Levent Kırca' dan dayak üzerine...

Bugün sevgili arkadaşım değerli sanatçı Levent Kırca'yı eleştireceğim...

Haberin Devamı

Bugün sevgili arkadaşım değerli sanatçı Levent Kırca'yı eleştireceğim. Gerektiğinde bunu yapacağımı iyi bildiği için gücenmeyeceğini de biliyorum. Bir röportajında kadına karşı şiddetle, dayakla ilgili açıklamalar yapmış.

Özetle diyor ki Levent "Medyatik isimler dayağı da gündeme gelmek için kullanıyorlar. Kırsal kesimde kadın erkeğe bağımlı. Orada kadın 'dövüyor ama hiç olmazsa bir lokma ekmek yiyorum' diyor, şehirde erkeğin de kadının da çalıştığı bir toplumda kadının 'dayak yiyorum' diye ortaya çıkmasını mantıklı görmüyorum. Allahaısmarladık der basar gidersin."

Bunları söyledikten sonra da sık sık sevgili değiştiren kadınlardan söz ediyor ve "Dayak yiyorsan onu da değiştir, haftada 2'den üçe çıkar sevgililerini..."

Onun gibi akıllı bir adam için 'çok şaşırtıcı' sözler bunlar... "Medyatik isimlerin her olayı reklâm için kullanmaları" dışında doğru tek bir cümle yok. Bir kere kırsal kesimde kadın erkekten çok tarlada çalışır ki ben bunu birçok yerde gözlerimle gördüm; erkek kahvede, kadın tarlada... Diyelim ki böyle değil, o zaman da kadının evdeki çalışması, çocukları doğurup büyütmesi, ailenin (para dışında) tüm ihtiyaçlarını, bakımını karşılaması çalışmak değil midir?

İkincisi, Levent Kırca' nın konuşmasına göre kırsal kesimde dayağın kabul edilir bir nedeni var ama şehirde yok... Sevgili dostum acaba şehirlerde çalışan kadınların arasında da eşinden şiddet görenlerin sayısının az olmadığından ve birçok kadının çocuklarını ve yuvasını yıkmamayı düşünerek buna katlandığından, basıp gidemediğinden habersiz mi?

Haftada 2 sevgili değiştiren kadınların bu tercihi veya insanların özel yaşam tercihi apayrı bir konudur. Ama şiddetten; dayak, tecavüz gibi olaylardan söz ediyorsak bu bir hayat kadınına bile uygulanıyorsa suç aynı suçtur. Tartışması yoktur. Erkek şiddete (ve hatta sözlü şiddete) başvuramaz. Değişen ceza kanunlarında bu suçların cezası artık eskisinden kat kat fazla, onu da hatırlatmış olayım.

Sevgili dostum Levent Kırca'nın bu konuşmasını görmemiş olmayı dilerdim. Görmemin (yazmamın) önemli nedenlerinden biri de onun gibi sevilen bir sanatçının sözlerinin özellikle söylenenleri iyi değerlendiremeyen, eğitimsiz kesimler üzerinde çok yanlış etkisi olabileceği... Eminim bunu Levent de istemez. Oya Başar yanındayken böyle konuşmalar duymadık Kırca'dan. Oya'sızlık yaramadı ona, farkındayım!

Komik çelişkiler
Okurlarımız "açıkça hükümet yanlısı" buldukları ve çeşitli konulardaki yaklaşımını eleştirdikleri bir köşe yazarının kısa süre önce tartışmalı bir transfer gerçekleştirdiği gazeteye genel yayın yönetmeni yapılmış olmasından pek etkilenmişler. Son olarak Rektör Yücel Aşkın için yazdıklarına fena halde öfke duyan okurlar "Bir gazetecinin olumsuz nitelikleri Türkiye'de ödüllendirilmek için neden midir" sorusunu bize de soruyorlar.

Biz, basının içindeki isimler bu tür olaylara farklı gözle bakarız. Söz konusu olayda örneğin; gazetecinin transferi yapıldığı anda bu transfer için "genel yayın yönetmenliği sözü"nün de önceden verilmiş olduğu o günlerde basın camiasında dilden dile dolaşmaktaydı. Yani daha sonra yaptığı ekstra olumsuzluklar bu kararı etkilememiştir. Ve elbette "önceden bilinmesi" de bir kadın meslektaşına cinsellik içeren sözlü şiddet uyguladığında, böylesine açık bir ayırımcılığa ve saygı dışı eyleme karşı tek kelimeyle itiraz etmeyen insan ve kadın hakları savunucusu, sevgi ve saygı adamı meslektaşlarımızın veya gazetelerimizin bu davranışına makul bir açıklama getiriyor.

Yakın bir zamanda büyük bir medya grubunun patronu olacak bir isimle ilişkileri bozmayı kim ister?

Boşverin insan haklarını, bizde insan hakları da kişilere, çıkarlara göre önem kazanır. Bazılarının özel insan hakları vardır, olmalıdır, el birliğiyle savunulmalıdır, diğerleri ise... Bize dokunmayan yılan bin yaşasın. İşte Paşam Türkiye!

DİĞER YENİ YAZILAR