Medeniyet artık çok yakınımızda!

Yıllar, yıllar boyu uğraştık... Gece demedik, gündüz demedik okuduk, yazdık, konuştuk, mahkeme salonlarına taşındık uğruna

Haberin Devamı

Yıllar, yıllar boyu uğraştık... Gece demedik, gündüz demedik okuduk, yazdık, konuştuk, mahkeme salonlarına taşındık uğruna.

Yüzlerce telefon konuşması, mektup, mail, faks gidip geldi. Yüzlerce insan kendini bu davaya adadı.

Ve işte sonuna yaklaştık artık. Türk Ceza Kanunu Tasarısı en medeni ülkelerin kanunları düzeyine gelmek üzere.

Bıkmadan usanmadan beklediğimiz sonuca çok yaklaştı.

Tecavüzle ilgili maddelerin baştan aşağı değiştirilmesinden sonra "Töre cinayeti" olarak adlandırılan (ne yazık ki böyle) namus cinayetleri de, TCK Adalet Komisyonu'nda ayırım yapılmadan en ağır cezayı alacak şekilde Tasarı'ya eklendi.

Üç gün önce TCK Komisyonu Tasarı'yı ele aldığı sıralarda Başkan Koksal Toptan'la konuyu telefonda görüşmüştük.

Namus cinayetleri "nitelikli adanı öldürme suçlarıyla ilgili madde kapsamına alınarak "kan davası"nın yanına eklendikten ve ceza olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildikten sonra Sayın Toptan'la yeniden konuştuk.

Ona ve şahsında TCK Adalet Komisyonu üyelerine defalarca teşekkür ettim. Bu maddeler, son şeklini almış haliyle Meclis'ten geçtiği gün onlar da Türk milletinin kahramanları hanesine isimlerini yazdırmış olacaklar.

Çok büyük bir gelişme bu, öyle böyle bir kazanç değil. Bundan sonra İnşallah eşine ancak en geri kalmış ülkelerde rastlanabilecek çağdışı vahşet olaylarını izlemek zorunda kalmayacağız.

Ne diyorlardı Tasarı'ya ilk şeklini veren iki profesör ve neden açmışlardı o davaları bana?

Suç ve Ceza
AKP Milletvekili'nin "Siz karınızı sokakta bir erkekle konuşurken görseniz iki tokat atmaz mısınız?" sorusu için;

"Türk erkeği tokat atmaz 'başka şey' yapar" dememiş miydi biri?


"Ne yapacağız yani, böyle bir durumda ceza indirimi yapmayacak mıyız" dememiş miydi?

Öbürü; "Çekilin önlerinden, kadınlar tecavüzcüleriyle evlensin, yoksa öldürülmelerine engel olamazsınız. Töreler var" diyerek TV'lerden seslenip töreleri kanunların önüne koymamış mıydı?

Bunlar ve daha bir çokları söylenmiş, doğal olarak biz tepki verince de davalar arka arkaya gelmişti.

Onların hazırladığı Tasarı bugün -ne mutlu bize ki- yok. Maddeler neredeyse baştan aşağı değişmiş durumda.

Tecavüz eden de, namus bahanesiyle cinayet işleyen de artık karşısındakinin hayatı gibi kendisininkinin de yok olacağını bilecek.

Suç=ceza. Olay bundan ibaret.

Daha bitmedi!
Atılan bu önemli adımda öyle çok gizli kahraman var ki; bütün detaylarıyla gelişmeleri dakika dakika izleyen ve medyayı bilgilendiren değerli kadın ve erkek hukukçular, sivil toplum kuruluşları, medya, gönüllü destek veren vatandaşlar, emeği geçen eski Bakanlar (Aysel Çelikel ve ve diğerleri).

Özellikle TCK Kadın Grubu; Hülya Gülbahar, Sema Kendirci, Canan Arın, Aydeniz Alisbah Tuskan, Selma Acuner, Eski Bakan-Avukat Onay Alpago ve Grubun diğer kadın hukukçuları, İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi, CHP milletvekilleri Gaye Erbatur, Oya Araslı, Orhan Eraslan, AKP milletvekilleri Nimet Çubukçu ve Fatma Şahin gibi birçok milletvekili, onlarla uyum içinde çalışan AKP'li Komisyon üyeleri ve aklıma gelmeyecek kadar çok isim.

Şimdi sırada çocukların cinsel istismarı, bakirelik muayenesi, çok yaygın olan ENSEST suçunun da tanımlanması ve önleyecek çözümlerin bulunması var.

Çocuklarda rıza yaşı en az "16 yaş" olarak kabul edilmeli...

Kısacası Komisyon biraz daha yorulacak.

Ama insan haklarının, demokrasinin ve hukuk düzeninin sağlandığı bir ülke yaratmak için de değer, değil mi?

DİĞER YENİ YAZILAR