Muhammet’in geleceğine ipotek koymak!

Futbol yazarı değilim, futbol meraklısı da değilim. Ama bir milli maçı (basket dahil) veya kupa maçını izlemem için davet geldiğinde gider ve gözden kaçabilecek tüm detayları da yakalayarak kusursuz şekilde maçı anlatırım

Haberin Devamı

Futbol yazarı değilim, futbol meraklısı da değilim. Ama bir milli maçı (basket dahil) veya kupa maçını izlemem için davet geldiğinde gider ve gözden kaçabilecek tüm detayları da yakalayarak kusursuz şekilde maçı anlatırım.

Bunu yazayım ki gelebilecek teklifleri de peşinen ortadan kaldırmış olmayayım (yerinde izlediğim Leeds-Türkiye maçı ve Brezilya-Fransa dünya kupası maçının tadı hâlâ damağımdadır, o nedenle...)

Futbol meraklısı değilim ve lâkin Beşiktaş’ın alt yapısında oynayan süper yetenek 12 yaşındaki Muhammet’e Barcelona’dan gelen teklifi dikkatle izliyorum.

Bir yazar ve bir anne olarak...

Düşünün dünyanın en ünlü futbol takımlarından biri, henüz 12 yaşında olan bir Türk çocuğunu “geleceğin Maradona’sı”, “Tek kelimeyle harika bir futbolcu” diyerek istiyor. Ona yatırım yapmaya ve yetiştirmeye talip oluyor ve Beşiktaş ne yapıyor; “1 milyon Euro yerine 2-3 milyon vermezseniz göndermeyiz” diyor.

Buna haklarının olmadığını, başına talih kuşu konmuş bir gencin önüne para engeli çıkarmalarının büyük bir yanlış, büyük bir haksızlık olduğunu görmeleri gerekir.

Acaba kendileri İspanyol takımının sağlayacağı geleceği Muhammet’e sağlayabilecekler mi, böyle bir güçleri ve dünya çapında isimleri var mı? Acaba buna benzer bir fırsat bir daha o gencin karşısına ne zaman çıkar? Daha ileri bir yaşta çıkması şu anda yetiştirilmesi imkânının yerini tutar mı?

Beşiktaş, kendi çıkarını düşünürken bencillik yapmamak ve bu gencin “böyle bir teklif karşısında” geleceğine ipotek koyma hakkına sahip olmadığını bilmek zorundadır.

Çünkü bu durumla, yetişmiş bir futbolcunun satın alınıp verilmesi arasında çok fark vardır.

Şimdi gelelim “anne” olarak diyeceklerime; ben Muhammet’in annesi olsam çocuğumu derhal Beşiktaş’tan alır ve Barcelona’ya yollardım. Bunun yapılan sözleşmedeki tazminatı ne ise onun ödenmesini de Barcelona’dan talep ederdim.

Söz konusu rakamlarla alakası olmadığı kesindir.

İnanın bu haber bana “insanların ne kadar sorumsuz ve bencilce” davranabileceğini, maddi çıkar için 12 yaşında bir çocuğun bile hayatıyla oynayabileceğini bir kez daha gösterdi.

Para nedeniyle Muhammet burada kalırsa pes doğrusu!

*****

“Biz Türk’üz ve gurur duyuyoruz”
Osmanlı İmparatorluğu’nun Kurtuluş Savaşı’na ve Atatürk’e karşı çıkmasıyla tanınan son İçişleri Bakanı Ali Kemal’in İngiliz Milletvekili torunu Boris Johnson Türkiye’yi savunmuş ve...

“Türkiye’den neden korkuyoruz” başlıklı makalesinde “Papa’nın, papazların saçma açıklamaları nedeniyle Avrupa Türkiye’ye küçümseyerek bakıyor” diyerek Fransa’yı, Belçika’yı, Yunanistan’ı eleştirmiş.

Tarih böyle çelişkilerle doludur işte, bu da güzel bir çelişki... Boris Johnson’a teşekkür mesajları göndermemiz gerekiyor. Önce Hükümet’in, sonra bizim...

Ama Hükümet’in yaklaşan seçimler gibi hayati (!) bir meşguliyeti varken akıllarına gelir mi bilmem... (Gelmediği içindir ki bugün Ermeni sorununda bu durumdayız.)

Bu arada Nehar Kumcu isimli bir Ermeni okurumuz “Sayın Mengi, biz neden böyle olduk” diyerek başladığı mektubunda çok önemli şeyler söylüyor... Okuyalım:

“Neden Ermeni asıllı her vatandaşın DİASPORA ya da ASALA ile ilgili olduğu sanılıyor? Biz Türk’üz ve bununla gurur duyuyoruz. Benim dedemin babası, Sultan Abdülhamit’in maiyetinde görev yapmış. Kuşkucu ve sansürcü olarak tanınan bir padişah bile Ermenilere güvenmiş. Ben askerliğimi İzmir’de yaptım. Bana bir tüfek verdiler, ihtiyaç halinde bu toprakları düşmana karşı savunayım diye... Nüfus cüzdanımda T.C. Devletinin mühürü var... Şimdi bana sen bizden değilsin diyorlar; gücüme gidiyor.

Amaçları, benim gerçekten Türk olmadığıma inanmamı sağlamak, beni isyan ettirmek ve Türkiye’den, Türklerden soğutmak... Bu çok tehlikeli bir durum yaratır. Türkiye’de yaşayan yaklaşık 80 bin Ermeni’den 2 bini bu propagandanın etkisinde kalsa, büyük kargaşa çıkar.

Sayın Ruhat Hanım, Sarkis Terziyan isimli bir büyüğümüz, bir kitap yazmış. Yaklaşık on gün önce piyasaya çıkan bu kitabı size gönderiyorum (...) Sizden istirhamım şu olacak: bu kitaptan birkaç tane getirtip, tanıdığınız Ermeni asıllı vatandaşlarımızın okumasını sağlayınız. Ne kadar çok kardeşimiz okursa, bu ırkçı propaganda o kadar etkisini yitirir.”

Nehar Kumcu’nun söz ettiği kitabın adı “Atatürk’ü Anlayamadınız”... Ankara’da Dost Kitabevi tarafından çıkarılan bu kitabı sadece Ermeni vatandaşların değil, Türklerin de okuması çok, çok iyi olur. İnanılmayacak kadar etkileyici ve güzel bir kitap, bulunmasının da zor olduğunu sanmıyorum.

Sayın Kumcu’ya anlattıkları konusunda hak veriyor ve mektubu için teşekkür ediyorum. Türkiye’nin masum Ermeni vatandaşlarına bu gözle bakanların “büyük bir hata içinde olduklarını” ve ülkeye zarar verdiklerini bilmeleri gerekir.

DİĞER YENİ YAZILAR