Okurlarım “Ruhat Hanım siz merkez sağda birleşmeyi desteklediniz, şimdi o konuda hiçbir şey yazmıyorsunuz. Tarafsız yazar olarak bekliyoruz” diyorlar.
Aklıma hemen bir fıkra geliyor...
Temel arabayla zigzaglar çizerek giderken trafik polisi durdurup ehliyet sormuş. Temel boynunu bükerek cevap vermiş: “A iki gözüm olsa seni kırar mıyım?”
Bende de bu konuda yazılacak şey olsa sizi kırar mıyım?
Toplumun ihtiyacı; alternatif olarak güçlü partilerdi. Bölünmüş oylarla baraj altında kalan partiler yerine sağlam bir seçenek arıyorlardı. Bunu da mitinglerde sağ ve sol partilere “Birleşin” mesajlarıyla anlatmaya çalıştılar.
Evet ben de Meclis’te temsil adaleti açısından ve ihtiyacı gördüğüm için destekledim, her ikisini de... TV programlarımda liderlere “Birleşmediğiniz takdirde halk bunun hesabını soracaktır. Tarih önünde sorumlu olacaksınız, bu programlar da kanıtı olacak” dedim.
CHP ve DSP sorunları aşmayı başardılar, DYP ve Anavatan başaramadı. Başarısızlık her iki partiye de aittir. Her iki genel başkan da “lider” olarak ciddi güven kaybına uğradılar, yaratılan hayal kırıklığının sorumluluğunu paylaştılar.
Buna rağmen ben yine de gerçek merkez sağ seçmenin umudunun “iç dağınıklığını toparlayarak ayakta kalmayı başarabilirse” DP ve MHP olacağını sanıyorum.
Tabii maceraya atılıp oyları bir üçüncü partiyle bölmeye kalkmazlarsa...
Bu kez dikkat edilecek nokta bütün oyları tek bir partiye toplamak yerine Meclis’e en az 3 (hatta 4) partinin girmesini sağlamak olmalı.
Partiler bunu sağlamak için kendilerini (anlaşılmayan her cümlenin üzerinde durarak) iyi anlatmak zorundalar!
Paris Hilton örneği Türkiye’ye ders olmalı!
Alkollü araç kullandığı için hakkında soruşturma açılmış olan, ünlü Hilton otellerinin varisi Paris Hilton 45 gün cezaya çarptırıldı.
Cezasının 3 gününü çektikten sonra Los Angeles şerifi tarafından “çok ağlıyor, psikolojisi bozuldu” diye serbest bırakıldı. Bu haber ülkede olay oldu ve savcı Paris hanımı yeniden cezaevine gönderdi.
Suçlunun kendini yerden yere atması da, zengin ve güçlü ailesinin her yolu denemesi de hiçbir işe yaramadı.
Adalet ya herkes için vardır veya yoktur. Türkiye’deki gibi yarım yamalak adalet dünyanın hiçbir medeni ülkesinde olamaz.
Sıradan vatandaş bir “hakaret” suçunda bile cezasını çekecek ama gücü olan bir yolunu bulup işin içinden sıyrılacak.
Örneğin (Mustafa Mutlu’nun günlerdir ısrarla isimlerini vererek yazdığı gibi) “dokunulmazlık” zırhından yararlanarak kapağı Meclis’e atacak, suçları cezasız beklerken o liderin teveccühüne mazhar olarak “milleti” temsil edecek.
Yani bir de üstüne en üst düzeyde “onore” edilecek.
Bazen bu da yetmeyecek bakan, başbakan ve hatta cumhurbaşkanı olacaklar.
Diyelim ki düğünlerde havaya ateş açan “maganda”lar sıradan vatandaş ise cezaevine girecek ama milletvekili ise bir dönem daha milletvekili yapılarak ödüllendirilecek.
Amerika’da alkollü araç kullanan ama kaza yapmayan Paris Hilton 1,5 ay yatacak, bizde cinayet işleyenler, tecavüzcüler, en ağır trafik suçluları o kadar bile ceza görmeyecek.
Biz vatandaş olarak bu “adalete” isyan ediyoruz. Buna adalet değil olsa olsa hukukun katledilmesi denebilir!
Şehit annesinin mesajı!
Bu sabah Her Açıdan’da İzmirli bir şehit annesinin Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mesajı da vereceğiz.
İlgilenenlere duyurmuş olayım.

