Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin bence (birçok kişinin de hemfikir olduğunu sanıyorum) AKP içinde en uyumlu, akıllı ve çalışkan isimlerden biridir.
Yine bence, eğer AKP kendi tabanı dışından da destek görüyorsa bu destek Şahin ve onun gibi değişim konusunda inandırıcı olmayı başarmış bir iki ılımlı isim sayesinde olmaktadır. Yoksa bir gün laikliğe, bir gün türbana takıp "zenci-beyaz" benzetmeleriyle, mağdur rolleriyle gündemi işgal edenler ve ertesi gün "Yanlış anlaşıldı, ben öyle dememiştim" diyenlerle bugünkü oy potansiyellerini de koruyamazlardı.
2 Ağustos Çarşamba günü Ruşen Çakır'ın Mehmet Ali Şahin'le yaptığı röportajda da Şahin çok güzel, sağduyulu cevaplar vermişti sorulara... Biri dışında!
Soru "Yani 'muhafazakâr kesimlerin laiklikle ilgili tereddütlerini giderdik mi' diyorsunuz?"
Cevap ise "Evet giderdik ve artık halkımızın cumhuriyetle, başta laiklik olmak üzere onun temel ilkeleriyle hiçbir sorunu yoktur."
Mehmet Ali Şahin işte burada yanılıyor. Bu milletin hiçbir kesiminin (ki "kim muhafazakâr, kim değil" bunu da kimse bilemez) AKP dönemine; yani cumhuriyet, laiklik tartışmaları bilinçli olarak gündeme getirilip laiklik büyük bir yanıltmacayla din karşıtlığı imiş gibi empoze edilene kadar bir sorunu olmamıştır. Olduysa bunu kendileri yarattılar.
Bugün olmadığına inanıyorlarsa, demek ki kendi yarattıkları sorunu çözdüler.
Bu kadar doğru sözlü bir Bakan'ın bunu da cesurca söylemesini beklerdik doğrusu!
(Not: Sevgili okurlarım, dünkü yazımda, telefonla değişiklik yaptığım tek cümlede; "Etek tercih eden bir tek hostes olmamacasına" cümlesinde "olmamacasına" kelimesinin başına yanlışlıkla bir "S" harfi gelmiş. İhmal sonucu olmadığını bilmenizi isterim. R.M)
Cenazede ve duada saygı!
Bazı meslektaşlarımız Duygu Asena'nın camideki töreninde kadınların gürültü çıkardığını, bunun saygı dışı bir davranış olduğunu yazmış, bazıları da törene katılanların aralarında konuşup güldüklerini, bunu bir "sosyalleşme fırsatı" olarak algıladıklarını söyleyip eleştirmişti.
Önce şunu söylemeliyim ki kadınlar orada asla yanlış bir davranışta bulunmadılar. Ben de önde, saf tutanlar arasındaydım; kadınların tek isteği böyle bir "öncü kadın" ın kendileri tarafından taşınması ve onlara da namaz hakkı verilmesiydi ki bu da "Duygu Asena için" son derece yerinde bir istektir. Namazı kıldıracak Hoca oldukça sert bir şekilde kadınlara "geriye çekilmelerini" söyleyince onlar da çekilmeyeceklerini söylediler, olan budur.
Cenaze törenlerine katılanların "ciddiyete aykırı davranışları" konusunda ise ben de hemfikirim. Buna, bırakın kaybedilen kişiye ve ailesine saygıyı, en azından kendine saygısı olan herkesin dikkat etmesi gerekir.
Asena'dan sonra arka arkaya kaybettiğimiz iki değerli ve usta medya mensubu Yılmaz Çetiner ile Cem Şaşmaz da basın adına çok önemli ve üzücü kayıplardı. Daha bunlara üzülürken sevgili meslektaşımız, arkadaşımız Selahattin Duman'ın
12 gün önce kaybettiği annesinin ardından dün de babasının ölüm haberini aldık. Hem ona ve ailesine, hem de Çetiner ve Şaşmaz ailelerine başsağlığı diliyorum. Hepsinin mekânı cennet olsun.
Ünlü isimlerin cenaze törenlerine katılanların sık sık dile getirdiği bir şikayet de TV kameraları ve sunucularının dua sırasında bile aşın bir faaliyet halinde olmaları... Özellikle sunucuların yüksek sesle konuşmaya, anlatmaya devam etmeleri çok kişiyi rahatsız ediyor.
Kısa bir süre için biraz dikkat, biraz saygı, sessizlik bu kadar mı zor acaba?
Laiklik tereddüdü mü, yanlış!
Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin bence (birçok kişinin de hemfikir olduğunu sanıyorum) AKP içinde en uyumlu, akıllı ve çalışkan isimlerden biridir...
Haberin Devamı

