Başbakan Erdoğan, Mehmet Akif’in 76’ncı ölüm yıldönümü nedeniyle AKP Genel Merkezi’nde yapılan toplantıda gençlere seslenirken Akif’in şiirlerinden bölümler okumuş. Şiirlerin tümünü tekrar hatırlamak üzere okurken bugüne de çok uyduğunu farkettim. Türkiye’de mi siyasi durumlar-tablolar-iktidarların tavırları hiç değişmiyor , şiirler mi “her zamana uyar” özellik taşımaktadır bilmem ama öyle..
Birlikte bakalım.. Mesela “Zulmü alkışlamam, zalimi asla sevemem” şiirinin bazı dizeleri şöyle:
“Gelenin keyfi için geçmişe sövemem ..
Hak namına haksızlığa ölsem tapamam..
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim..
Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım..
Zalimin hasmıyım ama severim mazlumu ..”
GEÇMİŞ, HAK, ZALİM, MAZLUM..
-Bugün de geçmişe sık sık sövülüyor.. Bazılarında haklı nedenler var ama öyle bir hale geldi ki geçmişteki büyük hataları yapanlar cezalandırılmaz, tam aksine korunurken tarihteki bazı diğer olaylar (özellikle de eğer rakiplerin başına sarılması isteniyorsa) dilden düşürülmüyor.
-Bugün de birçok haksızlık yapılır, insanların işi elinden alınır veya eften püften iddialarla senelerce hapiste tutularak büyük haksızlıklar yaratılırken bunlar sanki “hak, adalet” adına yapılıyormuş havası veriliyor..
-Bugün de “kanayan çok yara” var ama sanki hiçbir sorun yokmuş gibi davranılıyor.. Örneğin töre diye öldürülen çocuk yaşta kızlara, kadın cinayetlerine, çocuk ve kadın tecavüzleri ne “gereken önem ve suçlulara gereken cezalar” verilmediği için artıyor, çaresiz kadın ve çocukların geleceği sönüyor.. Terör ve şehitlerimiz için aynı şey geçerli..
-Bugün de zalimler ve mazlumlar var ama “zulmedenler” her devirde olduğu gibi bugün de yaptıklarının zulüm olmasından hiç rahatsız görünmüyorlar..
HİS YOK, HAREKET YOK..
Başbakan’ın Mehmet Akif’ten okuduğu diğer şiir; “Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak” da aynı şekilde.. Bugün için geçerli.. Ne diyor Akif orada?
“His yok, hareket yok, acı yok.. Leş mi kesildin
Hayret veriyorsun bana.. Sen böyle değildin
Kendin mi senin, yoksa ümidin mi yüreksiz (...)
Atiyi karanlık görüvermekle apıştın.. Esbabı elinden atarak ye’se yapıştın
Karşında ziya yoksa sağından, ya solundan.. Tek bir ışık olsun buluver, kalma yolundan
Alemde ziya kalmasa, halk etmelisin halk,
Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!”
‘OKU’MAK YETMEZ, ANLAMAK GEREK!
İşte böyle arkadaşlar, zaman geçmiş ama şiirler hiç eskimemiş.. Bir de Başbakan Erdoğan’ın gençlere “Mehmet Akif kadar şair olmak yetmez, Mehmet Akif kadar dindar olmak gerekir” sözü var. “Sizler ‘Oku. Seni yaradan Rabbinin adıyla oku’ emrine muhatap bir gençlik olarak okuyacak, geleceğe böyle yürüyeceksiniz” demiş.. Çok doğru, bu ülkenin “inanan her genci, her insanı” için geçerli sözler bunlar..
Ama “okumak” da yetmiyor, “anlayarak okumak” çok önemli. Zira istediğin kadar oku ve dindar ol, mesela sonunda dönüp kendi hesapların uğruna “başka insanların inancını değerlendirmeye, onların ‘okumadığını, inanmadığını iddia etmeye” kalkarsan bütün o okumaların, ibadetlerin anlamı kalmıyor. “En büyük günahı, Allah’a eş koşmayı” gerçekleştirmiş oluyorsun.
Dinin, inancın “Allah’la kul arasında” kalması gerektiğinin anlamı da bu değil midir zaten?
Mağdur Hatice ‘suçlu’dur bu ülkede!
Yine 15 yaşında bir kız çocuk Diyarbakır’da töre yüzünden vahşice öldürüldü.. Dün Hürriyet’te gördüm haberi, cesedi Batman Çayı’nda bulunduktan tam 11 gün sonra bir yakını tarafından alınıp bir camiye bırakılmış. 15 yaşındaki Hatice’cik kimbilir ne korkular, ne acılar yaşayarak “iki kuzeninin tecavüzü”ne uğradığı gibi, bir de “onlar yerine kendisi” cezalandırılmış..
Mezara bile “kefeni olmadan”, 20 kadın tarafından bir torba içinde konmuş.. Şimdi mahkeme baksın bu cinayete, o tecavüzcü kuzenlerin “iyi hal”ini, tüm ceza indirimlerini değerlendirir, “kızın rızası”nı sorar ve sonunda mağdur Hatice bir de “suçlu” çıkar.
Böyle adaletsizliklerin yaşandığı yerde de ne töre felaketi biter, ne çocuk gelinler, ne çocuk “tecavüz mağdurları”.. Adaletsizliğin “ahlaksızlık” doğurduğunu ne zaman görecek Hükümet ve bu çağdışı rezaletlere eğilecek merak ediyorum. 2013’te olur mu, yoksa daha çok “yeni yıllar” mı bekleyeceğiz?

