Minik Zeliha terörün fotoğrafı olsun!

Haberin Devamı

Dün “siyah yas logosu” ile çıkan VATAN’ın ilk sayfasında iki fotoğraf vardı ki eğer bir kalpleri varsa kahpe katillerin, arkadan vuran korkak cellatların bile dayanması güçtü.

“İnsanlar”ın ise görüp de gözyaşlarına boğulmaması mümkün değildi.

Henüz 20 yaşında şehit olan Komando Çavuş Bayram Güzel’in yüreği yanık anacığının “Benim kuzumu getir Şırnak Dağları” feryadı sırasında çekilen...

Ve şehit Piyade Onbaşı Kasım Aksoy’un; ağlayanlara bakıp bir kötülük olduğunu hissederek kendisi de içli içli ağlayan minik kızı Zeliha...

Her ikisi de o vicdansız örgüte, onlara içte ve dışta destek verenlere, dünyaya, terörle ve onu desteklemekle hiçbir şeyin çözülemeyeceğini, bunun acıdan başka bir şey getirmeyeceğini, Türkiye’nin PKK teröründen çektiğini tek karede anlatacak fotoğraflar.

Keşke bunları her fırsatta o “anlamamakta direnen” samimiyetsiz, kaypak, çıkarcı gözlere sokabilsek...

Kadir günü, Kadir gecesi kalleş kurşunlarla şehit olan 15 genç asker nasıl ki doğru cennete gideceklerse, Bayram’da onları bekleyen anaların, bebelerin yüreğini dağlayan, Ramazan, iftar vakti, Kadir gecesi demeden kahpece arkadan vuran katilleri de herhalde doğru cehennemi boylayacaktır.

Dün Mehmet Tezkan son derece önemli bir noktayı vurgulamıştı “1 Mart’ın faturasını şehitlerle ödüyoruz” başlıklı yazısında...

“PKK’yı tarih sahnesinden silecek fırsatın 1 Mart tezkeresiyle doğduğunu ama o büyük fırsatı bir adım ötesini göremeyen politikacılar yüzünden elimizin tersiyle ittiğimizi” hatırlatıyor:

“Eski Genelkurmay Başkanı Özkök geçen hafta bir kez daha altını çizdi. O tezkere kabul edilseydi PKK’nın beli kırılmış olacaktı. Ne silahı olacaktı, ne askeri kampı, en de saldıracak gücü... Bugün şehitlerimize ağlamıyor olacaktık. Sahi, o tezkereyi reddedenler bugün ne düşünüyor acaba?” diyordu.

Başka ülkelerde bu gibi sorular gazete köşelerinde kalmaz, hesabı da sorulur. Ama gel gör ki bizde bırakın hesabı ödüllendiriliyor.

ABD BAYRAĞI ŞAPKALAR GİYMİŞTİK!

O günlerde biz ‘Bunun acısını fena çıkarırlar, Kuzey Irak’ta yaratacakları sorunun üstesinden gelemeyiz. Önce can, sonra canan... Savaşa girmeyelim ama hiç değilse ABD’nin sınırlarımızı kullanmasına izin verelim’ diye ısrarla yazdığımızda kafalarımıza Amerikan bayraklı şapkalar çizdirip dergilere kapak yaptılar.

İşte bugün hesap ortada... ABD’nin BOP plânlarını, bununla bağlantılı ılımlı İslâm projelerini, AB’nin hesaplarını ilk yazan yine biziz ama tezkereyi reddedenler ne yapıyor?

“Irak’la karar verdik teröre destek vermeyecekler”... “Zirvede karar verdik, sınır ötesi operasyon dahil gereken her şey yapılacak” gibi erteleme, oyalama açıklamaları dışında ne?

Teröristler son teknoloji ABD silahlarıyla askerlerimizi vuruyor ve biz ses çıkaramıyoruz.

Hilary Başbakan’a şöyle dedi, Murdock böyle dedi, Bayan Bush çaya çağırdı/çağırmadı, bunlarla, 5000 kişilik düğün hazırlıklarıyla, 10 günlük torun görme seyahatleriyle, anayasa hazırlama ve referandum yöntemleriyle zaman kaybedip duruyoruz.

Sınır kapılarımızı kapatacak cesarete bile sahip değiliz.

Artık Kuzey Irak’a girsek ne olur, girmesek ne olur?

ABD onları kollar, güçlendirirken oradaki bütün teröristlerin kökünü kazımak bu şekilde mümkün müdür?

Amerika, Barzani, PKK bunu bilmiyorlar mı sanki?

(Not: ABD’nin elindeki imkanlarla, vücut ısısından hedef belirleyen termal kameralarla o terör örgütü, o dağlarda barınamazdı. Ama ABD bize destek vereceğine, kendini düşünerek Barzani’nin yanında yer alıyor. Tek sebep ne? Haydi hep birlikte cevaplayalım; önce iktidar partisi başlasın!)

DİĞER YENİ YAZILAR