eğer gerçek
haliyle söylenseydi ki söylenmiş sayılır, bundan daha galiz bir küfür olamazdı.

Tabii ki, özellikle son iki yıldır sık sık görerek alıştığımız gibi, bir saat sonra "maksadını aşan üslûp" özürü gelmiş Başkan'dan.

Bülent Arınç'ın, bir Meclis Başkanı'nın (veya benzer konumlardaki siyasetçilerin) sebep ne olursa olsun maksadını aşamayacağını, sıradan insanlar gibi davranamayacağı, Meclis'i, koca bir ülkeyi temsil ettiğini unutamayacağını hatırlaması gerekiyor.

Hemen arşivlere girip araştırsın, bakalım Türkiye tarihinde bir Meclis Başkanı hiç böyle bir hata yapmış mı?

Bu kadar kolay unutan, bu kadar 'sınırları, değerleri belirsiz', böylesine kolay bağışlayıp, kabullenip, alkışlayan bir millet olunca karşısında artık yapılabiliyor demek ki!

Siz nasıl hissediyorsunuz?
Nasıl? Nasıl? Vatanınızın her alanda bir cehenneme dönmesi; çocuk yuvasından diskoteğine, sokak ortasından hastanesinden Meclis'ine hiçbir yerde hiçbir kuralın olmaması, çocuk ve kadınlara tecavüz edilip gençlerin öldürülmesi, bu olmazsa intihar etmeleri ya da uyuşturucu kaçakçılarının pençesine düşmeleri size ne hissettiriyor?

Ne trafikte, ne sinemada, tiyatroda, restoranda ve hatta evinizde güvenliğinizden emin olmamanız nasıl bir duygu veriyor?

Korku?.. Kaçma?.. İsyan?.. Nefret?.. Her şeyden, insanlardan, insanlığından nefret?? Hepsi?

Allah kahretsin, bana hepsini veriyor... Ya size?

Hiçbir suçun hakkıyla cezalandırılmayacağını bilmek, aksine cezaların arttırılması ve suçluların hakkıyla cezalandırılmasını isteyenlerin, cezalandırıldığını görmek ne hissettiriyor?

Bu ülkenin yönetimine talip olanların görevi sadece AB'yi, Kıbrıs'ı, ekonomiyi düşünmek değil... Gezmek, tozmak, küfretmek hiç değil, vatandaşlarının güvenliğini sağlamaktır.

İşte devlet tümüyle ellerinde. Belediye, asker, polis, her birim emirlerinde... İnsanların can ve mal güvenliğini sağlamak için daha ne bekliyorlar? Ceza yasalarını bir an önce düzeltmek, her kim olursa olsun herkese eşit şekilde uygulamak, adaleti işletmek için ne bekliyorlar? AB, Kıbrıs, ekonomi vs. önemli de bunlar değil mi yoksa?

Hâlâ sormayacak, sessiz topluluk olmayı sürdürecek ve susacak mısınız?

Susun o zaman... Cehennemden de şikayetçi olmayın.

Biraz sıcak... O kadar!

Not 1: Beyoğlu'ndaki barda öldürülen gencin katillerini arkadaşları karanlıkta görmemiş olabilirler. Ama kulübe gelenlerin isimleri kayıtlı, olay saatinde çıkanlar belli. Kulüpte 'bodyguard'lar var, bu cinayetin sorumluları en kısa zamanda yakalanıp en ağır şekilde cezalandırılmazsa hiç kimseden adalete ve polise güvenmeyi beklemesinler. Bu olaylar artarak sürecektir.

Not 2: Sevgili okurlar, anons ettiğim sivil toplum kuruluşları ile ilgili yazım yarına kaldı. Gecikmeden dolayı özür diliyorum.)

DİĞER YENİ YAZILAR