Liderler ankete kızmamalı, tam aksine...

Cuma akşamı bir restoranda çok sevdiğim bir grup arkadaşımla yemekteydim. Bunlardan biri; (diğerleri gibi) son derece akıllı, entellektüel, dünyayı gezip görmüş, ülke sorunlarıyla da çok yakından ilgili bir kadın... Buna rağmen "Ben bu seçimde kesinlikle oy kullanmayacağım" diyor

Haberin Devamı

Cuma akşamı bir restoranda çok sevdiğim bir grup arkadaşımla yemekteydim. Bunlardan biri; (diğerleri gibi) son derece akıllı, entellektüel, dünyayı gezip görmüş, ülke sorunlarıyla da çok yakından ilgili bir kadın... Buna rağmen "Ben bu seçimde kesinlikle oy kullanmayacağım" diyor.

Yemek süresince hepimiz ne kadar uğraştıysak fikrini değiştiremedik. Sabrı taşmış, gelenin kafa olarak gidenlerden farkı olmadığını yıllarca görmüş ve bezmiş... Sabrı tükenmiş, üstelik kafayı bir türlü değiştirmeyen partilere öfkeli. Ne deseniz vazgeçmiyor.

Sonunda konuşma döndü dolaştı, geldi seçim anketine... Üç ilde çıkan rakamları bir de orada tartıştık ki sanıyorum şu günlerde her masada olan da bundan farklı değil.

Sonuçları konuşurken, konuşurken "Nuh deyip peygamber demeyen" arkadaşımız "oyunu mutlaka kullanması gerektiği" konusundaki İsrarlarımıza hak vermeye başladı. Bir anket, kararını vermiş seçmeni fazla etkilemeyebilir ama kararsız veya oy kullanmamaya kararlı seçmeni etkileyebiliyor demek ki.

Üç ilde çıkan başarılı tabloya rağmen AKP'lilerin diğer partilerden daha çok ankete sinirlenmesinin nedeni de bu olmalı. Kararsızların, bu sonuçları görünce "biraz daha kararlı ya dönüşmeleri. Ve daha farklı bir sonucun çıkabilmesi ihtimali.

Erdoğan'ın anketi
Başbakan Tayyip Erdoğan da, kendisi açıkça söylemiyor, ima etmekle yetiniyor ama Türkiye genelinde bir anket yaptırmış. Oradan AKP için çıkan oylar, Tarhan Erdem'in araştırmasındaki kadar yüksek değilmiş. Eğer açıklanan SESAR ve Erdem'in araştırması gibi sonuçlar da, sandığa gitmeyecek, gitse de oy vermeyecek veya "takdir ettiği, desteklediği için" değil diğer partileri beğenmediği için "herhangi bir tercih" yapacak olan seçmenin karar değiştirmesine neden olursa durum daha da değişebilir.

Aslına bakarsanız belki en doğrusu kafaları karıştırmamak için hiçbir anketin yayınlanmaması... Çünkü galiba gerçekten de tek yaran kararsızları etkilemek oluyor bu araştırmaların. Öte yanda sonuçların "samimiyetine, doğruluğuna" inanmayanların sayısı da az olmuyor.

Yoksulluk faktörü!
Haşmet Babaoğlu anket sonuçlarının açıklandığı programda yapılan yorumların "dar siyasetle sınırlı tutulduğu"ndan, "en çok yoksulluğun kitlelerin siyasi tasavvurlarını belirlediği" konusu üzerinde durulması gerektiğinden söz etmişti dünkü yazısında.

Yoksulluğun siyaset ve siyasetçiler hakkındaki kararlan etkilediği görüşüne aynen katılıyorum ama o programda bu konuya değinildi. Ekonominin söylendiği kadar iyi olmadığı; ağır vergiler, işsizlik ve parasızlık, bütün bu nedenlerle vatandaşın alım gücünün iyice düştüğü tekrar anlatıldı. Buna rağmen halkın hâlâ bunlardan geçmiş hükümetleri sorumlu tutmaya devam ettiği, AKP hükümetine verdiği kredinin sürmekte olduğu da...

Onun için belediye seçimlerinden sonra toplumun yoksulluk, işsizlik sorunları başta olmak üzere çözüm beklentisi artacaktır. Nitekim vatandaş kendileriyle konuşmaya gelen gazetecilere "Bunlar da babamızın oğlu değil. Bekleriz, başaramazlarsa onları da göndeririz" demeye daha seçimden önce başlamıştır. Sonuç olarak... Anketlere falan fazla kafayı takmayın, demokrasiyi koruduğumuz sürece siyaset kendi içinde doğru çözümü eninde sonunda bulacaktır. Biz demokrasiye dikkat edelim.

Mutluluk!
Akın Alıcı'nın derlediği Hayata Yön Veren Sözler kitabı benim de zaman zaman "Ne demişler?" köşeme alıntı yaptığım kaynaklardan biri... Özenle hazırlanmış bu kitapta çok güzel kısa öykü ve bilgiler de var. Örneğin aşağıdaki, "mutlu insan"ı anlatan bir yarışmanın sonucu. Enteresan. Sizin de duymanızı istiyorum. Hiçbir şeyle mutlu olamayanlar, sahip olduklarını yeterli görmeyenler özellikle duymalı. Bir İngiliz gazetesinin açmış olduğu yarışmada okuyuculara şu soru soruldu: "Yeryüzündeki en mutlu insan kimdir?" Gelen cevaplardan 4 tanesi ödül aldı.

* İyi yapılmış bir işten sonra ıslık çalan bir sanatkâr.

* Kumda şatolar yapan küçük bir çocuk.

* Yoğun bir iş gününden sonra bebeğine banyo yaptıran bir anne.

* Güç ve tehlikeli bir ameliyattan sonra bir insan hayatı kurtaran doktor.

Ödül alan cevaplar arasında ne mevki, ne para, ne de mal mülk bulunuyordu. (Küçük çocuğun yaptığı kum şato hariç!..)

DİĞER YENİ YAZILAR