Laiklik konusunda kılıçlar çekildi mi?

Haberin Devamı

“Kılıçlar” demekle eylemi sertleştirmiş oluyorum ama eylem de yenir yutulur gibi değil. Saklanır gizlenir gibi değil.

ÇYDD’nin kurucularından hukukçu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu “Devlet Türkân Saylan’a son günlerinde yaptığı haksızlık için özür dilemeli” dedi, bunu zaten beklemiyorduk ama ülkenin çok değerli bir kaybının onbinlerce kişinin katılımıyla yapılan cenaze törenine bir çiçek, bir bağış bile gönderilmemesinin, Kültür Bakanı Günay’ın Saylan’a yaptıklarından dolayı teşekkür ederken söylediği “Kendim ve hükümetim adına” sözünü sonradan değiştirerek “hükümet”i çıkarmasının (ne kadar açıklamaya çalışsa da) açıklaması yoktur.

Hükümet eğitim ve çağdaşlaşma yolunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan çok çalışma yapan, ülkenin en değerli bilim insanlarından biri olan Türkân Saylan’a yapılan haksızlığı telafi yoluna da gitmedi, onu onore edecek en küçük bir gayret de göstermedi.

Neyse ki halk bu açığı fazlasıyla kapattı. Kapattı kapatmasına da “Hükümetin Türkân Saylan’a bu tutumu takınma nedeni ne olabilir” sorusu yine de ortada duruyor?

Ne yaptı Saylan? Suçu “laik cumhuriyetin önemini dile getirmesi mi, hukuk devletine saygısı mı?” Alman yargısının “didik dikik aranmalı” dediği kişilere ve kuruluşlara dokunulmazken onun evi didik didik aranıp eşyalarına el konduğunda bile hukuka saygılı davranması mı?

Hükümetin Saylan konusundaki tavrı, onun arkasından bile yalanlarını, iftiralarını (dini, inancı alet ederek) sürdürenlerle aynı görüşte olduğu duygusu yaratmıştır.

Laik rejimi savunanlara, laik eğitime hizmet edenlere, ülkeye nasıl bir iyilik yapmış olurlarsa olsunlar AKP hükümeti ve onların “taraf” medyası “düşman” gözüyle bakmaktadır, yapılanın tek açıklaması budur.

Peki o zaman hiç çekinmeden gözler önüne serilen böyle bir tablo ortadayken “laikliğe karşı kılıçlar çekildi” demek gerçekçi sayılmaz mı? Kimse kendini (ya da başkalarını) aldatmaya kalkmasın. Türkiye’nin laik demokratik rejimiyle ilgili bir tehlike mevcuttur ve birçok eylemle, sözle bu tehlike kendini göstermektedir.

Yarın devam edeceğiz...


***



Yalın’ı kim kıskanıyor?

Acımasızlığın, kompleksin bu kadarı fazla diyor insan haberi duyar duymaz... Neymiş efendim; Yalın’ın bir şarkısı ile Norveç’in Eurovision şarkısı çok benziyormuş, o zaman kesinlikle Yalın notaları çalmışmış... Kim diyor; mutlaka kıskanan ya da kompleksler içinde biri (daha önce onunla ilgili başka yalan haberler de çıkmıştı, artık böyle biri olduğu kesinlikle ortada)... Bu haber medyaya işgüzarca yayılıyor ve gazetelerde yer alıyor.

Tamam işte, maksada ulaşıldı ve aylar boyunca yeni albümü için uğraşan sanatçıya hayat zindan edildi... Mutluluğu, heyecanı kursağına tıkandı.

Yalın’ın prodüktörü “Bu şarkının repertuar çalışması 1,5 yıl önce yapıldı, Yalın 9 aydır stüdyoda... Biz benzerlik göremiyoruz ama benziyorsa da benzeten karşı taraftır” diye açıklama yapmış ama artık müziklerinin modası geçmiş, her fırsatta aykırı çıkışlar yaparak isimlerinden söz ettirmeye çalışan birileri ısrarla direniyor; “Hayır çok benziyor, aşırmış diyemeyiz ama...” Diyemezsen sus o zaman, yapmaya çalıştığın nedir? Kendi ülkenin sanatçısını ispat edemeyeceğin bir nota hırsızlığıyla suçlayarak yıpratmak mı? Yani çoğunuzun bugüne kadar yaptığı parçalarda yabancı şarkılardan alınmış notalar, “esinlenmeler” olduğu bilinmiyor mu?

