Mazlumlar, mağdurlar ve türban

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Gül “Meclis’te yaşananlar üzücü olaylardır ama demokratik siyasi mücadeleler zaman zaman bu şekilde çok gergin bir hal alabiliyor” demiş. Oysa kavga görüntülerini izleyenler için bu olay için “çok gergin bir hal” ifadesi fazlasıyla hafif kalır.

Başbakan’ın söylediği “Türk siyasi hayatına olduğu kadar MHP tarihine de kara bir leke olarak kazınmıştır” sözü de -izleyenler için- eksik. Açık ve net olarak “AKP tarihine” de aynı şekilde kazınmıştır.

Evet, daha önce AKP’li İl Başkanı tarafından söylenen “2’inci Peygamber gibi” sözünü alaya alan sataşma kesinlikle gereksiz ve provokatifti ama hem daha önce kendi partilisi söylemişti, hem de hedef eşi değil ‘Peygamber’ benzetmesinin yapıldığı Başbakan’ın kendisiydi. Ayrıca her partide olduğu gibi AKP’de de kürsüdeki konuşmacılara rahatsız edici cümlelerle müdahaleler yapan milletvekilleri bugüne kadar çok görüldü.

Kısacası, Başbakan Erdoğan’ın bu kadar öfke ve taşkınlığa kapılarak “vicdansızlık, ahlaksızlık, izansızlık” hakaretleriyle ve kıpkırmızı bir yüzle MHP sıralarına bağırmasını, “eşine hakaret”ten söz etmesini gerektirecek bir şey yoktu.

Ve asıl olay onun bu tepkisiyle başladı. AKP’liler bir anda fırlayıp MHP sıralarına yürüdüler.

Burada birkaç önemli nokta var,

1) Balyoz Darbe Planı iddiaları gündemi kaplamış, ülke karmakarışık olmuş, Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman konuşmaya başlamış, tam olaylar aydınlanma yoluna girmişken 3 yıl önceki “GATA ve türban” hikayesi nasıl ortaya çıktı ve

Balyoz’u unutturdu?

2) TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’ya Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç tarafından yapılan “şiddet uygulamasından korktum” dedirtecek davranış kavgadan daha ciddi tartışılması gereken bir olaydır.

3) Arınç “Milletvekili olarak konuştum, Başbakan Yardımcısı olarak değil” diyor. Bu da mümkün değildir, bu ünvanlar istendiğinde atılamaz.

4) Görüyoruz ki; siyasetçilerden başlayan ve her kesime yayılan bir mağdur-mazlum edebiyatı moda olmuştur. Ama acaba gerçek mağdur ve mazlum halk mıdır?

YARSAV BAŞKANI İLK KEZ HER AÇIDAN’DA

Yarın Her Açıdan’da bu olayların perde arkasını, darbe iddialarında gelinen noktayı, önde gelen hukukçu ve siyaset bilimcilerin “kurumlar kuşatma altında” açıklamalarının nedenini ve gündemin diğer önemli olaylarını tartışacağız.

Programın konuşmacıları; Başkan seçildiği günden beri ekranda hemen hiç görünmeyen YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Siyaset Bilimci Prof. Dr. Doğu Ergil ve Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum olacak. Gerçekleri duymak isteyen herkesi bekleriz.


***



ÇYDD belgeleri neden “kopyasız” alındı?

Prof. Dr. Türkan Saylan gibi Türkiye’nin yüz akı, gururu bir bilim kadını ve sivil toplumcuya hayatının son günlerinde “Ergenekon’la ilişkili” iddiası yapıştırarak cehennem azabı yaşatmanın toplumda yarattığı büyük tepkiye bir neden yaratılması gerekliydi ki, onun kurduğu ve onbinlerce gence eğitim kazandıran ÇYDD ile ilgili iddianame bu nedene ortam hazırlamıştır.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden alınan belgelerden, bilgisayar disklerinden çıktığı iddia edilen bilgilerle Türkan Saylan ve ÇYDD bir eğitim örgütü değil, suç örgütü gibi gösterilmektedir.

Bunlar yargıda kesinleşmiş, kanıtlanmış belgeler değil, buna rağmen Nazlı Ilıcak TV programlarında “yüzde yüz emin değilim ama” diye başladıktan sonra “kanıtlanmış gibi” Saylan’a, derneğine ve pırıl pırıl öğrencilerine çirkin iddiaları yapıştırabiliyor.

Yazımı yazmadan önce ÇYDD’nin hukukçu Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel’le konuştum: “Hedef Türkan Saylan ve dokümanların 2008 yılına ait olduğu söyleniyor. Saylan zaten 2008 ve 2009’u ağır hasta olarak, tedavisiyle geçirdi. Bu iddiaları çıkardıklarını söyledikleri belgelerin, hard disklerin alındığı günkü zabıt tutanağını inceledik, hiçbirinin yedeklemesi yapılmamış. Hard diskleri götürürken ‘aceleden ikinci kopyayı çıkaramadık’ demişler. Bu hukuka aykırıdır. Ortada Ergenekon’la ilgili bir organizasyon varsa ve o dosyalara yeni şeyler eklenirse, bunların gerçeğe uygun olup olmadığı nasıl anlaşılacak? İddianameyi okudum, Türkan Saylan’la ilgili suçlamaları birçok kişiye; ‘Böyle bir doküman bulduk, haberiniz var mı’ diye sormuşlar. Hepsi ‘Türkan Saylan’ı görmedim, ÇYDD’den kimse görmedim, bilmiyorum, haberim yok’ gibi cevaplar vermiş. Kısacası ortada ispatlanan bir suç yok. Buna rağmen Nazlı Ilıcak TV’lerde iddialar gerçekmiş gibi konuşuyor. Denizcilerden önce de ‘Kuleli öğrencileri’ demişti, suç duyurusunda bulunduk, kabul edildi. Dava yürüyor, son konuşmaları için de ÇYDD ve öğrenciler ayrı ayrı dava açıyoruz” dedi...

Yarın devam edeceğiz.

DİĞER YENİ YAZILAR