“Modern Mahrem” sergisinin düşündürdükleri...

Haberin Devamı

Uluslararası üne sahip sosyolog Prof. Nilüfer Göle bu akşam açılacak olan Modern Mahrem Sergisi’nin yönetimini üstlenmiş.

Modern Mahrem isimli bir kitabı da olan Prof. Göle’ye yakışacak bir görev bu.. Nilüfer Göle türbanın İslâmi yaşama uymak isteyen kadını modernleştirdiğini, özgürleştirdiğini bu sayede sosyal yaşama katılabildiğini savunan bir sosyologdur.

Birçok ülkeden aydınların, araştırmacı ve yazarların katılacağı “Batı Dışı Moderniteler Projesi”nde fotoğrafta gördüğünüz; İranlı sanatçı Shahram Entekhabi’nin eseri de yer alacakmış.

Bence zamanlaması ve konusu Türkiye’ye, tabii İran’a da son derece uygun. Neden ikisine de uygun; çünkü İranlı kadınlar din polislerinden illallah der, bu kıyafet baskısından nasıl kurtulacaklarını düşünürken bizde de İran, Suudi Arabistan benzeri bir “tepeden tırnağa tesettür” yayılması yaşanıyor.

Son araştırmalar Türkiye’de kadınların yüzde 60’ının tesettürlü olduğunu ortaya koyuyor ama bunların büyük bir kısmı yalnızca türbanlı değil, çarşaflı tesettür...

Yalnız burada, yani Shahram Entekhabi’nin eserinde -dikkatle baktığınızda- ciddi bir bilinçli çelişki var. Kadınların her ikisi de sadece gözleri açıkta bırakan, neredeyse bir adım ötesi de burka- bir sembolik kara çarşaf giymiş... Ama bütün vücut hatlarını ortaya çıkaran daracık, streç bir kara kıyafet bu... Kollar da bilekten bir karış yukarda...

Sanatçı bir İranlı olarak, büyük ihtimalle kadının; tepeden tırnağa tesettüre zorlansa bile kadınlığını bir şekilde ortaya koymak isteyeceğini böyle bir fanteziyle vurgulamak istemiş.

Zira gerçek şu ki bu tesettürü ne İran’da, ne Suudi Arabistan’da uygulayamazsınız.

Örnek olarak aldığım; İslâmi rejimle yönetilen ve radikal İslâmcılığın her tür baskısının çoğunlukla kadınlara (ama giyim, saç, içki, şeriata tümüyle uyma gibi birçok konuda erkeklere de) yapıldığı bu iki ülkede de çarşafınız dar olamaz.

Kollar bileklerin üzerine, etek ayak bileğinin üstüne çıkamaz. Çarşaf bol olmak, vücut hatlarını göstermemek zorundadır.

MAHREMDEN PARANOYAYA

Bu konuda 1 Ekim 2007 tarihli Time dergisinde “Tahran’da yıldırma baskısı” başlıklı bir yazı yazan İranlı gazeteci Azadeh Moaveni, sıcak bir yaz günü parkta eşiyle birlikte çocuğunu gezdirirken çarşafının kolları bilekten sadece birkaç santim yukarda olduğu, başında da siyah ince bir örtü olduğu için peşine düşen kadın din polisinin yaptıklarını anlatıyor.

Hapis cezasından nasıl yalvararak kurtulduğunu, kadın polisin Gestapo gibi “Önce ‘bir daha yapmayacağına dair’ kağıt imzala, sonra da evine git ve sakın geri gelme” dediğini, bu arada kendisinin aklından “Bütün parkı mı tutuklayacaklar? Bütün şehri mi” sorusunun geçtiğini, parktan çıkarken yoldaki kadınları “sakın gitmeyin, din polisi yakalıyor” diye uyardığını, ailesinin bu baskı nedeniyle İran’dan kaçtığını, kendisinin ise gazetecilik yapmak ve evlenmek için kaldığını, son aylarda baskının tekrar aşırı şekilde arttığını tüm detaylarıyla okumak mümkün...

Kısacası, tesettür baskısının nerelere varabileceğini anlatmış. Hatemi gibi bir cumhurbaşkanı geliyor çarşaf çıkıp renkli eşarplara, marka gözlüklere, saçın görünmesine, eşarp altı modern giysilere izin veriliyor, Ahmedinejad gibi bir başkası geliyor bunu yeterli görmeyip din polisiyle “şeriata uygun çarşaf” korkusu salıyor.

Hawai Üniversitesi’nin İran uzmanı siyaset bilimcisi Prof. Farideh Farhi’nin dediği gibi “Korku ve yıldırma arttıkça toplum paranoyak oluyor”...

“Batı Dışı Moderniteler Projesi” kapsamında yer alan bu sergi eğer tümüyle tesettür modernitesini (!) kapsıyorsa o zaman çarşaflı tesettürün yer alması da Türkiye’deki zamanlama açısından doğrudur.

Zira İslâmi baskının görüldüğü bu ülkelerdeki çarşaf dayatması benim de vurguladığım Ahzap Suresi 59. ayet nedeniyle yapılmaktadır.

Oysa Türkiye’de artık “daracık kıyafet, gelinlik veya kısa kol-blucin üstü türban”a da tesettür deniyor ve türban tek başına tartışma konusu oluyor.

Santralistanbul’daki sergi belki modern mahremlerin “istediğin ayeti seçip, onu dinin ‘olmazsa olmaz’ şartı sayıp diğerlerini boşvermek mümkün mü” sorusunu da tartışmasını sağlar.

DİĞER YENİ YAZILAR