Malatya olayında hedef saptırma!

Düşünün, kendisini uzun yıllar konuksever, dost canlısı, hoşgörülü olarak tanımlayan bir milletin adı “din veya yabancı düşmanlığı ile Hristiyanları kıtır kıtır kesmek” le özdeşleştiriliyor. Papa ve rahip vurmakla özdeşleştiriliyor

Haberin Devamı

Dün Ruşen Çakır “Malatya cinayetlerini işleyenlerin İslâmcılıktan ziyade ulusalcılığa daha yakın olabilecekleri yönündeki analizim kendilerini ulusalcı kabul eden bazı okurların tepkisini çekti” diyerek başlamıştı yazısına...

Daha sonra da Yeni Şafak’ın “Bunun adı ulusalcı terör” manşetini ve yalnız Malatya olayını değil Rahip Santoro cinayeti, Danıştay Saldırısı ve Hrant Dink suikastının da ulusalcı terör olarak görülmesi gerektiğini yazmalarının yanlışlığını vurgulamıştı. Bu noktada çok haklıydı...

Konuyla ilgili yazan okurlar arasında da “Malatya cinayetlerinin milliyetçilik adına, vatan adına işlenmiş olduğunu empoze eden gazete ve yazarlara” tepki gösterenlerin sayısı az değil.

Bu vahşi katillerin ve diğerlerinin “ulusalcı” olabileceğini, bunun kuvvetli ihtimal olduğunu peşin peşin yazdığınızda tepki gösterenlerin “muhtemelen solcu” veya “ulusalcı” olabileceğini yazmak da yanlış bir tahmindir, zira bu tür bir hataya hangi görüşte olursa olsun herkes itiraz edebilir.

Bırakın Rahip Santoro’yu öldüren genç katilin annesinin “Oğlum Allah için cezaevine girdi” dediğini unutmalarını, neredeyse Papa’ya suikast yapan Mehmet Ali Ağca’nın bile bunu “vatan için” yaptığını söyleyecekler.

Bu olayların hepsinde bir takım örgütler tarafından beyni yıkanmış, kinle, nefretle doldurulmuş insanlar var. Belki de ne “din adına” ne de “vatan adına” değil, sadece “Türkiye’ye düşmanlık” adına yapılan eylemler bunlar. Çünkü her biri, ama tek tek her biri sonuçta Türkiye’ye o kadar büyük zarar veriyor ki temizlenmesi, unutulması mümkün değil.

Düşünün, kendisini uzun yıllar konuksever, dost canlısı, hoşgörülü olarak tanımlayan bir milletin adı “din veya yabancı düşmanlığı ile Hristiyanları kıtır kıtır kesmek” le özdeşleştiriliyor. Papa ve rahip vurmakla özdeşleştiriliyor.

Dünya gazete ve dergilerinde Türklerle El Kaide militanlarının adı aynı yazılarda geçiyor. Bu durumda örneğin “Türkiye’nin Ermeni soykırımını yapmadığı, yapmış olamayacağı” ne kadar savunulabilir?

Artık bu ülkede hiçbir olayın “düz mantık”la aydınlatılamayacağını, zira Türkiye’nin iç ve dış siyasetine vahşi, acımasız şekilde yön vermek isteyenlerin bir-iki değil birçok kaynağı olabileceğini çocuklar bile biliyor.

Gazetelerin yaptığı sadece olayların arkasındaki gerçeği bulandırmakla kalmıyor aynı zamanda yasalara göre “yargı safhasında müdahale” nedeniyle ciddi bir suç da...

Gazeteciliğin her şeyden önce sorumluluk gerektirdiğini, kalemin silah gibi kullanılamayacağını hâlâ, bunca kötü olaydan sonra öğrenemeyecek miyiz?

Yoksa kin ve hırs hepimizin duygularını mı yok etti?

*****

Hayret, bu ne benzerlik?
23 Nisan’da Başbakanlık koltuğuna oturan 11 yaşındaki Kamil Karaca adlı bir ilköğretim öğrencisi müthiş (!) bir konuşma yapmış. Öyle müthiş ki Başbakan Erdoğan konuşuyor olsa aynı cümleleri kullanırdı.

Gazeteciler Başbakan Vekili Kamil Karaca’ya soruyorlar: Cumhurbaşkanı kim olacak?

Kağıttan okunan cevap: “Bu kadar sabrettiniz iki gün daha sabredin, görürsünüz. Kim oturursa otursun önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’ni en iyi şekilde temsil etmesi ve görevini layıkıyla yerine getirmesidir.”

- Peki siz aday olacak mısınız?

“Bu kadar aceleci olmanıza gerek yok. Verdiğim cevabı yine veriyorum. Zamanı geldiğinde göreceksiniz”...

Eh, pes yani sadece “aylardır oynadınız, çelik çomak oynamaya iki gün daha devam edin” cümlesi eksik.

Tesadüf bu ya her ne kadar “Bakan”lığında bile söz edilecek bir başarı gösterememiş olsa da, başbakanın sözünden çıkmayacağı, aynı görüşleri paylaştığı bilinse de (sanki asıl mesele rejim endişesi değil de “türban”mış gibi) cumhurbaşkanı olmasının tepkileri azaltacağı tekrarlanan Nimet Çubukçu’da Kamil Karaca’nın sözünü tekrarlamış gazetecilere: “Ne kadar sabırsızsınız, iki gün daha bekleyin”...

Acaba bütün toplumu, bunları gören herkesi aptal, bir tek kendilerini mi akıllı sanıyorlar bilemiyoruz ki!

DİĞER YENİ YAZILAR