Dün başladığım; Ortaköy ve Kuruçeşme'de yer alan 11 kulübün "gürültü mazeretiyle" toptan kapatılması ile ilgili yazıma devam ediyorum. Yazının sonunda önce Belediye'de olan sorumluluğun çıkarılan bir yasayla İl Çevre Müdürlüğü'ne geçtiğini ve onların da en kolay çözümü seçerek, kulüpleri içindeki çok sayıda yerli ve yabancı restoranla birlikte kapattıklarını söylemiştim.
Başkan Ünal "İşletmelerin de sorumluluğu var, üstlerine düşeni yapmaları gerekir ama..." diyor. "Ama gürültü önlemi almanın yolları vardır. Belli bir saatten sonra gürültü yaptırımlarla durdurulabilir. Şunu kabul etmek mümkün değil; Beşiktaş bir turizm bölgesidir ve turistik mekânları bu şekilde kapatamazsınız."
Nasıl kapatırsınız; önce 3 Nisan 2006 tarihinde "Norm Kadro çalışmaları" sırasında Beşiktaş'ı "turizm bölgesi olmaktan" çıkarırsınız, böylece itiraz gelecek en önemli nedeni ortadan kaldırır ve istediğinizi yaparsınız.
Bu yapılınca Beşiktaş Belediyesi yürütmenin durdurulması için yargıya başvurmuş ama henüz sonuç çıkmamış.
Yasa değişikliği önemlidir
Boğaz'daki kulüplerin gürültüsü her yıl gündeme gelirdi ama sorumluluğun Belediye'de olduğu yıllarda gelmemişti. Demek ki çözüm var. Ayrıca Arnavutköy'de oturanlar bilirler, artık eskisi kadar yüksek müzik sesi duyulmuyor. Diyelim ki karşı sahil rahatsız oluyor, çözüm 11 kulübü birden kapatarak mı bulunacak?
Örneğin; insanların bahçelerine koydukları ve çevreyi havlamalarıyla fena halde rahatsız eden köpeklere çözüm onları veya asıl sorumlu olan sahiplerini yok etmek midir?
"Uzakdoğu'nun İran'ı mı olacak" denilen, bir erkeğe baktığı için genç kızların kırbaçlandığı, kadın programlarının, kadın omzu, bacağı görünen fotoğrafların, resim, yazı ve şiirlerin yasaklanacağı, örtünmeyen kadınlara 2 yıl hapis cezası verilecek olan Endonezya ile ne ilgisi var diyorsanız açıklayayım.
Orada da bütün bunlar değiştirilen bir tek yasa ile yapılıyor: "Pornografi ile Mücadele Yasası"...
Bahane ararsanız her türlü bahaneyi bulmak mümkün...
Bilmem ki siz bir süre önceki içkili mekânların şehir dışına çıkarılması projelerini de unutarak bütün bu olaylara; meselâ müzik dinlenen, içki içilen, dans edilen mekânların kapatılmasına basit ve rutin olaylar gözüyle mi bakıyorsunuz?
Kutsanmış aydınlar!
Geçenlerde haftalık dergilerden birine bakarken yeni bitme aydınlarımızdan (!) birinin yazısına rastladım. Aydın düşmanlığından söz ediyor, az yetişen bir avuç aydına "yarı aydınlar" tarafından yapılan karalamalara değiniyordu.
Malûmunuz bu aydınlar sulak yerlerde yetişiyor ve bir anda boy atıp herkesleri geçerek "aydınlar listesi"nin tepesine kuruluyorlar. Öyle bir liste ki bu, her isteyen, yeterince aydınlanmış olduğuna inanan veya başkalarının "aydın olduğunu düşündüğü" isimler giremez.
Önce, kim tarafından ve hangi kıstaslara göre hazırlandığı bilinmeyen bu listelerdeki isimler tarafından kutsanması gerekir. Hani sanırsınız ki Ku Klux Klan veya onun gibi bir örgüte, tarikata girmek için yapılan törenler benzeri bir tören yapılmaktadır bu iş için...
"Nerelerde okudunuz, bilgi dağarcığınızda neler var, ülkenize zarar verecek bir takım faaliyetler içinde bulunmakta mısınız veya geçmişte bulundunuz mu (bulunmayan pek az isim o listelere girebilmiştir bugüne kadar), yurt dışında Türkiye karşıtı gruplarla birlikte çalıştınız mı, onlar sizi kısa sürede kendi ülkeniz, tarihiniz hakkında doğru (!) şekilde bilgilendirdiler mi" gibi soruları cevaplamaksınız önce belki...
Haa, bir de "değişim"e fazlasıyla açık olacaksınız. Yani yurt dışında filân sizi bilgilendirmek üzere ortaya çıkanlardan aldığınız enformasyonu hemen yutacak, sindirecek ve yutturmaya hazır bekleyeceksiniz. Böyle değilseniz ve hele kutsanmış aydınlarla farklı görüşlere sahipseniz siz o listeye giremezsiniz arkadaşlar. Yassah!
Orası bir futbol kulübü gibi, sanki Aydınspor...
Forması var, hak kazanacaksın o formayı giymeye. Kulüp yönetimi verecek kararı.
Ve bu formalı beyler, hanımlar aydın olmanın eleştirilere de açık ve saygılı olmak, farklı görüşteki aydınlarla tartışabilmek, tez ortaya koyabilmek, tezini zıt fikirlere karşı savunabilmek, hele de kendi ülkesini, devletini yabancı basında, televizyonlarda -sırf onlara yaranabilmek veya başka çıkarlar adına- yermemek, suçlamamak olduğunu asla kabul etmezler.
Eleştiriye, karşı tezlere kapalı oldukları için açık oturumları bile aslında "kapalı"dır. Gerçekten "açık" olan oturumlara katılmazlar.
Siz böyle olabilir misiniz? Olamazsanız susun, en fazlasından "yarı aydın"sınız siz...
Ah bir aydın olsaydım, daba dibi dibi dum!
Kulüp kapatma yöntemiyle turizm (2)
Dün başladığım; Ortaköy ve Kuruçeşme'de yer alan 11 kulübün "gürültü mazeretiyle" toptan kapatılması ile ilgili yazıma devam ediyorum...
Haberin Devamı

