Ben, demokrasilerde toplum düzeninin, huzurunun ve güvenliğinin sağlanması için yasalar ve yasaklar olması gerektiğine inanan demokratlardanım.
Yani “sınırsız özgürlükten yanayım” demenin realiteye uymadığını, demokrasinin de kuralsızlık rejimi olmadığını bilirim.
Bugün yerim az ama hiç değilse Cuma akşamı -maalesef- konusunu bilmeden izlediğim, başrollerini Kevin Costner ve Demi Moore’un oynadığı “Mr. Brooks” isimli filmin Türkiye’de gösterilmemesi gerektiğini yazmak istiyorum.
Zevk için cinayet işleyen ve sonra hemen normal günlük yaşamına dönen, kendini de “cinayet bağımlısı” olarak tarif eden başarılı bir iş adamını anlatıyor film.
Baştan sona dehşet verici konuşmalar, insanlık dışı, tüyler ürperten sahnelerle...
Türkiye gibi zaten şiddeti ve şiddete eğilimli insanı (aynı zamanda eğitimsiz veya bunalımlı) bol bir ülkede asla gösterilmemesi gerekir.
Evet, artık her nedense içinde cinayet olmayan film ve dizi kalmadı ama bu hepsinden farklı bir şey. Eğer Kurtlar Vadisi tartışılıyor ve dizisi “topluma zararlı mesaj veriyor” diye kaldırılıyorsa “Mr. Brooks” da hemen kaldırılmalı.
“Katil Doğanlar” filmi aşırı şiddet içerdiği için ABD’de yapılmasına rağmen orada yasaklanmış ama Türkiye’de, üstelik her yaşta izleyici rahatça izlemişti.
Bu film en az onun kadar zararlı, onun kadar absürd.
Vahşi cinayetleri sıradan bir olay veya yaşanması gereken bir heyecan gibi gösteren bu filmin kaldırılması için ilgilileri göreve davet ediyorum!
Süper Adana’m benim!
Biliyorsunuz baba tarafından Adanalı, anne tarafından Antakyalıyım...
Safkan Akdenizli yani... Sıcaklığım, içtenliğim oradan geliyor (!)
Adanalılığımla olduğu kadar “Adanalılarım”la da gurur duyuyorum, onlar kadar sadık dost, onlar kadar hatırşinas insan az bulunur.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da rahmetli babam Mehmet Ünaldı için (hatırlatayım 25 yıl Adana milletvekili ve senatörü oldu) ölüm yıldönümü olan 1 Haziran’da Salih Bosna Camii’nde mevlit okuttular. Ben asla kaçırmak istemediğim halde bu kez işlerim nedeniyle katılamadım.
Organize edenler 500 kişi için hazırlık yapmışken katılım 1000 kişiden fazla olmuş. Cami avlusu yetmediği için sokaklara halılar serilmiş.
Mevlit şekerlerinin paketlerine ise (beni ağlatan) şu notu yazmışlar:
“Merhum Ünaldı, yerini kimse dolduramadı. Seni çok özlüyoruz.”
Ne denebilir ki bu sevgiye, bu saygıya, bu bağlılığa?..
Sevgili Adana’m benim, sonuna kadar hemşehriniz olmanın gururunu taşıyacağım. Hepinize gönül dolusu sevgiler, saygılar. Sonsuz teşekkürler.

