Mutluluğun ilacı "iyilik" diyorlar!

Time dergisi mutluluk duygusunun insanlara büyük ölçüde genlerle geçtiğini açıklarken bunun dışında nelerin mutluluk vereceğinin listesini de yayımlamış. California Üniversitesi psikologlarının önerilerinin başında iyilik yapmak geliyor

Haberin Devamı

Time dergisi mutluluk duygusunun insanlara büyük ölçüde genlerle geçtiğini açıklarken bunun dışında nelerin mutluluk vereceğinin listesini de yayımlamış. California Üniversitesi psikologlarının önerilerinin başında iyilik yapmak geliyor.

Peki ya kötülük? Kötülük yapanlar mutsuz oluyorlar mı acaba? Gece yataklarına yattıklarında veya kendileriyle başbaşa kaldıkları anlarda vicdanları onlara bu kötülükleri hatırlatıyor mu? Yoksa bu insanlar vicdan denen denetleyici duyguları da kötülükleriyle birlikte kafalarından tümüyle silip atma yolunu mu seçiyorlar?

Dün kime rastlasam, kimle konuşsam Pazartesi akşamı Arena programında yer alan "Yurtbankzede lerden söz ediyordu.

Bir anne... Kaptırdığı üç milyan biriktirebilmek için çocuklarının eğitim parasından bile kıstığını ve şimdi kaybettiği parası ile birlikte uzun yıllar yaptığı fedakârlıklara da yandığını anlatmış üzüntüyle...

Bir öğretmen... Kaybettiği paranın üzüntüsünden kanser olmuş. Tedavi olmak için Ali Balkaner'den biraz para istemiş. "Şu anda bende de yok, sen birinden borç al ben öderim" sözü üzerine 2000 dolar borç almış, bu para da ödenmediği için borcu veren kimsenin yüzüne bakamadığını, ne yapacağını bilmediğini anlatıyormuş.

Ve bir dede... Tek birikimi olan parasını kaptıran, İzmit'te prefabrik evlerden birinde oturan, yaşlı depremzede. Cebindeki 12,5 milyon TL'nin üç aylık ekmek parası olduğunu söylemiş.

Buna yürek dayanır mı? Aynı durumdaki insanları İstanbul Bankası olayında da gördük, İmar Bankası'nda da, diğerlerinde de... Bu bankaların "zedeleri arasında ağır şekilde hastalananlar, üzüntüden kalp krizi geçirip ölen emekliler oldu. Acaba o bankaların sorumluları, sahipleri bu fakir milletin parasına acımadan el uzatanların hepsi, acaba vicdanlarını söküp atabildiler mi?

İstanbul Belediyesi başta olmak üzere belediyelerde, devlet kuruluşlarında milletin vergisiyle toplanan veya onun hakkı olan paraları zimmetine geçirenlerin, partisine peşkeş çekenlerin, "Örtülü Ödenek"e bile el uzatmaktan çekinmeyenlerin, yılda 70 milyon dolar getirecek işleri partililerine ihalesiz, sorgusuz sualsiz verenlerin ve kendilerini tüm İsrarlara rağmen DOKUNULMAZLIK zırhının arkasına gizleyerek dosyalarını rafa kaldıranların vicdanı rahat mı?

Din, iman budur!
Paracıklarını gönül rahatlığıyla yiyor, çocuklarına yediriyor ve kazandıkları güçle huzur bulabiliyorlar mı?

Bu ülkede baklavayı tanımayan insanların, çöplerden kâğıt toplayıp satarak geçimini sağlamaya çalışan üniversite mezunlarının, pazar yeri artıklarından yiyecek arayan memurların olduğunu hiç hatırlıyorlar mı?

Zira ben ve gerçekten "inanan" herkes biliyor ki bir yandan inandığını söyleyerek bir yandan hak yiyenler, hem de böyle fakir bir milletin hakkını yiyenler ilahî cezadan asla kurtulamazlar. Din, iman şovunu insanlara yutturabilirler ama "kul hakkı" Allah katında en bağışlanamaz suçlardan biridir. Eğer cehennem ateşi varsa, kul hakkı yiyenler bundan asla kurtulamayacaklardır.

Dinden sık sık bahsedilecekse -ki ediliyor- o zaman bunlan hatırlamakta da yarar var.

Özellikle bazı bakanlıklarda çalışanların, bakanların kesinlikle hatırlaması gerekiyor.

Şimdi ben İzmit'teki dedeyi arıyorum. 12.5 milyon TL'yi üç ay ekmek parası yapacak dedeyi. Bu yazıyı okuyacak olursa gazetemden beni mutlaka arasın!

DİĞER YENİ YAZILAR