Mizaha bayılırım... Karikatüre, komediye, espriye bayılırım. Öğrencilik yıllarımdan beri insanlarda, "espri yeteneği" de en takdir ettiğim özelliklerden biridir. Kendi içinde eğlenen bir aileye ait olmak çocukluğumda bu açıdan bir şanstı, eğitimimin birkaç yılını İngiltere'de almış olmak, çok genç yaşlarda "espri yeteneğine ve anlayışına" önem veren bir toplumun içinde bulunmak da...
Onun için her ortamda veya en ciddi anlarda bile beni ve yanımdakileri güldürecek bir şeyler ararım. Buna rağmen bazen de gerçekten ciddi olmak gerektiğine inanıyorum. Her konuyla dalga geçtiğiniz zaman, hele de bunu topluma mal ederek yapıyorsanız "şaka ile karışık, Sadri Alışık" durumlar çıkıyor ortaya (nur içinde yatsın). Olduğumuz yerde sayıp duruyoruz.
Leman dergisinin dün Caddebostan Plajı'nda yaptığı "Vatandaş, donuna sahip çık" mitingi de aslında oldukça gırgır bir buluş, güzel bir espri... Vatandaşların "donlu protesto" mitingi fotoğraflarını görsem bende gülerim. Ama ya bu "vatandaş" Caddebostan'dan, Zeytinburnu'na, Tarabya'dan Bebek'e kadar sahiller boyunca donuna sahip çıkmaya kalkarsa? Ya daha 10-15 yıl onlan don paça, araba lastikleriyle ve asfaltlara kadar yaktıkları mangalları, kilometrelerce alana yayılan et kokulanyla görürsek? Haydi bizi bırakın, canımız Türkiye'mizde her türlü abukluğa alıştık artık ama ya turistler, yabancılar?
Bir dünya şehri
İstanbul gibi bir dünya şehrinin göbeğinde en turistik, en güzel köşelerinde istediğimiz veya onların görmeyi umduğu bir görüntü müdür bu? Yunanistan'da, onun adalarında var mı buna benzer bir görüntü?
Her geçen yılla birlikte biraz daha ilerlemek, medeniyeti içimize sindirmek, gelişmek mi yoksa yüz yıl geriye gitmek mi -ki o zaman bile insanların herkesin içinde donla denize
girdiğini hiç sanmıyorum- istiyoruz buna karar verelim.
Ayrıca bu donlu vatandaş örneğin Almanya'ya gittiği zaman Türkiye'de yaptığı laubali, kural, saygı tanımaz davranışları yapıyor mu? Hayır, oralarda kuzu kuzu o toplumun kurallarına uyuyor. O toplumun KURALLARINA... Medeniyete alışmak öyle davranmak zorunda kalıyor.
Ben bu konunun ciddiye alınması ve önüne geçilmesi, daha da doğrusu insanlarımızın kendi otokontrolüyle don gömlek olayına son vermesi gerektiğine inanıyorum.
Bir kadın okurum "Bir İstanbul çocuğu, kızı, kadını ve annesi olarak bu konudaki görüşlerinizi destekliyorum. Yalnız bir yerde yanlışlık var. 'Kral çıplak' demiştiniz ya başlık olarak... Bence bizim krallar donlu!" diyen bir mail göndermiş dün. Doğru söylüyor, krallar donlu. Ama ne zamana kadar?
Adalar'dan Moda'lara, sonsuza kadar mı donlu kalacaklar? Ve biz onlara alkış mı tutacağız?
(Not: Caddebostan mitingine ilgi gösterilmediği haberini yazım bittikten sonra gördüm. Buna hayran olmaz mısınız? Eminim olursunuz. Bu mudur, budur!
Helâl olsun Caddebostanlılara!)
Neden Mine'yi savunuyorsunuz?
Okuduklarını doğru değerlendirenler çoğunlukta çok şükür ama arada "çok yanılanlar" da çıkıyor. Her yazıdan sonra, o yazıda adı geçenleri neden savunduğumu veya karşı çıktığımı soranlar...
Neden CHP'yi veya neden Deniz Baykal'ı savunuyorsunuz? Neden Mine Kırıkkanat'ı savunuyorsunuz? Neden onu, neden bunu?
Hiçbir nedeni yok oysa; yazılarımda eğer bir şahıstan söz ediliyorsa mutlaka "doğrularım" beni onun yanında yer almaya yönlendirmiştir. Olay bu. Kişiler değil ilkeler, düşünceler, görüşlerdir beni ilgilendiren.
Örneğin; değerli meslektaşım Mine Kırıkkanat'la hiç karşılaşmadık, onu sadece yazılarından tanıyorum. Eleştiri sınırlarını aşmış olabilir ama görüşü doğruydu, ona hak verdim (nitekim mitingle ortaya çıktı). Benzer bir şekilde, okurların çok tepki gösterdiği bir yazısı nedeniyle bir başka meslektaşım, Gülay Göktürk'ü savunmuştum. Yazdığı konuda onunla tamamen farklı fikirdeydim ama bana çok aykın gelen bir görüşü savunduğu için ona kişisel olarak da öfke duyulmasının karşısındaydım.
Bir başka meslektaş Nazlı Ilıcak'la birçok konuda zıt kutuplar gibiyiz, TV'lerde de farklı görüşleri savunduğumuz olmuştur ama geçenlerde benim yanımda yer aldığını anlatan bir yazı yazdı. O konuda ben haklıydım ve bunu görmüyor gibi davranmayı doğru bulmamıştı.
Demek ki "neden o, neden bu" diye bir soru olmamalı. Biraz daha dikkatle okumanızı ve iyi düşünerek karar vermenizi istesem ne dersiniz?
Kral donlu!
Mizaha bayılırım... Karikatüre, komediye, espriye bayılırım. Öğrencilik yıllarımdan beri insanlarda, "espri yeteneği" de en takdir ettiğim özelliklerden biridir. Kendi içinde eğlenen bir aileye ait olmak çocukluğumda bu açıdan bir şanstı
Haberin Devamı

