Bir komutanlığın kaymakamlıklara gönderdiği, Genelkurmay tarafından da doğrulanan ayrıca haklılığı ve gerekliliği vurgulanan "bilgi toplama formları" gerçekten üzücü ve akıl almaz bir hata.
Türkiye'deki zararlı faaliyetleri önlemek için gerekli olduğu söylenen bu "plânlama çalışması" hemen hemen herkesi potansiyel suçlu tanımı içine alıyor. Ben, sen, o... Biz, siz, onlar... Hepimiz suçluyuz.
Sezen Aksu'nun şarkısındaki gibi; Masuuum değiiiliz hiçbirimiiiz... Meditasyon yapan, AB'yi destekleyen veya bir azınlık grubundan olan herkes örneğin. Eşim (günde 2 kez üstelik bir günde 2 defa suçlu) meditasyon yapar ve AB'yi destekler.
Ben meditasyon yapmıyorum, masaj yaptırıyorum haftada bir... Bilmem listede o da var mı? Ayrıca, her ne kadar bu siyasi karmaşa, borç, süper nüfus artışı ve hiçbir konuda uzlaşamayan insanlar topluluğu ile bizi (en azından) yakın tarihlerde asla almayacaklarını bilsem de AB yanlışıyım. Biz ikimiz de girdik mi listeye... Anne tarafından Çerkez soyundan geliyorum, al sana bir neden daha.
Ama evvel Allah aklım erdiği günden beri Atatürkçü'yüm, oradan kurtarırım paçayı belki. Kuzum bu memleketteki istihbarat birimleri ne işe yararlar? Şimdi bu soru önem kazanıyor tabii. Herhangi bir bilgi gerekliyse bunu sessiz sedasız elde edemezler mi? Kaymakamlıklardan -ilân ederek- bilgi istenmesi mi gereklidir?
Diyorum ya, biz hiçbir şey bilmiyoruz, anlamıyoruz arkadaşlar. Bu ülkede vatandaş sıfır. Sıfır bilgi, sıfır kafa! Aranızda Ku Klux Klan üyesi var mı? Hani şu yüzyıllarca öncesini anlatan Amerikan filmlerinde gördüğünüz, zencilere işkence yapıp öldüren kukuletalılar.
Hayır şimdi ben bu formları alan kaymakamların halini de merak eder oldum. Düşünsenize eline bilgi geliyor, okur okumaz yardımcılarını çağırıyor; "Nedir lan bu Gugluglan? Açın ansiklopedileri bilgi toplayın bana. Kimmiş bu muhtemel suçlular anlayalım da, ona göre hepsini fişleyelim! Kelek bi durum olmasın."
Tabii bir de AB yanlısı vatandaşların fişlenme sorunu var. En azından 50-60 milyon fiş gerekecek. Onun parası da bizden çıkacak sonunda. "Hadi acele 60 milyon fiş hazırlayıp kapı kapı dolaşın. 'Ulusal çıkarını düşünmeyen' herkesi fişleyin de akılları başlarına gelsin." diyecekler. Bir yıl sonra karar (DOĞAL OLARAK) değişecek;
"Gerek yokmuş, imha edin o fişleri!" Atın, atın... Vergileri de arttırın ki kâğıt paraları çıksın. Bu ülkede toplumun en güvendiği kurumlarının başında gelen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, insan haklarına, düşünce özgürlüğüne, etnik farklılıklara saygılı bir yaklaşımı olması gereken 21. yüzyıl Türkiyesi'nde böyle bir anlayışı savunmasının açıklaması mümkün değil.
Umarız yanlış duymuşuzdur diyoruz ama öyle de değil. Ciddi bir hata... Çok yazık!
Ekonomide bundan sonra ne olur?
Dünkü yazımda, yine "ekonomi iyi" diyenlerle "kötü" diyenler arasında kaldığımızı ve gerçeğin ne olduğunu bir türlü anlayamadığımızı söylemiş ve Devlet Plânlama Teşkilatı eski müsteşarı İlhan Kesici'den "ekonominin gidişat" hakkında aldığım bilgileri vermiştim. Kesici, bugüne kadar karşılaştığımız tüm ekonomik sıkıntılar, krizler konusunda kendisiyle yaptığım röportajlarda çok önceden uyanlarda bulunmuş ve sonunda maalesef her seferinde haklı çıkmıştı.
Üstelik bu uyarıları yaparken de parti ayırımı gözetmemiş, her iktidar döneminde gerçek tabloyu hiç çekinmeden, açık seçik ortaya koymuştu. Bu kez de gidişin iyi olmadığı, bir yıl içinde iç ve dış borçların çok hızlı şekilde arttığı, dış ticaret açığının ise Türkiye'nin bugüne kadar gördüğü en yüksek rakama ulaştığı konusunda uyarmaktaydı.
