Medyada dayak dönemi mi?

Haberin Devamı

Efendim bir kadın milletvekili adayına ismiyle hitabetmesi Okan Bayülgen için sorun olmuştu. Her ne kadar Bayülgen’in bunca yıldır yaptığı TV programlarında kendisinden çok yaşlı insanlara bile kullandığı daha samimi, daha senli benli üsluba bütün Türkiye alışkın ise de Özlem Türköne isimli şimdi milletvekili, o zaman aday hanım sinirlenmiş ve olay büyümüştü.

Olabilir, “hanımlı, beyli” konuşmaktan ve hitabedilmekten hoşlanan birinin bunu büyütebileceği de kabul edilebilir. Ama milletvekili olmuş bir kadının eşinin ortaya çıkarak “Okan Bayülgen’i gördüğüm yerde döveceğim” demesi asla kabul edilemez.

Öncelikle bir medya mensubuna büyük saygısızlık olduğu için edilemez. Nedir yani bundan böyle her eline güç geçiren kızdığı gazeteciye meydan dayağı mı çekecektir? Eline zahmet etmek istemeyen falakaya mı başvuracaktır?

Sonra eşi nedeniyle şimdi sözleri daha önem kazanan -üstelik- akademisyen birinin topluma böyle bir şiddet örneği sunması kabul edilemez.

Ve en sonunda da yaptığı önce kendi eşine ve tüm kadınlara saygısızlıktır. Bir kadın kendisini ilgilendiren bir konuda, bir konuşmada herhangi bir sorun varsa bunu kendisi halletmekten aciz midir ki kocası öne çıkıp dayak muhabbeti yapmaktadır?

Başbakan’ın, bir yazısından dolayı bir köşe yazarından “TC vatandaşlığından ayrılmasını” istemesinden cesaret alarak mı, yoksa onun gözüne girmek için mi medyaya saldırıyor Mümtaz’er Türköne bilemeyiz.

Ama Bülent Arınç’ın da köşe yazarları için benzer şekilde aşağılayıcı bir üslup kullanması, saldırgan bir tutum takınması, hepsinin bir araya gelmesi son derece tatsız, son derece rahatsız edici...

Hükümetlerin (ne olursa ve kim olursa olsun) yolcu, medyanın hancı olduğunu unutmamaları gerekiyor.

*****

Atıl Kutoğlu’nun desteği neden kesildi?

Gerçekten milletçe bu sorunun cevabını öğrenme hakkına sahibiz. Atıl Kutoğlu Türkiye’nin adını dünyaya duyuran 2-3 modacımızdan biri... Moda dünyasının dev dizaynırları arasında gurur duyulacak bir başarı kazanmış.

Yıllardır New York Moda Haftası’nda modelleri sergileniyor (ki bunlar bütün dünya modacıları için çok önemli defilelerdir, kreasyonları moda kataloglarına böylece geçer) ve bu katılım için gerekli sponsorluk ödemesini de devlet yapıyor.

Yalnız ona değil, bu başarıyı kazanan diğer modacılara, diğer sanatçılara da verilen bir destek bu...

Ve şimdi duyuyoruz ki Kürşad Tüzmen’in başında bulunduğu kuruluş (ya da proje, her neyse) Atıl Kutoğlu’nun hakkı olan bu ödemeyi, bu yıl yapmadığı için ünlü modacı defilelerini iptal etmek zorunda kalmış.

Ortada Bayan Gül’ün kıyafetleri nedeniyle çıkan haberler var ve bu olayın sebebi açıklanmadığı takdirde sorunun ondan çıktığına inanılacak.

Türkiye gibi kaldırım taşlarını Çin’den, lalelerini Hollanda’dan, palmiyelerini kim bilir nerden getirten, en pahalı makam araçlarından, uçaklardan çifter çifter alınan bir ülkede, adımızı dünyaya duyuran “milli” denebilecek bir modacımıza destek çok görülüyor olamaz herhalde.

Bu iptal kararının nedenini açıklamalarını bekliyoruz.

*****

Eşitlik bu mudur, budur!

Dün VATAN’da çıkan “Anıtkabir önünde kabine” fotoğrafı çok hoştu doğrusu... 22 tane bıyıklı erkek bakan (sadece Ali Babacan bıyıksız görünüyor) arasında tek bir tane kadın bakan...

Zaten o kadın bakan da kendi döneminde SHÇEK’te yaşanan dayak, taciz, tecavüz olayları, kadın örgütleriyle çekişmeler unutulmuş gibi yeniden aynı bakanlığın başına getiriliyor.

Demek ki geriye kalan kadınların onun kadar da başarılı olamayacağı (yalnız Kadın Bakanlığı’nda değil, hiç birinde) düşünülmüş.

Yine de siz 2007 yılında Türkiye’de kadın erkek ayırımcılığı yapıldığına sakın inanmayın. Ne de olsa bu iktidar tüm kadınların okuma ve çalışma hakkına odaklanmıştır (!) Hepsinin eşleri de özel kuruluşlarda çalışmaktadır (!) Yoksa yanıldım mı?

DİĞER YENİ YAZILAR