Bana açılan iki davadan ksöz edeceğim bugün size. İkisi de garip davalar. Birinden hiç mi hiç haberim olmadı. Geçenlerde karşı tarafın avukatı;
"Davayı kaybettiniz Ruhat Hanım. Dört milyar ödeyeceksiniz" diye arayınca öğrendim.
'Amanın, ne davası? Haberim yok...'
"Efendim, Yasemin Kumral'a 'kuzu gibi meleyen şarkıcı' demişsiniz, o da dava açtı..."
'Neden? 'Bülbül gibi şakıyan' deseydim yine açacak mıydı? ikisi de hayvan sonuçta. Kuzu melemesinin nesi var?..'
"Kendisi hakaret olarak kabul etmiş."
'İyi ki kuzular yazılarımızı okuyamıyor. Onlar da kendilerine hakaret edildiğini ileri sürerek dava açabilirlerdi...'
Konuşma bu minvalde uzun süre devam edebilir. Sonu yok çünkü. Hale bakar mısınız hayvanlar ne kadar hor görülüyor bazıları tarafından. Hem de zarif hayvanlar bunlar. Ya Barış Manço'nun "Arkadaşım" dediğine benzetseydik. Müebbet hapis veya 100 milyar filân mı ceza vereceklerdi?
Zor iş gazetecilik...
Tabiî ben Yasemin Kumral'ın yerinde olsaydım aynı yazıda "Şöhret uğruna sizi vitrin olarak AKP'ye almalarına ses çıkarmadınız" türünden cümlelere dava açardım. Asıl onlar kanıma dokunurdu. Yıllar boyu bu millet sanatçı adı altında ortaya çıkanların sesinin neye benzediğini gayet iyi duydu, öğrendi nasılsa...
Ne yazık ki dava bana haber verilmedi. Sabah gazetesinden ayrılmadan hemen önce yazdığım için o gazeteye açılmış ve bir avukat sessiz sedasız takip etmiş. Veya hiç etmemiş (bu daha akla yakın.) Duysaydım ve kendimi savunabilseydim biraz zor kazanırlardı.
Duyup savunduğum Candan Erçetin davasından beraat ettim. Erçetin "Röportajıma söylemediğim sözler ilâve edilmiş" diyerek yine Sabah gazetesine açtığı davayı kaybetmiş.
Yazılan cümlelerin bantta kayıtlı olanlarla birebir aynı olduğu anlaşılmış.
Böylece her gazeteciye aynı itirazların yapılamayacağını anlamış oldu Candan Hanım.
Bu arada... Onun "Elbette" şarkısını beğenirdim, ama geçen Cuma akşamı Beyaz'ın (son derece eğlenceli) programında söylediği şarkıyı duyunca 'İyi ki Eurovision'a Sertab Erener katılmış. Ya ondan önce kendisine gelen teklifi kabul etse ve bu şarkıyla katılsa ne olurdu halimiz' diye düşündüm.
Bir kez daha "Siyaset karıştı Eurovision'a" derdik hiç şüpheniz olmasın.
Laf aramızda, banyoda mırıldanılacak türde her şarkı söylenmeli midir mutlaka?
(Haydi tekrar mahkemeye Ruhat Hanım. Bu gidişle maaş mahkemelere gidecek!)
(Not: 1. Mesut İktu'dan önceki İstanbul Devlet Opera'sı (İDOB) Müdürü'ne, oynanan oyunların dekorlarını yakıp, yıkıp, sattığı için "Bu da Neron Sendromu" demiştim. O da dava açmıştı. Ne dememiz gerekiyor, sizin aklınıza gelen daha iyi bir başlık var mı?)
2. Yazılarımda suç oluşturan nedenler varsa cezama razıyım ELBETTE. Ama "kuzu gibi meleyen" sözüne ve trafik cinayetlerine neredeyse aynı ağırlıkta cezalar verilmesine karşıyım haklı olarak. Bunu da belirtmiş olayım!)
Altın kalpli insanlar
Hakkari Yüksekova'da bir ilköğretim okulunun kitapları olmadığını, öğretmenlerinin okunmuş kitap istediğini yazmıştım. Sevgili okurlarımız göndermeye başladıktan sonra teşekkür ettim ama bir kez daha ediyorum; tam 30 koli kitap gitmiş.
Harikasınız, muhteşemsiniz, olağanüstüsünüz. Duygulusunuz, güzelsiniz; iç güzelliğiniz mutlaka hepinizin yüzünü de aydınlatıyor. Sizleri görmüyorum ama bundan eminim. Akdeniz Üniversitesi'nde okuyan ve Antalya'dan yazan, "500 milyon TL" okul parası için adeta yalvaran, bunu borç olarak istediğini, yazın çalışıp ödeyeceğini söyleyen öğrenci okurumuzu da yazdım size. "Ecevit'in Hafızası ve Sistem" başlıklı yazımda. Ecevit'in bakmadan attığı bir imzayla 3 katrilyon birilerinin haksız kazancı olurken 500 milyona muhtaç, okumak isteyen öğrencilerimizin olduğunu söyledim, hatırlayacaksınız.
Hemen o gün Türkân Sabancı aradı ve öğrenciye ihtiyacını göndermek istediğini vurguladı. Bu yardımı yazmamam için de çok ısrar etti. Umanm bana kızmaz ama yazıyorum. Sabancılar vakıflarıyla, okullarıyla, engellilere yardımlarıyla, bağışladıkları müzelerle kendilerine düşeni yeterince yapıyorlar. Ama Türkân Sabancı uzun konuşmalarımızdan da bildiğim gibi son derece dikkatli bir izleyici, okuyucu ve çok iyi kalpli bir insan. Gerçekten yardıma muhtaç birini (özellikle de bir öğrenciyi) gördüğünde duyarsız kalamıyor.
Tabiî biz de o yardım yapılmadan önce mutlaka "söylenenlerin doğruluk derecesini" araştırıyoruz.
İşte üniversite öğrencisinin 4 Haziran'da gönderdiği mail;
"Sizlere çok teşekkür ediyorum, sağolun. Çok mutluyum, inanın duygularımı size anlatamam. Gerçekten çok teşekkür ediyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum.
Saygı ve sevgilerimle"
Türkân Sabancı hemen o gün yardımı göndermiş. Ben de hem dikkatli bir VATAN okuru olduğu; hem de en acil şekilde bir öğrenciyi bunalımdan kurtardığı için ona çok teşekkür ediyorum.
Kuzular yazımı okusaydı...
Bana açılan iki davadan ksöz edeceğim bugün size. İkisi de garip davalar. Birinden hiç mi hiç haberim olmadı. Geçenlerde karşı tarafın avukatı; "Davayı kaybettiniz Ruhat Hanım. Dört milyar ödeyeceksiniz" diye arayınca öğrendim
Haberin Devamı

