Öyle bir dönemden geçiyor ve öyle akıl almaz olaylara, konuşmalara şahit oluyoruz ki hiç kimse üzerine düşen görevi yapmaktan kaçamaz.
Hele bundan sonraki kuşaklara birinci dereceden borcu olan mesleklerde bulunanlar.
Gazeteciler, hukukçular, eğitimciler, sivil toplum kuruluşları.
Özellikle de kadınlar. Kadın meslek sahipleri.
Cumartesi günü "Bakire krizi" başlıklı yazımda TCK Komisyonunda Bakanlık adına konuşan Prof. Doğan Soyaslan'ın "Tecavüz eden evlenirse suçu hafifletilmeli. Her erkek bakire ile evlenmek ister" sözüne değinmiş ve bu komisyonda yeni tasarıyı oluşturan bazı isimlerin psikolojik tedaviye ihtiyaçları olduğunu bir kez daha vurgulamıştım.
Doğan Soyaslan'ın "Tecavüze uğrasam evlenirdim" sözlerini henüz duymamıştım bu satırları yazarken. Duyduktan sonra bazı isimlerin derhal bir kliniğe kapatılması gerektiğine inanıyorum. Hastalığın derecesi topluma aşırı zarar verecek duruma geldiğinde bu kaçınılmazdır. Bu sağlıksız kafalar yalnız kuşaklar boyu binlerce kadın ve çocuğun (her gün sayısı 8 ile 20 arasında değişen sapıklar tarafından Türkiye'nin her köşesinde tecavüze uğramış çocuk, genç kız ve kadının haberlerini okumaya devam ediyoruz) zarar görmesine neden olmayacaklar, toplumu -özellikle de eğitimsiz, işsiz, hasta insanları-suça teşvik edecekler.
Suç ve ceza kavramını, kısacası adaleti ortadan kaldırıp dengesiz, çürük bir insan çoğunluğu, felaket haberlerinin art arda duyulduğu mutsuz, anarşik bir ülke yaratacaklar.
Konuşmak lazım!
Prof. (demeye bile dilim varmıyor) Soyaslan ve onunla birlikte komisyonda birkaç isim "Tecavüzden kaçamıyorsan bari keyfini çıkar" gibi garip, çağdaş ülkelerde duyulamayacak bir Türkiye esprisini gerçek yapmaya uğraşıyorlar.
Onlar çocuk ve genç kızlara tecavüzün cezasını hafifletmeye uğraştıkça çocuklara toplu tecavüz haberleri giderek artıyor. Okulların önü sapıklarla doluyor.
Türk Ceza Kanunu konusunda bir skandal yaşanmakta. Bu skandal, Cumhuriyet Resepsiyonu konusunda yaratılan "türban krizi" gibi başka olaylarla birlikte Cumhuriyet'in 80. yılına gölge düşürecektir.
Bu akşam Habertürk'te "Basın Kulübü" nde kadın yazarlar bütün bu gölgeleri tartışacaklarmış. Dün Habertürk'ten aradılar, hâlâ rahatsızlığım tam olarak geçmediği için katılabilecek miyim bilmiyorum.
Ama 15 yıldır kadın hakları konusunda ilgili bakanlar ve STK'lar ile dayanışma içinde ciddi şekilde mücadele veren, ayrımcılık, türban sorunu gibi konularda en fazla yazıya sahip bir gazeteci olarak şu anda bunu içtenlikle istiyorum.
Hala profesörlerinin bile böylesi kafalar taşıdığı bir ülkede verilecek zararları önlemek için her şeyin açık açık tartışılması gerçekten şart oldu!
İki kitap
Son haftalarda elime geçen, başucumdan eksik etmediğim iki yeni kitap var. Biri, genç bir üp doktoru olan Murat Toktamışoğlu tarafından yazılmış; Aklın öteki Sesi, diğeri ise hepimizin merakı olan rüyaların anlamını öğrenebileceğiniz Düşler Penceresi. Nil Eldem uzun bir çalışma sonucunda rüya yorumlarını çok güzel düzenlemiş. Size de duyurayım dedim.
İyi Pazarlar diliyorum.
Kurtulamıyorsan, keyfini çıkar
Öyle bir dönemden geçiyor ve öyle akıl almaz olaylara, konuşmalara şahit oluyoruz ki hiç kimse üzerine düşen görevi yapmaktan kaçamaz
Haberin Devamı

