Mumcu'nun hilesi!

Haftalık'ta Erkan Mumcu'nun "27 yıllık sırrı" nı açıkladığı haberinin gazetede sürmanşet verildiği gün (Perşembe) ANAP'tan bir davetiye aldım...

Haberin Devamı

Haftalık'ta Erkan Mumcu'nun "27 yıllık sırrı" nı açıkladığı haberinin gazetede sürmanşet verildiği gün (Perşembe) ANAP'tan bir davetiye aldım.

"Yeniden İktidara Yürüyüş" teşkilat toplantıları için İstanbul il Başkanı Avukat Murat Akdeniz göndermiş, eksik olmasınlar.

Eski partilerin hepsi iktidara yürüyorlar bugünlerde... Tabii zaman ne gösterecek, bu kadar aldatmacadan, yanıltmadan, takiyyeden ve "gelen gideni aratır" durumlarından sonra millet eski partilerden hangisine güven duyacak onu şimdilik bilmiyoruz.

Bildiğimiz bir şey varsa çıkar için partiden partiye atlayan, daha parlak bir çıkış gördüğünde o dakika eski partisini tu-kaka ilân eden, bukalemun gibi renk değiştiren liderlere kolay kolay güvenilemeyeceği...

Haftalık'taki haber VATAN'da "Adam vuran Genel Başkan" başlığıyla çıkmıştı.

İlgiyle okumaya başladım ki spotun ikinci cümlesinde bir "Haaa..." çektim. O "haa"nın sebebi olan cümle şuydu: "1979'da bir ülküdaşını vurdu tam 59 gün cezaevinde yattı"...

Silahın içinde kurşun olduğunu biliyormuş ama patlayacağını bilmiyormuş. Nasıl yani?? Bunu çocuk bile akıl edebilir di mi?

Asıl mesele şu ki; inanan insanların hassas noktası olan dinin aynı zamanda tartışılması da güç bir konu olduğunu bilerek, istismar ederek oy toplayanlar nasıl "türban" diye tutturuyorlarsa (başka tutturacak konu yok çünkü, tek konulan kamusal alanda türban izni) Erkan Mumcu da bir değişiklik yapmış ve "ülküdaş"tan tutturmuş.

Eskilerde de kalmış olsa "demek ki kökü bu" diyen MHP seçmeninden oy kapma durumları mümkün olur belki kimbilir...

Ah keşke siyasetin içine doğmuş olmasaydım. Daha az kavrar, daha rahat ederdim emin olun!

(Erkan Mumcu ya ANAP'taki son günlerinde söylem değiştirdiğini ve çok farklı konuşmaya başladığını da bir röportaj sonrası ben söylemiştim, o da bozulmuştu. Kısa süre sonra ANAP'tan ayrılarak AKP'ye geçti. Bilmem anlatabiliyor muyum?)

Muhteşem karikatür!
Birol Bayram'ın VATAN'daki karikatürlerine bayılıyorum biliyorsunuz, daha önce de yazmıştım. Dün yine müthiş bir karikatürü vardı: Müze Müdürü bir sandalyede horul horul uyuyor ve üstünde "Kültür ve Turizm Bakanı uyuyunca müze bekçisi de uyumakta sakınca görmez" yazıyor.

Durum "Balık baştan kokar" veya "Atın ön ayakları nereye giderse arka ayakları da oraya gider" gibi sözlerin bir kanıtı...

Karikatürdeki tek fazlalık Müze Müdürü'nün düzgün kıyafetiydi. Bizim gördüğümüz Müdür fotoğraflarında o bile yoktu.

Uyuyan bir Kültür-Turizm Bakanı, Türkiye gibi tarihi değerleri ve turizmiyle ayakta duran (en önemli gelir kaynaklarımızın başında bunlar var) bir ülkede bu değerlerin başına getirilirse olacağı budur. Birol Bayram ne güzel anlatmış tek karede!

Sonu nereye varır?
Dün, "Kâbus mu bu, uyandırın beni" başlıklı yazımda, aynı gün içinde arka arkaya verilen Türkiye'ye özgü berbat haberlerden söz etmiştim.

Yine o gün yazımın tam altında, verdiğim kötü haberleri hiç aratmayacak bir haber daha vardı:

Selçuk Üniversitesi'nde bir erkek öğrenci kız arkadaşının omuzuna elini attığı için Abdullah isimli bir şahsın saldırısına uğruyor. Bu şahıs "Burada kızlara yaklaşmak yasak" diyerek öğrenciye kafa atıyor. Bu yetmiyormuş gibi, Dekanlık kız ve erkek öğrencinin mağduriyetini gidermeye çalışacak yerde "toplumun içinde hoş karşılanmayacak bir vaziyette bulundukları" iddiasıyla soruşturma başlatıyor.

Olayların nerelere varabileceğini, bağnazlığın nasıl toplum yaşamını bozacak, toplumu tedirgin edecek boyutlara gelebileceğini görebiliyor musunuz?

Bir üniversite öğrencisi kız arkadaşının omuzuna elini attığı için bu olaylarla karşılaşıyorsa yakında neler görebileceğimizi iyi düşünmek gerekir!

DİĞER YENİ YAZILAR