Mum ışığıyla etik arıyoruz!

İnsanlarda "sürüngen" veya "omurgasız" olarak adlandırılabilecekler var mıdır diye sorulsa herkesin kendine göre grupları çıkar sanıyorum...

Haberin Devamı

İnsanlarda "sürüngen" veya "omurgasız" olarak adlandırılabilecekler var mıdır diye sorulsa herkesin kendine göre grupları çıkar sanıyorum.

Buna örnek olarak; kişisel menfaat uğruna şekilden sekile girenler, her dönemde güç sahiplerine yalakalık yapanlar, çıkar veya ödül sağlamak için vatan düşmanlarına bile yağcılık yapanlar, işinde yükselmek için karısına şekil değiştirtenler ilk etapta sayılabilir.

Ama hepsinin de üstünde, en sürüngen model, beraber olduğu kadınlar veya yakın olma fırsatı yakaladığı ünlüler hakkında konuşan erkeklerdir.

Köşeme gelen garabet tekzip nedeniyle iki gündür yazmak isteyip de yazamadığım konuların en önemlisi AKP'den ANAP'a geçen milletvekili Reyhan Balandı nın eski danışmanının ona fotoğraflarla yaptığı şantajdı.

Balandı nın eski eşi "O fotoğrafta ben de vardım" diyor ama diyelim ki yoktu. Diyelim ki bir beraberlik de yaşandı. Bu ne karakter zafiyetidir ki bir erkek sonradan beraber olduğu/olmadığı bir kadının beraber çekilmiş fotoğraflarını (üstelik mayolu fotoğraflarını) veya ilişki hakkındaki bilgileri basına verebilir.

O ne basındır ki hiçbir kuralı, ilkesi yokmuş gibi, sırf "haberdir" diye böyle bir saygısızlığa, kötülüğe, çağdışı anlayışa aracı olur.

Ben, hangi gazete olursa olsun ilk gördüğüm andan beri bu haberin basılmasına tepki gösterdim. Kullanmayan gazeteleri de gönülden kutlarım.

Etikten söz eden insanların/kuruluşların o etiği önce kendilerinin uygulaması, hele de topluma doğru mesajlar verme, kural öğretme, geliştirme görevi olan basının "haber" adına bu tür hatalar yapmaması gerekir.

Bu rezaletin bir sonu olması lâzım değil mi? 2006 yılında değilse ne zaman gelecek bu son?

(Not: Bu tür çarpık davranışlar neden hep erkeklerden çıkıyor siz de merak etmiyor musunuz?)

Kadınlar aleyhine geri aldım!
Türk Ceza Kanunu'nda kadınları şiddetten, saldırıdan koruyacak yasaların çıkması için yıllarca mücadele edildi. Bu konudaki yazılarım, itirazlarım nedeniyle bana verilen 15 milyar TLlik cezayı hâlâ ödemekteyim, birkaç gün önce Yargıtay'da yasalara çocuklar ve kadınlar aleyhine maddeler konmasını (örneğin; tecavüze uğrayan kadınların tecavüzcüleriyle evlenmesini) isteyen Doğan Soyaslan' ın bana açtığı davaya bakıldı. Yani hâlâ bitmedi ama çıkarılan yasaların tersine döndürülmesi çalışmaları başladı bile...

TCK'nın 86. maddesinde aile içi şiddeti önleyecek olan; şiddet olayında şiddete uğrayanın şikâyetine bağlı olmadan kovuşturma yapılmasını sağlayan ve uzlaştırma kapsamında olmayan suç şimdi şikâyete bağlı hale getiriliyor ve uzlaştırma kapsamına alınıyor. Hem de "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla" diye bir başlık atarak...

Gerekçe ise; "Bir tokat atılmasında dahi hukuk adına müdahil olmayı gerektirmesi..."

Bu "geri adım" ı ilk farkedenlerden biri olan Türk Kadınlar Birliği Başkanı Avukat Sema Kendirci gerekçeyi "korkunç" olarak değerlendirmişti. Sonra aynı doğrultuda diğer kadın kuruluşlarından da açıklamalar yağdı.

"Korkunç" çünkü "bir tokat... dahi" deki tokat şiddetten sayılmıyor. Şiddet saymaları ve hukuk müdahalesi için sokak ortasında 65 yerinden bıçaklanması veya silahla vurulması ve herkesin de buna şahit olması gerekiyor.

Olayı evde duyanlar, komşu vb. artık şikâyet edemeyecek. Şiddete uğrayan ise "sıkıysa etsin"! Sille tokat döven, daha fazlasından mı çekinir?

Medeni Kanun'da da mal ortaklığını 17 milyon kadına "eşin isteğine bağlı" hale getirirken aynı hileyi yapmışlardı ve AKP bütün İsrarlara rağmen bu büyük yanlışı hâlâ düzeltmedi.

İşte size kadın hakkı savunan Meclis'in anlayışı, güle güle kullanın.

Bizim mücadelemiz ise, bilsinler ki, gerekirse sonsuza kadar sürecek!

DİĞER YENİ YAZILAR