Mumla aranan adalet

Michael Jackson'ın çocuk tacizinden yargılanmasına başlandı. Tacizde bulunduğu kesinleştiği takdirde 20 yıl hapis cezası alacağı söyleniyor

Haberin Devamı

Michael Jackson'ın çocuk tacizinden yargılanmasına başlandı. Tacizde bulunduğu kesinleştiği takdirde 20 yıl hapis cezası alacağı söyleniyor. Ve dikkatinizi çekerim söz konusu kişi Michael Jackson. Müziğiyle dünyayı sarsan, milyonlarca dolarlık servete ve milyonlarca hayrana sahip dünya çapında bir sanatçı...

Ama cezasını alırken ne bunlar sonucu etkileyebilecek, ne de Amerika'nın gururu bir sanatçı oluşu...

İki gün önce de ABD'de, yaptıkları şiddet içerikli çizimler nedeniyle tutuklanan 9-10 yaşlarındaki okul öğrencilerini ve rayların üzerine aracını bırakarak kazaya neden olduğu için idama mahkûm edilen genci yazmış ve "Adalet hangisi, bizimki mi, onlarınki mi?" sorusunu sormuştum.

Bekir Coşkun dünkü yazısında cezaevlerinden tahliye edilen "12 bin kişiden fazla hırsız-katil ve terörist" den söz ediyor, bunlar arasında terör örgütü elemanları, Sivas Davası, Uğur Mumcu-Ahmet Taner Kışlalı davalarının sanıkları, kapkaççı, katil suçlularının olduğunu anlatıyordu.

Sayın Coşkun bu affa itiraz etmekte yerden göğe kadar haklıydı ama bu kez (onun yazılarında nadir rastlanır) haksız olduğu bir konu da vardı; medyanın "bu ne rezalet" sorusunu iktidara sormadığı, tepki göstermediği ve aslında
medyanın "Rahşan affı"na da Ecevitler iktidardan uzaklaşana kadar tepki göstermemiş olduğu...

Haksız bu noktada... Medya "Rahşan affı na Ecevitler iktidardayken gereken tepkiyi gösterdi. Yalnız medya değil, halk da gösterdi ama dinleyen olmadı.

Onlar 'üç kafadar' kararlarını verdiler ve uyguladılar. Zaten siyaset sahnesinden silinme nedenlerinder biri de bu karar oldu. Millet, bugün hâlâ mağduru olduğu sokaklara salınmış suçlular hatasını affetmedi.

Siyasi vurdumduymazlık!
Biz Türkler'in en önemli kusurlarının başında hepimizin bildiği gibi hafıza zayıflığı geliyor. Ve tabii bunun yanında "nasıl olsa kabul ettireceğini, yutturacağını sanma" yanılgısı. Bu ikisi birleşince bugünkü iktidar da çekinmeden aynı hataya düşüyor. Çekinmeden... Onların sonunu paylaşmaktan korkmadan... Neden korkmuyor? Çünkü bizim saf millerimize birkaç kahramanca konuşma, birkaç "vatan-millet-Sakarya" edebiyatı büyük ve affedilmez hataları unutturabiliyor.

Yeni 'Af'fa gelince...
12 bin suçlunun, daha TCK'nın uygulamaya gireceği Nisan ayı gelmeden alelacele salıverildiği topluma duyurulmadı. Yasalardaki olumlu, iyileştirici hükümlerin tüm nüfusa eşit şekilde uygulanması gerekirken kadınların yansını (yasadan önce evlenmiş diyerek) mahrum bıraktıkları Medeni Kanun'un, Ecevit Hükümeti tarafından gece yarısı emrivaki ile Medis'ten geçirilmesi gibi bunlar da sessiz sedasız işi hallediverdiler.

Medeni Kanun'un (bütün diğer ülkelerde tüm nüfusa uygulanmasına rağmen) geriye doğru işlemediğini söylüyorlar ama Ceza Kanunu yürürlüğe girmeden işleyebiliyor. Üstelik yeni kanunlarda suçlara verilecek cezaların azaltıldığı değil aksine ağırlaştırıldığı bilinmesine rağmen nasıl oluyor da katili, teröristi, hırsızı; 12 bin kişi birden serbest bırakılıyor? Ayrıca 'Madem ki yeni ceza kanunlarını şimdiden uygulayabiliyorsunuz haydi çocuk tecavüzcülerine de uygulayın' deseniz "ama yasalar daha yürürlüğe girmedi" cevabını alıyorsunuz. Bu nasıl adalettir?

Açıkça anlaşılıyor ki, kendi depremzedeleri aç ve açıktayken Güney Asya'yı ziyarete gidenler döneminde de bu millet adaleti mumla arayacak.

Yakın mumlarınızı, çıkalım sokaklara... Başka çare kalmadı!

Konunun özeti!
Güler misin, ağlar mısın kararsızlığı yaşamımızın her gününde karşımıza çıkıyor, kaçmak imkânsız. Buyrun sonuncuyu paylaşalım; CHP'de Olağanüstü Kurultay'ın ardından 'olağanüstü hal' dönemi başlıyormuş (teröristler birilerinin arazisine(!) girdiler ya, haklı CHP..) Haber şöyle;

"Genel Başkan Deniz Baykal DSP'nin eski lideri Bülent Ecevit modelini benimsedi. Partide muhalif hiçbir sese yaşam şansı tanınmayacak."

Şimdi de hep birlikte tekrarlayalım: Güler misin, ağlar mısın?.. Benim gözümden her iki durumda da yaşlar geliyor Allah sizi inandırsın. Ayol insan "sonu iyi olan bir örneği" benimser değil mi? Bu model nedeniyle ve bu modelden dolayı hatalarını kimse eleştiremediği için uzun siyasi yaşamı başarısızlıkla, partisini sıfırlamakla noktalanmış bir lider örnek alınır mı?

"Olmaz, olmaz deme, 'olmaz' olmaz" da söylenmiş bir lâftır. Demek her şey olabiliyor gerçekten. 'Yeni modeliniz hayırlı olsun' demekten başka ne gelir elden?

DİĞER YENİ YAZILAR