Milli Görüş'çü "yenilikçi"ler

Necmettin Erbakan başbakanlığındaki hükümet döneminde ülke çapında çıkan huzursuzluğu, yaşanan tatsız tecrübeyi gören, bütün o olaylar ve zaman kaybı sonucunda ekonomik krizlere sürüklenen halkın daha dikkatli davranacağını sezenler kurnazca maskelerini değiştirerek ortaya çıktılar

Haberin Devamı

Necmettin Erbakan başbakanlığındaki hükümet döneminde ülke çapında çıkan huzursuzluğu, yaşanan tatsız tecrübeyi gören, bütün o olaylar ve zaman kaybı sonucunda ekonomik krizlere sürüklenen halkın daha dikkatli davranacağını sezenler kurnazca maskelerini değiştirerek ortaya çıktılar.

Önceki benzerlerinden farklı olacaklardı. Ilımlı, demokrasiye ve laikliğe saygılı, türban sorunuyla ülkeyi sıkıntıya sokmayacak, öncelikle sorunlara ciddiyetle eğilecek değişimci, yenilikçi, ak bir partiydiler. Kendilerine göre "radikal dinci" değil "muhafazakâr demokrat" bir parti. Ne demek idiyse?... (Diğerleri de değerlerini, inançlarını yitirmiş demokrat partiler oluyorlar herhalde bu tarife göre...)

Sonuç olarak, seçimden 5 ay sonra Necmettin Erbakan hükümetinden farksız bir noktaya geldiler. Bırakın muhafazakâr demokrat ayaklarını bir tarafa, eksiği yok fazlası var tastamam bir dinci parti.

Sorun "türban" değil
Gelelim icraatlarına. İktidara geldikleri günden beri bir türlü istikrar sağlayamadıkları, devlet israfını kısmadıkları gibi ileri sürdükleri yeni israf projeleriyle, görülmemiş bir hız ve kıyımla uyguladıkları kadrolaşmalarıyla, getirdikleri AKP'li banka genel müdürlüklerinin "30 milyarlık maaş" dümenleriyle, Irak savaşı ve Kıbrıs konusundaki yanlış politikalar gibi yönetim başarısızlığı örnekleri, Amerika ve Avrupa'yla olabilecek en kötü ilişkilerle, Dışişleri genelgesi türünden anlamsız ve zamansız faaliyetlerle, Avrupada (sözüm ona) Milli Görüş'e rakip diye kuracakları "Muhafazakâr Demokratlar Birliği" ile tam bir hayal kırıklığı tablosu çizmekteler. TAM BİR BAŞARISIZLIK ÖYKÜSÜ!

Böylesine kısa bir zamanda bu başarısızlığı ve saman altından yürütülen dolapları ne kapatır?

Türban bahanesi altına gizlenerek sahnelenen yeni, yepyeni oyunlar.

Bu olayda sorun kasıtlı olarak "türban" boyutuna indiriliyor. Meclis ve törenlerde türbana alıştırma yapılıyor. Oysa sorun türban değildir.

Aynen dinin ve namusun türbanla ilişkisi olmadığı, isteyenin saçını zarif bir bereyle örtüp boynuna da şal takarak bu sıkıntıyı kolayca ortadan kaldırabileceği gibi...

Hukukçu Başkan, hukuku unuttu
23 Nisan'dan bu yana beni "konuyla ilgili" TV programlarına davet ediyorlar. Ülkenin böyle zor bir döneminde yaratılan yapay sorunlarla ilgili konuşmak istemiyorum. Son olarak 28 Nisan Pazartesi günü için Nazlı Ilıcak'in Flaş IV'deki programına bu konuyu tartışmak üzere çağrıldım, ona katılmayışımın nedeni de bu. Sorun bence bir kaç cümleyle açıklanabilir.

Bu mesele bir yandan başarısız olmuş, diğer yandan kadrolaşma ve "Milli Görüş'le ilgili Dışişleri genelgesi" gibi konuları örtmeye çalışan bir hükümetin, toplumu aptal yerine koyan gayretlerinden başka bir şey değildir. Buna bir de Meclis Başkanı'nın parti içinde "liderliğe soyunan isim" olma ve "İslamcı tabanı kaçırmama" gayretlerini ekleyin.

Hukukçu olan, her soruna "Ben hukukçuyum" diyerek yaklaşan bir Meclis Başkanı ve seçilerek TBMM'ye gelmiş bir parti nasıl olur da hem iç hukuku (Anayasa Mankemesi) hem de dış hukuku (AİHM kararı) bilmiyor gibi davranabilir? Bunların her ikisinin de dine, inanca baskı saydığı, dolayısıyla laikliğe aykırı bulduğu bir durumun tekrar tekrar pişirip yeni bir sorun olarak (hem de önemli bir törende, hem de seçilmeden önce bildiği ve kabul ettiği, üstüne de yemin ettiği halde) ülkenin başına sarabilir?

Nasıl olur da bir hukukçu ancak bu kararlar değiştirildiği takdirde böyle bir tartışmanın yapılabileceğini bilmez de masum bir öğrenci tavrıyla "Karım ağlıyor" türü sözler sarfeder?

Bu olayların "kişisel özgürlük le filân ilgisi yok, hepsi tümüyle siyasi bir oyun. Ve asıl önemli olan bu oyunlara gelecek törenlerde de izin verilip verilmeyeceği... anlamsız tartışmalarla ülkenin bir kez daha rejim tehlikesine düşürülüp düşürülmeyeceği...

Türkiye'nin buna ne sabrı, ne de zamanı var!


Silahsızlanma şenliği
Bugün saat 11'de, Selamiceşme Özgürlük Parkında Umut Vakfı'nın düzenlediği "Çocuklar için Silahsızlanma Şenliği" var. Oyuncak silahlarını teslim eden çocuklara Gülben Ergen tarafından hediyeler verilecek. Bunu kaçırmayın!

DİĞER YENİ YAZILAR