Yeni yılın ilk Pazar sabahı size bu ülkenin güzel insanlarından, İstanbul'da yaşayan kanatsız meleklerden söz edeceğim. Son günlerde yine öyle olumsuz olaylar duyduk, yaşadık ki güzelliklere çok ihtiyacımız var. Ve inanın bana bundan daha iyisi, daha uygun örnek zor bulunur.
Olayın kahramanı, çalışkan, başarılı bir lise öğrencisi olan 15 yaşındaki Okan Topuz! Üç çocuğunu tek başına yetiştirmek için yılmadan çalışan annesi Zeynep benim okurum... Onunla seneler önce, çok bunaldığı bir anda bana açtığı bir telefonla tanışmıştık. Zeynep o gün, bu gündür hiç dinlenmeden, eğitimin de önemine inanarak çocuklarını büyütmek, okutmak için uğraştı.
Önüne çıkan zorlukları birer, birer aşmayı bildi... Sonuncusu dışında.
Öyle bir zorluktu ki bu bir ana için, aşılması insanüstü bir güç ve sabır gerektiriyordu. 2003'ün son ayında Zeynep oğlunu şiddetli karın ağrıları şikayetiyle bir devlet hastanesine götürdü. Doktorlar hemen o gün teşhisi koydular: "Çok ciddi ve ne yazık ki uzun süredir farkedilmediği için zaman kaybedilmiş bir hastalık." En kısa sürede ameliyat edilmediği takdirde ortada hayati tehlike vardı.
Devlet hastanesine hemen yatırmak istiyorlar ama ancak 10 gün sonrasına ameliyat tarihi verebiliyorlardı. Oysa hızla ilerleyen hastalığın daha da çok yayılmaması için günler, hatta saatler önemliydi.
Bunu öğrendiğim anda ne yapacağıma bir an karar veremedim. Elimden geleni yapmalıydım, hem de çok çabuk olarak, ama nasıl? Üstelik bu ameliyat ve daha sonra gelecek tedavi, özel hastanelerde yüz milyarlar tutabilirdi. Zeynep'in böyle bir imkânı yoktu ve benim yardım imkânlarım da sınırlıydı nihayet.
Kimi aramalı?
Aklıma bir anda, tanıdığım iyi kalpli birçok doktorun gülümseyen yüzleri geldi. Onlar ki para sıkıntısı olan hastalarına bazı günler ücretsiz tedavi, gerekirse operasyon yapıyorlardı. İlk aklıma gelen iki isim İstanbul Cerrahi Hastanesi'nin sahibi Dr. Sinan Göker ve International Hospital'ın beyin cerrahı Dr. Cengiz Aslan oldu. Hiç şüphe yok International'ın sahibi Sait Haifawi de bu yardımı yapardı. Memorial Hospital'ın kalp cerrahı Dr. Bingür Sönmez de.
Hemen Dr. Sinan Göker'i arayarak durumu anlattım.
Hiç duraklamadı Sinan bey:
"Şu anda gelsin yatıralım, tahlilleri yapalım ve ameliyata alalım" dedi. Ayrıca hastanın büyük bir şansı olarak karaciğer nakli yapan çok başarılı bir doktorun "Dr. Mehmet Ali Yerde!" in de ekiplerine katilmiş olduğunu ilave etmeyi unutmadı.
İstanbul Cerrahi bir butik hastane gibi olmasına ve sayılı odası bulunmasına rağmen Okan'a en güzel odalardan birini ayırdılar. Dr. Mehmet Ali Bey ona "olabilecek en iyi operasyonu" yaparak hastalığın görünen bütün izlerini temizledi.
Hastane'nin "göz" koordinatörü (olmakla birlikte her bölümün koordinatörlüğünü de yapan) Suzan Ataman'dan başlayarak birçok personeli, hemşireleri ellerinden gelen olanca ilgiyi, genç yaşta böyle bir şanssızlıkla karşılaşan Okan'dan esirgemediler.
Galatasaray aşkı!
Hepsi bu kadar değil. Uzun bir hikaye bu. Uzun ama güzel (Umarım sonu da güzel bitecek)... Dr. Cengiz Aslan operasyon öncesi ve sonrasında ilgisini esirgemedi. Tahlil sonuçlarını, "İkinci bir görüş" olarak International'ın doktorlarıyla tartıştı. En iyi onkoloji uzmanlarından biri ile, Dr. Bülent Zülfikar la görüşerek hastayı onun tedavisi altına aldırdı.
Maçka EMAR (Alptekin Peker) operasyon öncesi bütün görüntülü tetkikleri yaptı. Medica (Dr. Murat Dinçer) operasyon sonrası beyin ve kemik dahil tüm incelemeleri, yine MR ve ultrasonlan halletti. Ürolog Dr. Deniz Ersev ise dün küçük bir operasyon daha yaptı Okan'a.
Ve bu kanatsız meleklerin hiçbiri yaptıktan işlerden para almadılar. Nasıl bir ciddiyet, iyi niyet ve doktorluk etiği ile çalıştıklarına beni hayran bırakarak.
Okan öyle bir Galatasaray aşkıyla doluydu ki odasının her yanını takımının fotoğraftarı süslüyordu.
Altı-yedi saat sürecek çok ciddi ameliyatının bir Galatasaray maçıyla aynı güne gelmesine de çok üzülmüştü. Operasyonu bırakmış maça takmıştı kafasını.
Bir gün kapısı açıldı ve içeri Volkan Arslan girdi.
Kendisine uçurulan bir haberle, duyar duymaz koşup gelmişti Galataray'ın genç oyuncusu Volkan. Hem de elinde hediye edeceği kendi formasıyla... Bundan büyük mutluluk olabilir miydi Okan için?
Bir başka gün kapı tekrar açıldı. Bu kez gelen Hakan Şükür'dü! Hasta yatağında halsiz yatan Okan gözlerine inanamadı.
Melekler Şehri'nin melekleri onu yaşatmak için seferber olmuşlardı sanki!
(Devam edecek)
Melekler şehri
Bu yazı aslında İstanbul şehri insanları üzerine yazılmıştır ama onu kolayca Türkiye geneline yaymak mümkündür.
Haberin Devamı

