Namus cinayetine yasal destek!

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNPF) Türkiye Temsilciliği bir yıl boyunca töre-namus cinayetlerini incelemeye ve çözüm yollarına eğilmeye karar vermiş

Haberin Devamı

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNPF) Türkiye Temsilciliği bir yıl boyunca töre-namus cinayetlerini incelemeye ve çözüm yollarına eğilmeye karar vermiş.

İyi niyet elçisi olarak da ünlü tiyatro sanatçımız Demet Akbağ'ı seçmişler. Gayet güzel bir karar ama onlara şu şarkıyı söyleyebiliriz hemen;

Biraz geç kalmadın mı...

Evet, UNPF bu cinayetlerin insan hakları ihlallerinde ilk sıralarda yer aldığını belirtmiş ama gerçekten ve ne yazık ki çok geç kaldılar.

Bir yıl izleyeceklerse, bu gidişle ancak "bir yıl içinde daha kaç kadın, genç kız ve kız çocuğun (veya erkeğin) namus bahanesiyle öldürüleceğini" inceleyebilirler. Biz, Türkiye'nin sayısız kadını (ve erkeği); hukukçusu, medyası, STK'sı yıllardır inceliyoruz, haykırıyoruz, mücadele veriyoruz ama önleyemedik.

Önleyici nedenleri, yasaları çıkarttıramadık. Avrupa Komisyonu uyanlar gönderdi; "Bu yasalarla asla AB'ye giremezsiniz" dedi yine bir faydası olmadı, onlar daha farklı ne yapabilecekler ki?

Dün yine gazetelerde evli bir genç adamın öldürülmesiyle ilgili bir haber vardı. Öldüren "kızkardeşine sarkıntılık ettiği için" öldürdüğünü söylüyor.

Ölen; kızkardeş, eş, anne, sevgili, nişanlı veya ailenin bir başka ferdi de olabilirdi. "Namusuma lâf etti", "Ailemden birine sarkıntılık etti", "Onu biriyle gördüm" dediğiniz anda ceza indirimi yapılacaksa bunun sonu gelir mi?

Medya susmamalı!
Hukukçular Anadolu'da çok sık görülen "ensest" olaylarında tecavüzcülerin, tecavüz ettikleri, kendi ailelerinden olan (öz kızı, gelini vb.) mağdurları öldürdüklerinde bile "namusumuzu kirletti", "eşini aldattı" gibi bahanelere sığındıklarını ve böylece cezadan kurtulduklarını anlatıyorlar. Bu tür davalarla karşılaşan avukatların isimleri belli, ben de verebilirim. Komisyon onların karşılaştığı bu davaları mutlaka dinlemeli.

Zira aynı Komisyon; TBMM Adalet Komisyonu, aynen "TCK Alt Komisyonu'nun yaptığı gibi" namus saikiyle" işlenen cinayetleri "Nitelikli İnsan Öldürme" maddesi kapsamına almaktan son anda vazgeçti. Bunun yerine maddeye "töre saikiyle işlenen cinayetler"i ekledi.

Bu konuda görüşünü aldığım; "Uluslararası Boyutlarıyla İnsan Hakları" kitabının yazarı, Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi'nde Türkiye adına 8 yıl üyelik yapmış olan Prof. Safa Reisoğlu şöyle diyor:

"Kurallar, yasalar toplumların bünyesindeki sorunlara göre şekillenir. Bu nedenle diğer ülkelerde veya bazı ülkelerde ceza indirimi uygulanabilecek olaylar bizde indirim nedeni sayılmayabilir. Kan davası, töre ve namus cinayetleri Türk toplumunda önemli bir problem yarattığı için en ağır şekilde cezalandırılması gerekir. Adam öldürmenin hiç bir meşru nedeni olamaz. Töre ve namus cinayetleri (bu şekilde ikisi bir arada kullanılmalıdır) 'Nitelikli İnsan Öldürme' maddesine alınacaksa birlikte alınmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde yasa en azından namus faktörü, tahrik, indirim nedeni sayılmayacak şekilde oluşturulmalıdır."

Görüldüğü gibi Avrupa Konseyi bünyesinde yıllarca çalışmış, deneyimli bir hukukçu "töre ve namus saikiyle" tanımının ayrılmamasını özellikle vurguluyor.

Bekâret testi
TBMM Adalet Komisyonu'nun, Türkiye'nin en başarılı, en deneyimli hukukçularının söylediklerine kulaklarını tıkayarak, 40'tan fazla STK temsilcisinden oluşan TCK Platformu üyelerinin sırtını sıvazlayarak "Aferin size, TCK'ya kadınlar sahip çıktı. Şimdilik durum bu. Genel Kurul'da önerge verilirse değişebilir" sözleriyle işin içinden sıyrılması biraz zor olur.

Medeni Kanun'da da aynı yanlış yapılmış, 17 milyon kadın "haksız ayırımcılık" kurbanı olmuştu. Onun düzeltilmesi gerekiyor. Peki bu gidişle her çıkarılan yasa 3-5 gün sonra tekrar mı değiştirilecek?

Tasarı Adalet Komisyonu'ndan çıktığı anda iş bitmiş oluyor, ondan sonra değiştirilmesi çok zor. Mücadelenin sonuna gelindi, medya bu kez susmamalı. Mevcut Tasarı, bazı gazetelerin heyecanla ilk sayfadan haber verdiği gibi "bekâret testlerini de yasaklamıyor", aksine kolaylaştırıyor.

Kelime oyunlarını hepimiz yutuyoruz, onu da söylemiş olayım!

DİĞER YENİ YAZILAR