Magazinci arkadaşlar bir ricam var!

Haberin Devamı

Üniversite öğrencilerinden gelen mektuplar onların ne kadar sorumlu ve akıllı gençler olduğunu gösteriyor. Bir ikisi değil, birçoğu “çevrelerindeki insanların Bayram için tatil yörelerinde rezervasyonlar yaptırdığını ve referandumda oy kullanmak için dönmeyeceklerini” anlatıyor. Ve;
“Lütfen onları uyandırmak için bir şeyler yazın. ‘Bir tek oy’ diyerek kendilerini bile küçümseyecek kadar vatandaşlık bilincinden uzak olamayacaklarını söyleyin” diyorlar.

Gencecik öğrenciler bunu takdir ediyor, referandumda oy vermeyeceklerin “vatandaşlığa ihanet” etmiş olacağını biliyor ama yaşını başını almış insanlar sadece birkaç gün fazla tatil yapmak uğruna kendilerinin ve çocuklarının geleceğinde büyük rol oynayacak (seçimlerden çok daha fazla) bu referandumda oy vermelerinin önemini, durumun ciddiyetini fark edemiyor.

Ülkenin yönü değişse bile hala tatilde, eğlencede lay lay lom bir geleceği sürdürebileceklerini sanıyorlar.
İş çevrelerinde de birçok ailenin referandum için tatilden dönmeyeceğini duyuyoruz.

ÇEKİN FOTOĞRAFLARINI, HERKES TANISIN!

Benim bu noktada yerel magazin muhabirlerinden bir ricam var. Onlara önemli bir görev düşüyor. 12 Eylül günü tatil kentlerinde; otellerde, motellerde, plajlarda sorumsuzca yan gelip yatan (işte burada ‘yan gelip yatmak’ cuk oturuyor) tiplerin fotoğrafını çekip sayfa sayfa yayınlasınlar.

Bakalım “ülkesinin geleceğinden çok kendi keyfini düşünen” sorumsuzlar kimlermiş. Hep beraber tanımak isteriz doğrusu.
Magazinciler bunu yaparlarsa “ülkeye ve temiz topluma ” büyük hizmet vermiş olacaklar. Sabırsızlıkla bekliyoruz!

*****


Öcalan referandumdan ne bekliyor?

Her ne kadar “onunla pazarlık yapılmadığı, yapılmayacağı” söylense de, “onunla görüşen bu partide barınamaz” dense de PKK lideri Öcalan masanın öbür ucundan pazarlıklarını sürdürüyor. Avukatları sadece yurt içine değil, dışına da (örneğin Barzani’ye) onun mesajlarını servis edip kurye gibi, sözcü gibi çalışıyorlar.

Bu bir yana, Öcalan son pazarlığında kendisiyle “ sivil bir heyetin” görüştüğünü ( kim bunlar, kim bunlar? Görüşmeyi kim adına yapıyorlar) söyledikten sonra; “15-20 Eylül’de birçok şeyin netleşeceğini, bu tarihe kadar bir gelişme olmazsa, belirli adımlar hükümet tarafından atılmazsa ben sorumluluk almayacağım, her şey olabilir” diyor.

Sizce beklentisi nedir? Referandumun hemen arkasından, 5-8 gün içinde ne olacağını umuyor? Acaba o sivil heyetler hükümete hiç danışmadan kendi kafalarından ona kimsenin bilmediği bir takım ciddi vaadlerde mi bulundular? Yoksa “bu değişiklikten sonra sıranın Anayasa’nın tümüne geleceği” açıklamaları acaba onu “referandumdan sonraki bir hafta içinde değiştirilemez maddeleri de değiştireceğiz” açıklamasının yapılmasını beklemeye mi yöneltmiştir?

Öcalan referandumdan ‘Evet’ çıkarsa Anayasa Mahkemesi’nin artık “değiştirilemez maddeleri koruyacak yapıya sahip olmayacağını, böylece bu işlemin yapılmasının çok kolaylaşacağını” mı düşünmektedir? Öyle ya geçen yıl Cengiz Çandar’ın “Göreceksiniz bakın, değiştirilemez denilen maddeler de değişecek, zaten ne demek değişemez” dediği yazısından sonra başkaları da, hatta son bir hafta içinde de bunu söyledi.

Öcalan da Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değiştiğinde “kurucu unsur ve vatandaşlık tanımlarının değişmesi, Güneydoğu’nun özerk bölge olması” gibi taleplerinin karşılanacağını düşünüyor olabilir pekâlâ...

BDP “boykotta” görünürken Ahmet Türk’ün ve BDP’yi destekleyen tüm isimlerin ‘Evet’ demesinin nedeni de aynı beklenti mi dersiniz? Din ve ırk söylemleriyle Güneydoğu oylarını almak için AKP ile BDP sürekli çekişme içinde olmalarına rağmen, referandumda BDP’nin “boykot edeceğiz” demesine rağmen iktidar partisine açık destek içinde olması bunu düşündürmüyor mu?

Öcalan’ın sözleri çok şey anlatıyor ve hepsi de çok önemli. Keşke bu konuşmayla hangi beklentiyi ve neye dayanarak kastettiğine referandum mitinglerinde değinseler de anlasak. Referandum sonucunu değiştirebilecek olayları atlayıp parti kavgalarına dalmak topluma büyük haksızlık oluyor!

DİĞER YENİ YAZILAR