Türkiye'nin ne kadar çok iç ve dış sorunu olduğunu görmek için sadece haberlere bakmak yeter. O kadar ciddi sorunlar ki, bizim yerimizde başkası olsa yöneticileri, bırakın uzun ve aile boyu tatilleri (çok çok mecburi kısa seyahatler dışında) bir yere gitmez ve gece gündüz masaya yapışır çalışırdı.
Önce masaya, sonra Meclis'e...
Şiddet!
Cinayetlere bakın... En canice, en hunhar cinayetleri işleyen öğrenciler var. Son katillerden biri üniversite öğrencisi "cep telefonunda gördüğü mesaj" yüzünden doğradı kız arkadaşını... "Testere" filminde gördüğünü yapmış. Akıl alır gibi değil. Önce "gençlere kötü örnek oluyor" diye Romeo Juliyet "Katil Doğanlar" gibi filmleri yasaklayan ülkeleri örnek alıp şiddet filmlerini yasaklamak lâzım belki...
Bahçede köpek besleyen kiracı tartıştığı ev sahibi ile 2 oğlunu silahlı saldın ile öldürmüş. Herkesin bu kadar kolay silah sahibi olmasını, milletvekillerinin silahlı fotoğraflarla şiddet reklâmı yapmasını yasaklamak lâzım belki...
Deprem
Düzce depreminde yıkılıp 15 kişiye mezar olan apartmanın müteahhiti, mimar ve mühendisi 50'şer YTL para cezasıyla (yani cezasız) kurtulmuş. Aynı olayların tekrarlanmaması için bu adaletsizliğin hesabını sormak lâzım belki...
İstanbul'da 800 bin bina depremde yıkılma riski altındaymış ama AKP öte yandan kaçak binalara elektrik-su verme kararı almış. Düşünmeleri gerekiyor belki.
Ermeni sorunu
"İskoçya'dan sonra İngiltere'de de Ermeni soykırım tasarısının kabul edilmemesi için Türk Dışişleri iyi çalışmalı" uyarısı yapılıyor. İzmit, Erzincan, Sivas, Ordu, Diyarbakır, Urfa gibi yerlerde katledilen Türk vatandaşlarının fotoğraflarını ansiklopedilerden çıkarıp Avrupa'ya dağıtmak lâzım, kampanya lâzım belki...
Ekmek sorunu
43 yaşında bir okurum "11 yıldır aynı pantalonu, gömleği ve çorabı giyiyorum. Karımın, çocuklarımın yüzüne bakamıyorum. Eve günlük masraf olarak 3 milyon bırakabiliyorum. Her sabah Yakacık'tan Beşiktaş'a İETT" otobüsünde 2.5 saatte geliyor, 12 saat boğaz tokluğuna çalışıyorum" diyor ve "Siz hiç kendi evinizden (eşiniz uyanıp para istemesin diye) hırsız gibi kaçtınız mı" diye soruyor. 200 milyon kira verip, 200 milyonla yaşamaya çalışanlara çare lâzım, asgari ücretlere insaflı bir ayar lâzım, işsizlere iş imkânı yaratmak lâzım belki...
Doğu ve Güneydoğu'daki asıl sorun da aynı; fukaralık, işsizlik... Bu bölgeleri kalkındırmak için hızlı projeler (ve israfı önlemek) lâzım belki...
Sadece birkaç örnek verebildim ve yazıdaki "belki"ler aslında "kesinlikle" anlamına geliyor. Böyle bir ülkenin başında bulunup da biraz vicdanı olan seyahati filân bırakıp gerçekten masaya, Meclis'e yapışırdı belki!
Türk'üm, kime ne?
Avrupa'da, Amerika'da yaşayan yabancı uyruklu ama Türk asıllı vatandaşlarımızdan mektuplar geliyor, Türkiye'de yaşayan Laz, Çerkez okurlarımızdan gelenler de aynı konuya temas eden mektuplar...
Örneğin Ermeni soykırım tasarısı konusunda Ermeni'lerin büyük gruplar halinde yaptıktan çalışmalara, açtıkları kampanyalara kendi imkânlan dahilinde karşılık vermeye çalıştıklarını, tek başlarına ülkeleri için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini anlatıyor ve "Biz bunu yaparken siz orada alt kimlik/üst kimlik kavgasındasınız. Bu saçmalıkları affedemiyoruz" diyorlar.
Bir Laz vatandaşımız şöyle yazmış:
"Siz yine kimlik meselesine yarın devam edin de, hani başlığınız var ya "Onların kimliğinden size
ne?" diye, haftalardır yazılan çizilene toptan cevap o... Ben Karadenizliyim. Laz'ım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ve de Türk'üm, kime ne? Eğer birileri bana boğazı yırtılırcasına 'Yok, sen o değilsin, busun kardeşim' derse... Ben de ona tek kelimeyle 'SANA NE' derim. Sen benim kahyam mısın, avukatım mısın derim. Haftalardır alti, üstü niye kanştaıp duruyorlar?"
Sonra da devam ediyor: "Hiçbir parti umurumda değil. Sessiz çoğunluktan biriyim. Türkiye için, insan için kim iyi şeyler yapıyorsa alkışlıyorum. Rakamlara ve yapılan somut hizmetlere bakıyorum. 'Cek', 'cak'lara değil..."
Gördüğünüz gibi "sessiz çoğunluk" çok da sessiz sayılmaz. Öfke duyuyorlar. Farklı nedenlerle Türklüğe kafasını takmış olanlar kim adına konuşuyorlar ve kimden yetki aldılar acaba?
Masaya yapışmak gerekirken...
Türkiye'nin ne kadar çok iç ve dış sorunu olduğunu görmek için sadece haberlere bakmak yeter. O kadar ciddi sorunlar ki, bizim yerimizde başkası olsa yöneticileri, bırakın uzun ve aile boyu tatilleri (çok çok mecburi kısa seyahatler dışında) bir yere gitmez ve gece gündüz masaya yapışır çalışırdı...
Haberin Devamı

