Başbakan Erdoğan’ın çelişkili konuşmaları o kadar çok ki her gün yazılsa bitmiyor, yenisi geliyor.
Örneğin geçenlerde DTP’ye haklı olarak “milleti ırk üzerinden bölüyorlar” dedi. Tamam doğru söylüyor da AKP’nin ve kendisinin yıllardır milleti sırf oy amaçlı olarak din üzerinden nasıl acımasızca böldüklerini düşününce söz etkisini yitiriyor.
Son olarak TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın “Kriz Türkiye’yi etkileyecek, krizden endişeliyiz” sözlerine bozulmuş ve meşhur “yangına körükle gidiyorlar” sözünü tekrarladıktan sonra “Böyle bir dönemde bunu söylemekten büyük tehlike olamaz” demiş.
Kendi yarattığı tehlikeyi unutmuş tabii, nüfusu 70 milyonu aşan ülkede sürekli olarak millete “En az 3 çocuk yapın” mesajı veriyor ve örnek olarak da yıllardır bir-iki çocuktan fazlasını yapmadıkları için genç nüfusu azalan ama DÜNYANIN EN ZENGİN 8 ÜLKESİNDEN DE BİRİ OLAN Almanya’yı gösteriyor.
İşte devletin eğitimini, sağlığını, geçimini düzenleyemediği, milyonlarca işsiz ve yoksulu olan bir ülkede ekonomik kriz fena vurur milleti ve hâlâ Erbakan gibi “çoğalın” diyorsanız onun sorumluluğu da sizin olur.
ADALET BAKANI’NA SESLENİYORLAR!
Kapanan dükkanların sahiplerinden, kredi borçları altında çılgına dönen ve yardım isteyen vatandaşlardan gelen telefonların, mektupların sonu yok.
Öyle çaresizler ki... Adalet Bakanı’nın memleketi olan (ben de yeni öğrendim) Karabük’ten arayan bir vatandaş ağlayarak “Şu kredi borçlarını zamana yaysınlar. Üç ay hapis cezası veriyor, hapishane borcunu da ödetiyor, insanların evine, işine el koyup sokağa atıyorlar. Çoluk çocuğumuza yazık, Bakan bize yardım etsin... 12.500 icra dosyası var, 5000’ine 3 ay hapis cezası verilmiş” diyordu.
Bu bankalar insanlara kredi kartlarını bol keseden çifter çifter dağıttılar, şimdi tepelerine biniyorlar.
Haydi millete çözüm bulun, bankaların milleti ezerek kendini kurtarmasına susmayın.
Çok çocukla nüfusun 3 katına çıkmasını istemekle olmaz, o nüfusun yaşaması gerekiyor. Haydi, haydi gerçeği anlatan herkesi, en önemli sivil toplum kuruluşlarını paylamayı bırakın ve koşun yardımlarına da görelim samimiyetinizi!
Bir de lütfen boş zamanlarınızda büyük alışveriş merkezlerindeki mağazalarla konuşuverin. Avrupa’da, Amerika’da olmadığı kadar çok sayıda mağaza -her nasılsa- onlar gibi zengin olmayan Türkiye’de açıldı ama birkaç istisna dışında hepsinin şikayetleri büyük... Konuşursanız krizin “kime teğet geçtiğini” anlayacaksınız.
Eliniz değmişken “paspasçı” olmak için fabrikalara başvuran üniversite mezunlarına bakmanızı da önerebilirim.
Olmaz ya belki bir ihtimal bunlar sizi “seçim poşetine muhtaç çok çocuk” ısrarından vazgeçirir!
Din ahlaksızlığa alet edilirse ne olur?
Son günlerde Türkiye’yi en çok sarsan olayların başında yaşlı bir çocuk tecavüzcüsünün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması ve hızla artan çocuk tecavüzleri geliyor.
Bursa Ağır Ceza Mahkemesi suçlunun tutuklanması için yapılan başvuruyu da reddedince, zaten Adli Tıp ve Mahkeme’nin akıl almaz kararlarıyla öfkesi doruğa çıkan toplum “devlet bizi koruyacağına tecavüzcüleri mi koruyor” tepkisiyle ayağa kalktı. Bu tepkide suçlunun televizyonları dolaşarak “dini” büyük suçuna mazeret haline getirmesinin, aynı yola çalıştığı gazetenin de başvurmasının payı büyüktü.
Bu hafta Her Açıdan’da ilahiyatçı, hukukçu, yazar (Allah ile Aldatmak kitabının da yazarı) Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kadın ve Aileden Sorumlu eski Bakan İmren Aykut ve İstanbul Üniversitesi Ceza Hukuku Anabilim Dalı Bşk. Prof. Dr. Adem Sözüer ile bu konuyu tartışacak, aynı zamanda son genel seçimde en doğru tahmini yapan AG Araştırma Kuruluşu’nun Başkanı Adil Gür’den AKP oylarının hızla düşmesinin nedenlerini öğrenmeye çalışacağız.
En önemli sorumuz: dini, İslâm hukukunu ve hatta Hz. Peygamberi, eşi Hz. Ayşe’yi bile “cinayetten farksız suç eylemlerine alet edenler hangi büyük yalanlarla aldatıyor”
olacak.
9 Kasım Pazar günü öğlen 12.30’da (bazen 5 dakika erken başlıyor, dikkat) STAR’da hepinizi tartışmamıza bekliyorum.
“Aldatılmak istemeyenleri” desem daha doğru olacak!

