M.K. ağlıyordu!

Dün Seda Sayan'ın programında imam nikahlı kocası tarafından vücudu jiletle parçalanan, elleri bağlanarak su altında işkence yapılan 17 yaşındaki M.K. vardı...

Haberin Devamı

Dün Seda Sayan'ın programında imam nikahlı kocası tarafından vücudu jiletle parçalanan, elleri bağlanarak su altında işkence yapılan 17 yaşındaki M.K. vardı... İki büklüm vaziyette devamlı ağlıyordu M.K. Dününe, bugününe, geleceğine ağlıyordu.

Türkiye'de çok ciddi bir "kadın ve hukuk" sorunu var. Onun için bununla ilgili röportajımıza devam edelim; Hülya Gülbahar ve Canan Arın anlatıyorlar:

Kanunlar değişti ama tecavüz ve cinayetler aynen devam ediyor. Ağırlaştırılan cezalar hâlâ yeterince korkutmuyor mu?

Hülya Gülbahar: Eski Medeni Kanun'a baktığımız zaman da, eski Türk Ceza Kanunu'na ve diğer bütün kanunlara baktığımız zaman da hayattaki gerçeğin bire bir kanunlara yansıdığını görüyoruz. Ne diyordu kanunlar; açık ve net bir şekilde kadın diye bir şey yok. Kadın evde oturup çocuklara bakacak, kocasının kazandığıyla geçinecek, kocası isterse ailesiyle görüşecek, kocası isterse çalışacak, istemezse çalışmayacak, aile bütçesine yaptığı her şey sadece "katkı" olarak görülecek, evlilik içinde edinilen bütün mallar erkeğin üzerine kayıtlı olacak. Medeni Kanun böyle bir kadın profili, "erkeğin hizmetçisi" bir kadın öngörüyordu evde. Kanunla yapılıyordu bunlar. "Mallar kimin üzerine kayıtlıysa onda kalacak, kadın sadece boğaz tokluğuna ömür boyu bu erkek için çalışacak" diyordu kanun. TCK'ya baktığınızda da "adam kaçırmak, adam öldürmek" vardı. Kadın yoktu, adı anılmıyordu. Kadın "kocasının eşi"ydi. Kadına tecavüz ediliyordu, evliyse "kocasına saldırı yapıldığı için" daha fazla cezaya hükmediliyordu.

Canan Arın: Evli kadını kaçırmaya daha ağır ceza veriliyordu, çünkü kadın kocanın malıydı... Bu nedenle karısını öldüren erkekler 2,5 yıl gibi komik cezalara çarptırılıyordu; kendi mülkü olan bir şeyi öldürüyor, hakkı... Medeni Kanun ve Ceza Kanunu'nda kadın erkeğin malı, mülkü olarak görüldüğü için ve kanunları yapanlar, uygulayanlar kanunların nasıl uygulanacağını anlatan, kitap yazanlar erkek olduğu için kadın uzun yıllar hep kurban, hep mağdur durumdaydı. Emeği de, bedeni de, canı da erkeklerin istediği gibi kullanıldı. Kimliği erkeğin kimliği olduğu gibi çocuklarının sahibi de erkekti.

Güldürmeyin Erivan'ı (2)
(Dünden devam) Orhan Pamuk konusunda da Pazar günü Vatan'da enteresan bir "savunma" sı vardı Murat Belge'nin; meğer Pamuk'un 'Türkler l milyon Ermeni ile 30 bin Kürt'ü öldürdü" demesinin nedeni röportajı yapan Avrupalı gazeteciye sinirlenmesiymiş. "Olay çok basif'miş. Ne kadar makul ve anlaşılabilir bir neden değil mi? Her ne kadar bunca yazar arasında hangi bulunmaz eseriyle aday olduğu bilinemez ise de Nobel adayı olduğu söylenen koca yazar sinirlenmiş ve ülkesinin tarihini karalayıvermiş.

Bu milleti "kolay yutar" zanneden bir grup var ama bence yanılıyorlar. Onların 1915'e nasıl gelindiğini, Ermeni isyanlarını, öldürülen yüzbinlerce Türk vatandaşını, tehcirin nasıl gerçekleştiğini unutarak, unutturarak konuşmasını kimse yutmuyor. Haydi şimdi Erivan'a ve diasporaya aynı alicenaplığı göstermeleri için çağrıda bulunmayı sürdürsünler, bakalım cevap gelecek mi?

DİĞER YENİ YAZILAR