Ayrıca Yunanistan iki yıl önce “Üsküdar’a giderken” şarkısının notalarını birebir aldığında böyle şiddetli tepki göstermiş miydiniz, yoksa biz mi duymadık?

Ya Yalın’ın 1,5 yıl önce yaptığı parçadan Norveç esinlendiyse? Çünkü bizim sanatçımız da şarkıları birçok ülkede çalınan, daha ilk şarkısıyla olay yaratmış bir müzisyen ve sözüyle/notasıyla herşeyi kendisi hazırlıyor. Bugüne kadar kimseden birşey esinlendiğini de duymadık. Bu ihtimali neden aklınıza getirmiyorsunuz da hemen “Yalın esinlenmiş” oluyor?

Tam yeri geldi söyleyeyim; “Her canlı ölümü tadacaktır” sözünü biliyorsunuz ya, Türkiye’de bu kadar kesin bir durum daha var, onun için şu özdeyişi de benden bir kenara yazın: “Bu ülkede her başarılı insan mutlaka cezalandırılacaktır.”

Hem de en çirkin, en avam şekillerde... Türkiye’nin parmakla sayılacak kadar az sayıda “gerçek sanatçı”sı var, onlara bulaşmayın bari... Gerçi sevenlerini etkilemez ama sanatçılar duygusaldır, üzülebilirler. Bu nedenle de ben; Sezen Aksu, Serdar Ortaç, Kenan Doğulu, Yalın, Emre Altuğ, Ferhat Göçer, Murat Boz, Ajda Pekkan ve onlar gibi diğer gerçek sanatçıları yıpratma çabalarında susmam.

Hiç kolay yetişmiyorlar çünkü!


***



Kadın sünneti komedisi!

İşte Diyanet İşleri onun için aylardır uydurma hadisleri ayıklamaya çalışıyor (ve buna bile itirazlarla karşılaşıyor.) Daha birkaç gün önce yazdım, bunların arasında “kadınlar sünnet edilmeli” bile var ve bazı ülkelerde MAALESEF bu korkunç şey de küçücük kız çocuklara “din emri” yalanıyla uygulanıyor.

Türkiye de Müslüman çoğunluklu bir ülke olduğu için, kadın sünnetinin uydurma bir hadise bağlı olduğunu bilmeyen (bu kadar Müslüman aldanırken o nasıl aldanmasın) Avrupa Parlamentosu’nun İngiliz vekili “Türkiye’de tek bir kadının sünnet edilmediğini kanıtlayana kadar AB üyesi olamayacaklarını Ankara’ya bildirdiniz mi” diye soru önergesi vermiş.

Salağın ta kendisi de bu işte, a budala Türk kadınları bunu nasıl ispatlayacak, sorunu sorarken düşünmedin mi?

Yoksa salak değil de kendini fazla mı uyanık sanıyor, o da olabilir yani!

(Not: Aynı soru önergesinde töre cinayetleri de var ki işte Türkiye’yi yönetenler bu cinayetleri; kulağı/burnu kesilerek öldürülen ya da öldürülmeye çalışılan kadınları nasıl anlatacak, önlemek için hiçbir gayret göstermediklerini nasıl açıklayacak orası belli değil.)


***



5 kuruşlarınızı isteyin

Geçenlerde kızım Yasemin etiketlerde fiyatların genellikle yuvarlak rakam yerine 4.65 TL, 20.95 TL gibi “5 kuruş eksik” yazıldığına dikkatimi çekti.

Yasemin diyor ki; “Alışveriş yaptığınızda genellikle 5 kuruşları size iade etmiyorlar. İsteyecek olursanız ‘Nasıl yani, 5 kuruşu mu istiyorsunuz’ diye bir cevap geliyor. ‘Evet’ derseniz kasiyer kızların birbirlerine ‘5 kuruşumuz vaar mıı, hamfendi 5 kuruş istiyor’ şeklindeki alaycı bağrışmalarına hedef olmanız mümkün. Ama ben tüm bunlara rağmen aptal yerine konmak hoşuma gitmediği için her seferinde 5 kuruşumu ısrarla alıyorum. Binlerce, yüzbinlerce kişiden toplanacak 5 kuruşlardan nasıl bir servet oluşturulabileceğini düşünsenize?”

Evet, siz de düşünsenize... 5’liklerinizi mutlaka alın, karşısındakini aptal yerine koymak

Türkiye’de moda oldu çünkü.

DİĞER YENİ YAZILAR