Bu "turizm" denen şey her ne ise onu biz anlamıyoruz, siz anlamıyorsunuz, sadece ONLAR anlıyor.
Onlar kim? Sahillerimizde tek bir bakir koy bırakmamaya kararlı Turizm Bakanlığı ile bir dünya kenti olan İstanbul'un en turistik bölgesinde turizmi katletmeye kararlı Çevre Bakanlığı.
31 Temmuz Pazartesi günü VATAN'ın 5. sayfasında "Gözde kulüplere ses baskını" başlıklı haberle "Endonezya Uzakdoğu'nun İran'ı mı olacak" başlıklı haber tesadüfen yanyana gelmişlerdi. Aralarındaki ilişkiyi yazımın sonunda anlatacağım.
Ortaköy ve Kuruçeşme'de yer alan 11 kulübün "gürültü nedeniyle" kapatıldığı haberleri Salı ve Çarşamba günleri de devam etti.
Bu haberden çok önce Reina ve diğer kulüplerin yakınında bulunan İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü'nün bir yönetim kurulu üyesinden gelen telefon benim dikkatimi o sahile çekmişti. Beni arayan üye; Kulübün ve içinde daha önce yanan Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu'nun da bulunduğu geniş bir alanın belli bir şahıs veya kuruluşa verilmesinin planlandığını (bir Arap şeyhi veya Ofer'den söz ediliyormuş) bu nedenle Yüzme İhtisas'in bir gün içinde polis baskınıyla tahliye edildiğini anlattı.
60 yıllık, 1000'in üstünde sporcunun her gün antreman yaptığı (ve kısa süre önce restore edilen) bir kulüp, yönetiminin "Önce yer gösterin, biz tahliye edelim" isteği dikkate alınmadan bir gün içinde boşaltılırken Beden Terbiyesi'nden gelen yetkili ve bazı polislerin ağlayan küçük sporculara "Bugüne kadar siz yüzdünüz, artık biz yüzeceğiz" dedikleri de anlatılanlar arasında...
Gurur duymak yasak!
Sonra da gürültü nedeniyle, içinde onlarca restoran (Çin, İtalyan, Fransız, Japon, Meksika, Türk vb.) bulunan ve görene "yeryüzünde bu kadar güzeli yok. Turizm açısından ne gurur verici" dedirten kulüpler kapatıldı. Dün Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'ı arayarak ondan bilgi istedim.
İsmail Ünal 2005 Temmuz'undan önce bu kulüplerle ilgili sorunların çözümünün Kaymakamlık kanalıyla yapıldığını, o tarihten sonra sorumluluğun Belediye'ye geçtiğini ve kendilerinin koordineli bir çalışmayla, karşılıklı anlaşarak sorun yaratmadan idareyi yürüttüklerini söyledi. Fakat sonra, Mayıs 2006'da yeni bir yasa çıkarılmış ve kontrol İl Çevre Müdürlüğü'ne (Çevre ve Orman Bak. bağlı) geçmiş.
Bildiğiniz gibi bu Müdürlük de kolay çözümü (!) bulmuş ve sahildeki tüm kulüpleri turizm sezonunun ortasında (üstelik İstanbul "turist" diye inlerken) kapatıverdi. Yarın devam edeceğiz.
Küslerin yönettiği garip ülke
Birkaç gün önce CHP Genel Başkanı Deniz Baykal son derece önemli bir noktayı dile getirdi:
"Türkiye'de, Ortadoğu'da çok önemli gelişmeler oluyor. Her gün şehitlerimiz geliyor. Başbakan 2 günde 15 şehit gelince birden dikleşti ve 'Bakanlar Kurulu toplantısı çok şeye gebe' dedi. Ama hep beraber gördük ki hiçbir şey çıkmadı. Toplumu uyutmak, tepkisini azaltmak için yapılmış bir açıklama olduğu ortaya çıktı. Amerikalılar'a gidip 'Bu başbakanı kullanın' diyen danışmanı Zapsu büyükelçilerle görüşüyor. Üstelik bir sürü çelişkili açıklamalarla. Neler söylüyor elçilere? Elçiler neler söylüyor? Bunları kimse bilmiyor. Ne Cumhurbaşkanı, ne biz, ne Dışişleri Bakanlığı, ne de Genelkurmay!"
Başbakan Erdoğan'ın, Ortadoğu birbirine girmişken çıkıp "Asker gönderebiliriz" dediğini ama
Cumhurbaşkanı ile görüşmediğini, Meclis'e ana muhalefete, kamuoyuna bilgi vermediğini söyleyen Deniz Baykal yerden göğe haklıdır. Ekonomide "anlatılan hikayelerin doğru olmadığını ve böyle giderse Türkiye'de işlerin bir kez daha sarpa saracağını" söyleyen bankacılar, iş adamları da iç ve dış siyasetteki istikrarsızlığın sakıncalarından söz etmekteler.
Tayyip Erdoğan'ın bu "Tek karar mercii" havasına girmesi ve Dışişlerini de devreden çıkarması Abdullah Gül'ü kızdırmış.
Bundan daha doğal ne olabilir? Cumhurbaşkanı'na küs, Dışişleri Bakanı'nı solla, basına veryansın et, öte yanda danışmanınla birlikte aklına eseni yap.
Başbakan acaba koskoca bir ülkeyi yönettiğinin, kurumlan hiçe sayan ve "içte sorunlu bir ülke" havası yaratırsa bunun zararını 70 milyonun göreceğinin farkında mı?
Kulüp kapatma yöntemiyle turizm!
Bu "turizm" denen şey her ne ise onu biz anlamıyoruz, siz anlamıyorsunuz, sadece ONLAR anlıyor...
Haberin Devamı

