Kraliçe'nin zerafeti çizdirdiği an!

Bu kraliçe başkaydı, yalnız bizim medyada değil bütün dünya medyasında bir "dünya starı"yla eşdeğer ilgi görüyor, gazetelerin, dergilerin baş sayfalarını, kapaklarını süslüyor. Adeta Ortadoğu'nun prenses Diana sıydı...

Haberin Devamı

Bu kraliçe başkaydı, yalnız bizim medyada değil bütün dünya medyasında bir "dünya starı"yla eşdeğer ilgi görüyor, gazetelerin, dergilerin baş sayfalarını, kapaklarını süslüyor. Adeta Ortadoğu'nun prenses Diana sıydı.

Merak ediyordum doğrusu; acaba onu bu kadar ilgi çekici kılan özellik sadece güzelliği, ulusal ve uluslararası yardım kuruluşlarına destek vermesi, eğitim, sağlık konularında gösterdiği gayret miydi, yoksa kişiliğinden gelen çok özel bir farklılık da var mıydı?

Kraliçe Rania'yla ilk kez 23 Şubat'ta Doğan TV İcra Kurulu Başkanı Arzuhan Yalçındağ'ın Esma Sultan Yalısı'nda onuruna verdiği öğle yemeğinde karşılaştım. Daha kapıdan girer girmez o sabah onunla birlikte AÇEV'in okulunu ve Kanal D'yi dolaşmış olan iş adamı ve gazetecilerden ne sıcak, ne akıllı, ne doğal bir kadın olduğunu dinledim. Biraz sonra kendisi geldi. Abartıdan uzak zarif lacivert tayyörü içinde hoş, nazik, çok zayıf ve uzun boylu bir kadın.

Yakın incelemede (birçok insanın aksine) çok fotojenik olduğunu ve fotoğraflarında (veya TV'de) gerçekte olduğundan daha güzel göründüğünü düşündüm. Fotoğraf çekilirken daha güler yüzlü, daha cana yakın... O da starlar gibi biraz profesyonelleşmiş. Bununla birlikte bir Arap ülkesinin kraliçesi olarak aydın, çağdaş, şık ve güzel bir kadın olması yalnız kendisi için değil, ülkesi adına da büyük şans... İlgi, reklâm, yaptığı işlere dikkat çekilmesi az başarı değil...

Sonra Arzuhan Yalçındağ'ın yemek öncesinde kusursuz İngilizcesiyle yaptığı konuşmayı dinledim. Onu daha önce bir kez Brüksel'de, bir kez de Kanal D'nin kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmalarda dinlemiştim. İyi bir konuşmacı olduğunu düşünmüştüm, Cuma günü ise izlerken gurur duyduğumu fankettim.

O da şık, o da güzel ve aydın Türk kadınını iyi hazırlanmış konuşmaları ve uluslararası çalışmalarıyla çok iyi temsil ediyor. Bu da bir ülkenin öne çıkan kadınlarında çok önemli bir özellik... Kraliçe konuşma yapmadığı için pek methedilen, "doğal, sevimli, akıllı" bulunan konuşmasını duyamadık.

AÇEV Konferansı'nda şaşırttı
Ertesi sabah Swiss Otel'de Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nın (AÇEV) "Okul öncesi eğitimin önemi" konusunun bizden ve diğer ülkelerden konuşmacılar tarafından tartışılacağı konferanstaydım.

Saat 10.30 sıralarında ve henüz Kanada İleri Araştırmalar Enstitüsü Kurucusu Dr. Frasier Mustard "açılış konuşması" nı yaparken (ve gerçekten çok önemli bilgiler aktarırken) konferansı sunan Rana Pirinççioğlu sahneye geldi ve Emine Erdoğan'la Kraliçe Rania'nın ayrılmak zorunda olduklarını, bu nedenle konuşmaya ara verileceğini açıkladı. Dr. Mustard'in yüzünde şaşkınlığını takibeden acı ifadeyi görmeliydiniz.

AÇEV'in kurucusu Ayşen Özyeğin, Vakfa büyük destek veren eşi Hüsnü Özyeğin ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu da mecburen arkalarında gazeteci ordusu ile birlikte kalkarak onları kapıya kadar geçirdiler ve bu arada konferans durdu.

Detaylar ele verir
Dr. Frasier Mustard konuşmasının bundan sonraki kısmına Davranışlar, davranış bozukluklarının nedeni" konusuyla devam etti, tesadüf müdür bilemeyiz.

Bizde en önemli toplantılarda bile katılan bakanların toplantıyı keserek ve telaş ortamı yaratarak salona gelip gidişi sık sık görülür ama aynı hatayı "zarif" manşetleri atılan Kraliçe Rania'nın yapması esaslı bir şoktu doğrusu.

Kraliçe'nin gelme nedenlerinden biri (sanıyorum öncelikli olan) AÇEV Konferansı idi ve o konuşma 15 dakika sonra bitti. Beklemeliydi. Alel acele nereye gittiklerini merak ettim; TEGEV Parkı'na gitmekten, Emine Erdoğan'la öğle yemeği yiyeceklerine, Kraliçe'nin dinlenmek üzere odasına gittiğine kadar birçok nedenden söz edildi... Her ne olursa olsun...

Konferansı dinlemeye devam ederken "Zerafetin detayda gizli" olduğunu düşünmekteydim.

DİĞER YENİ YAZILAR