Konuşmamızın devamında "ekonominin bundan sonraki durumu ne olur" soruma şu ürkütücü cevabı verdi: "Patlar!" - Neden? "En basit şekliyle şöyle anlatayım; Bu durum kimin işine yarıyor? Neden bu büyük açıkla döviz kıtlığı hissetmiyoruz?
Diyelim ki 100 dolarınız var. Bunu ABD'de bankaya yatırsanız yüzde 3 kazanırsınız; yani 3 dolar. Bizde ise 2003'ün başında 100 doları TL.'ye çevirip yatırsanız 160 milyon ediyordu. Yüzde 33 faizle 2003 sonunda 210 milyon TL. alırdınız. Tekrar dolara çevirin (o arada kur da 1.3'e düştü) 150 dolar.
Kârınız dolar cinsinden yüzde 50. Bu kara para veya siz isterseniz sıcak para deyin ülkelerin iliğini kurutan şeydir. 1994'te de aynen böyle oldu, 1999'da da, 2001'de de... 93'te "ekonomi harika" diye dolaşıyorlardı, 2001 krizinden önce de... Aşırı iyimserlik en büyük tehlikedir. Bir yılda 35 milyar dolar artan borç ve günde 130 milyon dolar faiz ödemesi ile iyi sonuç beklenemez."
- Yeni bir ekonomik kriz mi geliyor? "IMF desteklediği sürece krizi geciktirir. Ama bir gün gelip bıkacak. Bu kadar açığı IMF kapatamaz ve o bıraktığı anda patlar. Bırakmasa da sonunda o noktaya gelir."
- Doların değeriyle de yakın ilişkisi var galiba? "Evet. Doların düşüşü Amerika'ya yarar sağlıyor. Bu ABD'de başkan seçimlerine kadar devam edecek. En geç o tarihte bizim sıkıntılarımız artacaktır."
İşte böyle. Sizi korkutmak istemem. İlhan Kesici de kâhin değil ama anlattıklarına bakılırsa kâhin olmak da gerekmiyor. Pembe tablolarla bir kez daha tuzağa doğru yol mu alıyoruz acaba? Bilmem, ben ekonomiyi çok iyi bilmiyorum ama... O tahmin yapıyor, biz de gözlerimizi kapatıp her söylenene inanmadan önce biraz düşünelim hiç değilse?
(Not: Dünkü yazımda '1989 yılında devredilen iç ve dış borç toplamı 18.5 milyar dolardı' cümlesinde 1989 yerine 1983 olacaktı. Özürlerimle düzeltiyorum.)
Bu nasıl yurttaşlık?
Buyrun örneklerini... Her gün görüyorsunuz, dünkü gazetelerde hepsi bir aradaydı yine. Aşırı süratten arabası devrilerek yananlar, trafik magandalarının sıkıştırdığı araçta ağır yaralananlar, eşini dövdüğü için 6 ay hapse mahkum olup 750 milyoncuk ödeyerek kurtulanlar, "Ölsem de, babam hapiste kalsa da tecavüzcümle evlenmem" dediği halde ağlaya ağlaya evlenen "A.Ş."ler ve evlendiği için tahliye edilen tecavüzcüler. Buyrun, tepe tepe okuyun ve unutun.
İlk paragrafta sözünü ettiğim olayların tamamı cezasız, adaletsiz ülkenin sorunlarıdır. Tecavüzcüsüyle evlenmek zorunda bırakılan masum kızlara, magandalar tarafından sıkıştırılıp yaralanan masum insanlara ne zamana kadar gözlerinizi ve ağzınızı kapatacaksınız?
Trafik, tecavüz, töre cinayetleri ve her türlü suçu cezalandıracak TCK değişiklikleri acilen yapılmak ve Meclis'ten çıkarılmak zorunda. Töre cinayetlerindeki cezaları cinayet suçlarında 'kan davası 'nın yanına bir tek 'namus' kelimesi ekleyerek şu anda sonuçlandırmak mümkün. Ve hâlâ bundan kaçmak için fırsat kollanıyor.
Açın ağzınızı!.. Çıkın ortaya!.. Siz vatandaş değil misiniz?
Masum değiliz... Hiçbirimiz!
Bir komutanlığın kaymakamlıklara gönderdiği, Genelkurmay tarafından da doğrulanan ayrıca haklılığı ve gerekliliği vurgulanan "bilgi toplama formları" gerçekten üzücü ve akıl almaz bir hata
Haberin Devamı

